İstanbul'da İstanbullu olmak

İstanbullu olmak? Zor soru. </br>Çok cevabı olabilir. Hiçbiri </br>yeterli olmayabilir. Kimileri </br>doğum şartını öne sürebilir.

İstanbullu olmak? Zor soru.
Çok cevabı olabilir. Hiçbiri
yeterli olmayabilir. Kimileri
doğum şartını öne sürebilir.
'İstanbul'da doğan herkes
İstanbulludur.' Ya da ana-babası
doğan İstanbullu sayılabilir.
Bir başka görüş, ikamet
koşuluna yaslanabilir. 'İstanbul'da
yaşayan herkes İstanbulludur.'
Ya da belli bir süredir
İstanbul'da oturanlar denebilir.
Birkaç yıl önce İstanbul'da
doğmayan İstanbullu ünlülerin
billboardları sokakları
doldurmuştu. Sahi İstanbullu
kime denir?

Boğaz'ın Asya yakasında 'şirin'
bir kasaba. Dereleri, Osmanlı
kalıntıları, iskelesiyle. Bir buçuk
yıldır hafta sonlarının erken
ve tenha yürüyüş parkurunda.
İskelenin yanında küçük kahve.
Taze çay. Kışın muşamba altından
da olsa dört mevsim Boğaz.
Günün birinde yok! Kahve
kapatılmış. Sırtını dayadığı yalı
her an yıkılabilir diye... İskelenin
öte yanındaki balıkçı rıhtımında
hummalı faaliyet. Temel atılıyor.
Yeni yalı yapılacak. (Tabii
eskisinin 'aynı' olacak!) Boğaz
bir lokma olsun görünmez olacak...
Bir büyük boş arazi. Denizin
kıyısında. Dere ıslahı şirketinin
çamurlu kamyon parkingi. Koca
greyderler çalışıyor. Belediyenin
otobüs garajına dönüştürülüyor.
Bir ay sonra duraklar kaldırılıyor.
Tekrar çamurlu parkinge dönüş...

Sokak ve caddelerin adlarıyla
levhaları tam iki defa değişiyor.
Numaralarla birlikte... "Orada,
kimse evini bulamasın diye her
gün numaralar değiştirilir." Böyle
demiş Canetti. İstanbullu olmak
her gün değişen numaralara
rağmen evini bulmak demek...
Yer duygusunu kaybetmeden,en
hafif haliyle tutabilmek demek.

Peki bu şehirde hareketlilik nasıl
bir şey? 1 Mayıs'ın resmi tatil ya
da İşçi Bayramı olmadığı malum.
Taksim Meydanı'nın 'milli
gurur' durumları hariç kullanıma
açık olmadığı da. 1977 katliamının
30. yılında Taksim'e çıkmak
isteyenlere karşı neler yapılacağı
bilinmiyordu. Hemşehriler bunu
öğrenemediler. Doğrudan yaşadılar.
İşlerine gitmek için yola
koyulduklarında. İskeleler kapalı,
yollar tutulu, köprüler tıkalı. Tıpkı
kar yağdığında, üstü uluorta örtülü
dereler taştığında, Papa ziyaret
ettiğinde olduğu gibi. Kimi evine
geri döndü. Kimi alternatif
güzergâh, araç buldu. Gecikmeli
de olsa işyerlerine vardılar.Yolda
gaz servisinden nasibini alanlar da
oldu. İstanbullu olmak hareketlilik
engellendiğinde çareler yaratıp
menzile geç de olsa- varmak
demek.

İstanbul'un zor yönetilen bir kent
olduğu söylenir. Büyük haksızlık.
İstanbul'u yönetmek aslında pek
kolay. Milyonlarca insanı kafaya
takmayınca güle oynaya yönetilir.
Hayatı paranteze alırsınız olur biter.

İstanbulluluk doğum ya da ikamet
üzerinden tanımlanamaz. Sevimsiz
sürprizlere uyum üzerinden, her şeye
rağmen kentte (ve ayakta) kalma
kararlılığı üzerinden tanımlanabilir.
İstanbullunun kentin topografyası
içindeki serencamı kentlerin baştan
keşfini öneren sitüasyonistlere
parmak ısırtacak cinsten.

İstanbul'da vaktin günü gününe
uymaz. Gece uzar, gün sarkar.
Kentin en hızlı anında zınk!
İstanbul'da vaktin şiiri henüz
yazılmadı.