Çok kalas, az heves

AKM bir daha yıkılıyor! </br>'Vurun AKM'ye' yazısı </br>Radikal'de yayımlanalı daha </br>birbuçuk yıl bile olmamış.

AKM bir daha yıkılıyor!
'Vurun AKM'ye' yazısı
Radikal'de yayımlanalı daha
birbuçuk yıl bile olmamış.
Konu kapanır gibi olmuş.
Unut(tur)ulmuş. Şimdi yeniden
kazmalar fora. Hem de görevi
'anıtsal varlıklarımızı korumak'
olan kurula kararı kaldırtılarak.
Koskoca bina meydanda durup
dururken kim yıkmaya tevessül
eder? Hem bu konu tartışılmamış
mıydı? İnsanın aklına türlü türlü
şeytanlık geliyor. Tövbe tövbe!

Temel soru: Bir mekânı kültüre
ait kılan nedir? Denebilir ki,
'teknik donatılarının yapılış
amaçlarına uygun olmasıdır'.
Yetmez. 'Adında kültürün
geçmesidir.' Yetmez.' İçinde
kültürle ilgili bir şeyler olup
bitmesidir.' O da yetmez. Bir
mekânı kültür mekânı yapan
kültürle soluk alıp vermesidir.
İnsanla dolup taşmasıdır. Yani
yaşamasıdır.

Mimarlık çevrelerinden gelen
tepki haklı ve değerli. AKM'nin
yıkılması (ve yerine AKM bis
yapılması) hiç savunulamaz. Bunun
Merkez'in (eski adıyla 'Saray'ın!)
mimari değeri açısından da iler tutar
yanı yok.Yine de konunun sadece
mimarlara bırakılmayacak denli
canalıcı olduğu meydanda. Bir
sönüp bir alevlenmesine bakılırsa
süregelen tartışma AKM'yi kem
gözlerden korumaya yetmiyor.

AKM'nin Cumhuriyet döneminin
'kültür anıtı' ihtiyacı için yapıldığı
biliniyor. Ancak, AKM, İstanbul'un
kültürel ihtiyaçlarına çare değil.
Kaç kişi tarafından, ne kadar
kullanıldığı belli.Yılda kaç opera,
bale,tiyatro gösterisi, konser,
sergi yapıldığına bakılmalı.Kaç
izleyicisinin olduğuna.Yıl
boyunca ne kadar açık olduğuna.
Bu sorulara 'AKM burda!'diye
cevap verecek kaç kişi çıkabilir?
AKM orada ama AKM'nin temsil
ettiği mekân yaşamıyor. O sadece
modernist bir rüyanın günümüze
gelen gerçeği. Merkez'in içindeki
atölyelerin toplam alanı yaklaşık
1.300m2. Acaba yıl boyu kaç parça
iş üretiliyor? Prova salonları da bir
o kadar yer kaplıyor. Acaba yılda
kaç tek sanat eseri üretiliyor? Bir
de AKM'yi yıktırmak isteyen
bakanlığa bağlı 6 müdürlük de
AKM'nin içinde. (Tartışmalarda
örnek gösterilen Paris'teki
Beaubourg'da sadece 3 müdürlük
var. Bunlardan ikisi binanın dışında.)
Yani epey daire de var. İşte AKM
böyle gelmiş, böyle (yıkıma doğru)
gidiyor. En güzel sözü mimar H.
Karabey söylemiş. 'İşletmesi kötüyse
işletmeci bakanlık hakkında suç
duyurusunda bulunulmalı' demiş.

Geçmişte (şimdilerde demokrat olan)
bir general atılıp sendikalar
ve üniversite hakkında uluorta atıp
tutmuştu. Bir kimse çıkıp da ne
diyorsun dememişti. İçi boşalan
kurumlara böyle olur. Sahipsiz
kalırlar. AKM'ye kim sahip çıkacak?
İçeride dairesi olan yıkmaya niyetli
bakanlığa bağlı müdürler mi?
Operanın, balenin izleyicileri mi?

AKM (yangından önceki kısa süreli
faaliyeti saymazsak) tam 31 yılda
günyüzüne çıkabildi. 30 yılda
da yıkılıyor. Yeni durumlara pek
kolay uyum sağlayan, bellek
derinliği düşük bir milletiz. Acıları,
sevinçleri, kültürel değerlerimizi
çarçabuk unutuyoruz. Yeniyi
yapmak için eskiyi ya yakiyor,
ya yıkıyoruz. Yeni olana naif,
güvensizlikten gelen bir tuhaf
imanımız var. Bu ülkede aydın
olmak biraz da bellek ticareti
yapmak demek.

Bu defa öyle yapmasak? Şu
AKM'nin içinde neler olması
gerektiğini hep beraber tartışsak?
Onu kültüre geri kazansak? Kültür
mekânı nedir ki? Az kalas, çok
heves.