Cumhuriyet aydını Metin And

Aydının ışığı silikleşeli çok</br>oluyor. Şimdilerde hemen hiç</br>kimse 'entel' görünmemek için</br>konuya ilişmiyor.

Aydının ışığı silikleşeli çok
oluyor. Şimdilerde hemen hiç
kimse 'entel' görünmemek için
konuya ilişmiyor. Mümkünse
popüler kültür hakkında ahkâm
kesilmeye çalışılıyor. Dizi TV
yarışmaları üzerine kısa yazı,
uzun demeç hazırlanıyor. Gerçek
merak sahibi olmak ayıp sayılıyor.
Mümkünse STK'lardan birinde
konforlu bir yer tutuluyor. Aydın
dolaşım dışı. Cumhuriyet'in ilk
yıllarında Meşrutiyet'ten miras
'münevver' vardı. Daha sonra
aydın. Çeyrek yüzyıl önce de
bir tür küfür olan 'entel' çıktı.
Şimdi seyrek olarak (hem de
tek 'l' ile yanlış yazılarak)
'entelektüel' kullanılıyor. O da
bir insanı işaret etmek için isim
olarak değil. Bir sıfat olarak.

Metin And'ın 80. yaşı Truva
Folklor Araştırmaları Derneği'nce
kutlandı. Dostu Sabri Koz da bazı
desteklerle bir armağan kitap
derleyerek yayımladı. Kitabı en
baştan sonuna kat ederken Metin
And misali Cumhuriyet aydını
neslinin tükenmekte olduğunu
düşündüm.

O bir Cumhuriyet çocuğu.
Fasıl yapmak için toplanılan
bir yüksek bürokrat evinde
doğmuş. Ankara'da. Küçükken
sıkıntılı zamanında Mozart
nameleriyle huzur bulmuş.
Tam bir Batı eğitimi ve
terbiyesi almış. Piyano dersleri,
elinde partisyonla konser
izlemeler. Londra'da okumuş.
Ankara'da dergi çıkarmış.
ABD'ye burslu gitmiş. Batı'ya
doğru gittikçe Doğu'yu keşfetmiş.
Karagözü, ortaoyununu, Osmanlı
tiyatrosunu, ta'ziyeyi...
Burnumuzun dibinde dursa da
başımızı çevirip bakmadığımız
onca şeyi.

Hocalık da yapmış. Ankara Dil
Tarih'de tiyatro tarihimizin en
araştırıcı, çalışkan kuşağının
yetişmesine önayak olmuş. Ama
orada da durmamış. Tiyatrodan,
gösteriye ve nihayet düpedüz
Oyun'a kadar gelmiş. Bence
'Oyun ve Bügü' kesinlikle
başeseri sayılmalı. Bu sırada
çocukluk merakı illüzyona da
hiç ihanet etmemiş. Hatta fırsatını
buldukça sahnede icra etmekten
geri durmayarak. Metin And çok
üreten bir homo ludens.

Birkaç yıl önce dostum Samih'le
(Rifat) Ankara'da kitap-evinde
Metin beyle uzun bir söyleşi
yaptık. Metin bey çoktandır
tiyatroya gitmiyor ama enfes
tiyatro kitapları yazıyor. (80.
yaş törenini tiyatrocuların değil
folklor derneğinin düzenlemesinin
bununla ilgisi olabilir mi?)
Hayattaki faaliyetinin merkezine
yazma işini koymuş. Diğer her
şeyi ona göre düzenliyor. Samih
çok güzel siyah-beyazlar çekmişti.
Metin bey de bizim fotoğraflarımızı.
Bir yıl sonra beni kırmayıp bir
sömestreliğine de olsa öğrencilerime
ders ziyafeti sunmaya geldiğinde
Samih'le fotoğraflarımızı da
yanında getirmişti. Hem de onları
nazar boncuğu stiker'ları ile
minyatür gibi süsleyerek.

Her sahici aydın putkırıcıdır.Metin
bey de Türk tiyatrosunu 'nezih'
hale getirerek kısırlaştıran ve
halkın eğlencesi olmaktan çıkaranın
Ertuğrul Muhsin bey olduğunu
apaçık söyler. Her aydın biraz
hocadır. Metin bey çoktandır
ders vermeyi bıraksa da kapısına
gelen tüm araştırmacılara
dağarcığını, kitaplığını ardına kadar
açar. Her aydın gibi Metin bey
de yalnızdır. İlgilenmek istediği
şeylere, meraklarına yeterince
zaman ayırabilmek için. Bugünün
entellektüeli ise, hiçbir şeyi
sahiden merak etmeden, aynı anda
pek çok şeyden hoşlanıyor.

Cumhuriyet aydını tarihe karışıyor.
Ya Cumhuriyet'in kendisi?