Kentten bienale hediye

Kıyamet koptu. İstanbul'un orta </br>yeri bienal. Onun çevresinde çok </br>şey dönüyor. Açılışlar birbirine </br>karışıyor, randevular şaşıyor.

Kıyamet koptu. İstanbul'un orta
yeri bienal. Onun çevresinde çok
şey dönüyor. Açılışlar birbirine
karışıyor, randevular şaşıyor.
Koleksiyoncular gözlerine
kestirdiklerini ucuza nasıl
alacaklarını soruşturuyor.
Gazeteciler bir elde kadeh, öbür
elde kâğıt kalem not tutuyor.Az
sanat üstüne bolca insan ilişkisi
ve kart alışverişi... Bu toz duman
kalkınca sanatın haline bakılacak
elbet.



O arada Tasarım Haftası da başladı
bile. Galata Köprüsü'nün üzeri her
gün başka şenlik.
Bienalin konusunun iyimserlik olduğuna
bakmayın. Bienalin konusu düpedüz
kent. Hem de birkaç bienaldir...

Nasılsa görmek istemeyeceğiniz bir
küçük etkinlik 'Manifatura'. Bienalin
yeni mekânı İMÇ'nin hemen arkasında.
Şimdi kim gider oralara? Küçükpazar'da
ahşap işi yapan İsmail Usta, demirci
Servet Usta, diğerleri genç sanatçılar ve
tasarımcılarla bir araya geldiler. Hallerini,
geleceği, kenti düşlediler. Onlara
gencecik Gürcü ve Ermeni sanatçılar da
katıldı. Bilgi Üniversitesi'ndeki
öğrencilerimizle buluştular. Bütün yaz
araştırdılar. Arkadaş oldular. Büyük
toplantılarda konuşulanları yaşadılar.
Ortaya çıkan şey, kentin bienale küçük
bir hediyesi. Küçük ama anlamlı bir
hediye. Gitmeseniz de o hediyenin
değeri azalmayacak...

Şimdi onların izinden, şu dört güne
sığıveren şeyin süresini nasıl uzatıp tüm
kente doğru nasıl çekiştiririzi tahayyül
zamanı.