Gitti güzelim macenta!

Anket defterini saklamış olan </br>var mıdır? Bir tür yazılı (sahici </br>kâğıda, sahici kalemle) facebook </br>gibidir.

Anket defterini saklamış olan
var mıdır? Bir tür yazılı (sahici
kâğıda, sahici kalemle) facebook
gibidir. Kaynağında galiba
Proust'un bir vakitler cevap verdiği
sorular olabilir. O günlerde, belki
40 yıl var, anket defterinde şöyle
25-30 arkadaşından cevaplar olmayana genç bile denmezdi. Bir önceki döneme ait
hatıra defterinin (şükür onu
saklamışım) yerini almıştı. Sorular
arasında unutulmaz bir ikili vardı.
"Dostlarınız /arkadaşlarınız kimler?"
sorusu. Herkes kendi anketini
doldururken adının arkadaş mı
yoksa dost olarak mı daha çok
geçtiğini saymadan edemezdi.
Anket defterleri bulunsa, 'anket
defteri surat defterine
karşı' diye bir sergi bile açılabilir.

Anket defterinin en beylik
sorularından biri 'Sevdiğiniz renk
hangisi' idi. Bazen tek, bazen
iki renk yazılıverirdi. Öyle fuksiya,
siklamen gibi renkleri yazan pek
çıkmazdı. (Hatta griyi bile
yazan olmuş mudur?) Kimse
renk tercihinin cemaat ya da
ruh haliyle ilgisini kurcalamazdı.
Olsa olsa 'kim benimkini tercih
etmiş' diye bakılır, bir nevi renk
kardeşliği araştırılırdı. Malum
basmakalıp renklerle zevklerin
tartışılmazlığı deyimi akla gelir,
ötesine geçilmezdi.

30 küsur yıl önce macentanın adını
ağzına alan kimse yoktu. O, daha
sonra, arkadaşlar reklamcı olmaya
başlayınca zuhur etti. Tasarımda
pantone kartları kullanılmaya
başlamıştı. Renkler kodla anılır
olmuştu. Yapılan işin rengi biraz
ölgün oldu mu 'Atalım şuraya biraz
macenta' fikri durumu kurtarıverirdi.
Hem çok bilinmeyen bu rengin adını
uluorta geçirmek renk skalasına
hâkimiyetin de göstergesiydi. Neye
benzediği tam bilinmese de ağızlara
pek yakışırdı...

Bir zaman kurtarıcı bir renk
olan macenta kurtarılmayı bekliyor.
Zira macenta satıldı! Uyanık
Alman telefon şirketi Deutsche
Telekom macentayı satın aldı.
Markasıyla birlikte tescil etti.
Bundan böyle sanal âlemde macentayı görebilmek için şirketin sitesine
girmek zorunda kalacağız!
Ctm 002534774 macenta
artık sadece parayı bastıran D.
Telekom'un logosunda yer alacak.
Tıpkı enerji içeceği Kırmızı
Boğa'nın (Red Bull) adına rağmen,
gümüş-maviyi mülkiyetine
geçirmesi gibi...

Şimdi internette 'macentaya özgürlük'
rüzgârları esiyor. Sitelerde, 'blog'larda
bu rengin esaretten kurtarılması için
amansız bir savaş veriliyor. Oysa
Macenta Savaşı 1850'lerde Fransız
ordusunu yanına alan Piemonte
birliklerinin Milano'ya ulaşmasıyla
zaferle sonuçlanmıştı. Rengin adı da
savaşın yapıldığı İtalyan kasabasından
(bir rivayete göre Fransız askerlerinin
pantolon renginden) geliyor. Şimdi
İkinci Macenta Savaşı nette yapılıyor.
Özgürlük yanlılarının müttefiki rengin
tescile konu edilemeyeceğini savunan
AB mahkemeleri. İşgalci Avusturya
ordusunun yerinde ise Alman şirketi
var. Kim derdi ki, eskiden adını bile
bilmediğimiz bir renk, esir olmasın
diye savaşlar verilecek? Kim demiş,
renkler tartışılmaz diye?

Macentayla, gümüş-mavinin kaderi
ne olur bilinmez. Ama renklerle
ilgili tartışma bitmez. Newton, Goethe,
Wittgenstein da renkleri büyük bir
zevkle tartışmamışlar mıydı? Şimdi
bu tartışmayı duysalar kalemi kırıp,
defteri kapatırlar mıydı?

Bilimkurgu ustalarından biri (galiba
Clarke?) tanrının bir milyarıncı adı
telaffuz edildiğinde, adı küreye çıkmış
şu küçük dünyamızı aydınlatan son
yıldızın ışığı da sönmüş olacak diye
kehanette bulunmuştu. Renkler bir bir
eksildikçe geriye bir tek sanal mavi
kalacak, dünya renksiz bir boşluk
olacak hissine kapılıyor insan.

Aptallık salgınının kol gezdiği bir
ortamda boşluk. Fena fikir değil.