Kamunun oyunu kim takar?

Kamuoyu nasıl tanımlanabilir? Bir</br>tür siyasal, sosyal ve ekonomik</br>aktör? Sokaktaki vatandaşın </br>herhangi bir konudaki görüşü?

Kamuoyu nasıl tanımlanabilir? Bir
tür siyasal, sosyal ve ekonomik
aktör? Sokaktaki vatandaşın
herhangi bir konudaki görüşü?
Aslında varlığı olmayan soyut bir
kavram? Tanım, bunlardan biri
ya da üçü birden olabilir.
Kamuoyunun, şu son 50 yılda
bir tür fetiş haline getirildiği
kuşkusuz. Tüm fetişler gibi gelir
getirici bir faaliyet aynı zamanda.
Böyle olduğu için de günlük hayat
içinde vızıltısı ikide bir duyuluyor.

En son yayımlanan bir kamuoyu
yoklaması insanda meseleyi
didikleme iştahı uyandırıyor.
Hürriyet'in başlığı aynen şöyle.
"Dink için fatiha okunur- yüzde 47.2"! Nasıl derler, "Kavgada söylenmez" cinsinden. Tövbe, tövbe! Sonuçlara bakılırsa, ankete cevap verenlerin
yüzde 13.3'ü 'Dink'in öldürülmesi
özel bir durum olduğu için' ardından
fatiha okunmasında bir mahsur
görmemiş. Allah razı olsun!
Neresinden bakılsa insanın cinini
tepesine sıçratacak türden.

Anketteki diğer sorular da pek politik. Erdoğan cumhurbaşkanı olsun mu?
(Cevap: Olmasın-yüzde 57.3) Erdoğan cumhurbaşkanı olursa başbakan kim
olsun? (Gül-yüzde 55.8) Türkiye-
Ermenistan sınırı açılsın mı?
(Açılsın-yüzde 47.8) Türkiye K.Irak'a müdahale etmeli mi? (Etmeli-yüzde 56) Ben en çok iki soruyu ve cevaplarını sevdim. 301. madde hakkında bilginiz
var mı? (Yok- yüzde 72.5) Ve en muhteşemi. Yaşayan en beğendiğiniz
devlet adamı? (Fikrim yok-yüzde 28.5)
Ki tamamen doğru...

Yoklamayı Metropoll şirketi (adı pek
güzel, metropol çağrışımı da var!)
yapmış. Bu zekice soruları nasıl
akıl etmiş? Hele fatiha okunmasıyla
ilgili olanı? (Acaba Türklüğün temel değerlerini alaya almaktan dava
açılamaz mı?) Anketin siparişini
kim, neden vermiş? (Türkiye'de
derin devlet var mı sorusuna yüzde
57.1 evet denmesi halkımızın
masallarla arasının iyi olduğunu
gösteriyor.) 2.000 küsur kişiyle
konuşmak kaça patlamış? Anket
uygulananlar kimler? Hangi
kriterlere göre seçilmişler? Bir
ne idüğü belirsiz anketin
sordurabileceği yüzlerce sorunun
birkaçı. Lakin şu rengârenk pasta
grafikler gazetelerde şık duruyor.
Araştırma filan denilince pekâlâ
okurun da ilgisini çekiyor. Yine
de anket bizi neden öptü demeden
edemiyor insan.

Aslında bu işleri başımıza açan
Descartes'tan başkası değil. Hani
şu "Düşünüyorum o halde varım"ı
açık ve net bir düşünce olarak
bulan adam. 1600'lerin başında
30 Yıl Savaşı yaşanırken
birdenbire ermiş! Olayları
parçalara ayırarak analiz yapıp
sonra da soyut kavramlara
ulaşmak onun marifeti. Tüm
sosyal, siyasal, vb. olayların iki
(ve daha çok) eksenli grafiklerle
açıklanması Descartes'ın hediyesi.

Bütün bunları da rüyasında, daha
doğrusu kâbusunda görmüş. Onun kâbusundan yumurtlanan kamuoyu
'şeyleri' şimdi hepimizi ahmaklaştıran
bir kâbusa dönüşmüş durumda.
Arada, Hrant'a fatiha türünden
sivrilikler olmasa ne fena olduklarını
unutmaya meyilliyiz.

Kamu deyip yüceltilen sokaktaki
adam basbayağı tehdit altında.
Bize odaklanan her kamera, her
uzatılan mikrofon, her yanaşan
anket formu aklımıza yönelik
birer uyuşturucu aslında.

Kamu denen şeyin oyunun para
etmediği dönemde kamuoyu
yoklamalarında "burda!" olmaya
ne hacet! İktidarlar bile azınlık
oyuyla iktidar olmuyor mu?