'Medya Pazarı'na hücum!

İnsanların şeylerle ilişkisi hep bir</br>tuhaf. Eski çağlar insanının avın</br>arkasından bakarken gözlerindeki</br>o parlaklık unutulmamalı.

İnsanların şeylerle ilişkisi hep bir
tuhaf. Eski çağlar insanının avın
arkasından bakarken gözlerindeki
o parlaklık unutulmamalı. Şeyler
merak ve arzunun yakıtı. Çok daha
sonra insanın malla ilişkisi daha
bir tuhaf. Daha keskin, doymak
bilmez bakışlar. Edindikçe daha
çok edinme duygusu. Arzunun
dizgininden boşanıp başıboş,
sağa sola saldırması. Sanal çağda
durumun değiştiği sanılabilir.
Sanal uyarıcılar insanın mala
düşkünlüğünü azaltmıyor oysa.
Olsa olsa daha arsızlaştırıyor.

Geçen gün Ümraniye'de Media
Markt vakası yaşandı. Media
Markt yani Medya Pazarı'nda
talan oldu. Henüz yeni açılmış
Alman menşeli indirimli elektrik-
elektronik mallar satan mağaza
önündeki kuyruk, yıkıcı bir sele
dönüştü. Yağmanın ucundan
dönüldü. Mağaza 'sevgili tüketici'
diye başlayan bir teşekkür mesajı
yayınladı. Mağazanın 'yoğun
ilgi nedeniyle' kapatıldığını ilan
etti. Bir alışveriş bayramı felakete
dönmeden önlenmiş oldu. Y. Baydar
gidip de perişan olanların çilesini
Sabah'ta pek güzel yazmış. Gidip
de eliboş dönenlerin düşkırıklığını
da.

Yeni kuşaklar kuyruğu pek bilmez.
Pek pek stadyum bilet gişesi
önünde. Vize beklerken. Kulüp, bar
kapıları açılmadan. Biçare emekliler
elektronik bankacılığın vaatlerine
kulak asmayıp banka önlerinde
uzun yarenlikler etmekten hâlâ
vazgeçmiş değil. Oysa sevgili
cumhuriyetimizin belleği kuyruk
hikâyeleri doludur. Sümerbank'da
bez kuyruğu, ekmek-kömür
kuyruğu, dolmuş-otobüs kuyruğu,
gaz kuyruğu, 'malboro' kuyruğu.
Buna rağmen talan öyküsü pek
enderdir. Yumuşak başlı(kalpli?)
Türk halkı kuyrukta canını vermiş,
birbirini yemiş ama asla maraza
çıkarmamıştır.

İthalat kapıları açıldıktan ve duty
free (bir de Amerikan askerlerinin
avucuna birkaç dolar sıkıştırıp
'pieks'den mal çıkartmaca vardı)
bir azınlık rüyası olmaktan çıkınca
halkımız mala doydu sanmıştık.
Kazın ayağı başkaymış. Daha
yaşanacak yağma, girilecek
kuyruk varmış.

Alman elektronik perakendecisinin
'bedavaya' veriverdiği ürünlerin
hiçbiri Alman, Amerikan ya da
Japon malı değil. Kore'de, Hong
Kong'da ya da son günlerin 'trend'
ülkesi Malezya'da üretilmiş. Demek,
maliyetlerin daha düşesi varmış.
Demek, kâr marjlarından daha
kısılası varmış. Demek, onyıllar
boyu ithal ikamesi, teşvik şişirmesi
bize bol taksitli mal satanlar ne
büyük vurgunlardalarmış...

'Ümraniye Medya Pazarı Yağması
Vakası' iyi incelenmeli. Ekonomi
tarihçileri, sosyal psikologlar iz
sürmeli. Ucuz atlatılan bir olayın
işaretleri çok şeyler söylüyor.

Yağma olayı yaşandığı sıralarda,
birkaç saat önce ya da sonra,
NYC'de bir başka medya
yağmasının ilk ipuçları ortaya
çıktı. İftar sofrasında başbakanımızın
yanına oturan doymak bilmez
medya devlerinden biri, kendisine
gönül okşayan sözler fısıldıyordu.
Sabah medyasına talip bu küresel
yağmacının ve rakiplerinin neler
yapmakta olduğuna da yakından
bakılmalı. Medya pazarında bir
tür kelepir mala hücum havası
çok belirgin.

Medya pazarının işleyiş kuralları
nelerdir? Pek bilen yok. Bazen
kuralsızlık kuraldır.

HAMİŞ: Geçen yazının 'Kültürde
Saflar Beliriyor' olan başlığı
yanlış olduğu zannıyla düzeltilip
'belirginleşiyor' yapılmış! Yanlış.
Bir şey önce belirir, sonra belirginleşir.
Kültürde saflar henüz 'beliriyor'.
Düzeltir, özür dilerim.