Paslı orak, kırık çekiç

Filozofların kalabalıklardan rağbet</br>görmesine alıştık. Daha önce</br>müteveffa Derrida ve Baudrillard</br>sıralarını savdılar.

Filozofların kalabalıklardan rağbet
görmesine alıştık. Daha önce
müteveffa Derrida ve Baudrillard
sıralarını savdılar. Vaktinde hareket
edip erken yer kapamayanlar
tedbirsizliklerini kapıda kalarak
ödediler. Filozof ateşi henüz tam
dinmemiş olmalı ki, Slavoj Zizek
(soyadındaki z'lerin üzerinde bulunan
inceltme işaretleri sayesinde 'Jijek'
okunuyor; hatta bu şimdi Z şeklinde
bir marka amblemine dönüşmüş!)
kalabalıklar karşısında iki hararetli
konuşmayı peş peşe yapıp gitti. Hem
daha kendisi gencecik, yaşı
Derrida'yla Baudrillard'a benzemesin,
daha çok gelip gider...

Zizek, 'Hoşgörüsüzlük Lehine Savunma'
türünden başlığı olan son kitaplarından
birine yazdığı önsözde Alman, Fransız
ve Amerikan klozetlerinin 'kaka deliklerine'
bakarak ulusların tabiatını tartışır!..
Zizek son zamanların pek revaçtaki
politikadan özenle arındırılmış (yani
siyaseten doğru) Çokkültürlü Hoşgörü
tezini iyice hırpalar. Zaten filozoflardan
başka ne beklenir? En iyi, en
doğru bildiğimizi sandığımız şeyi
kuşku nesnesi yapmaktan başka?

Fransa'daki Liberation gazetesi
8 Kasım tarihli nüshasını, tümüyle
filozoflara hazırlatmış. Liberation
68'in Maocu rüzgârıyla çıkalı
beri çok deri ve kemik değiştirdi.
Çok tiraj kaybetti, battı çıktı. Ama
varlığını sürdürüyor. Arada yaptığı
bazı gazetecilik numaraları (ki şimdi
bunlara 'inovasyon' demek moda;
inanmazsanız iş-ekonomi sayfalarındaki
adları kibarca STK'ya dönüştürülen
işadamı dernekleri yöneticilerinin
demeç ya da röportajlarına bakın)
tüm dünyada ve Türkiye'de özenle
alınmış (Amerika'yı yeniden keşfetmeye
ne gerek diye özetlenebilecek bir
benchmarking yöntemiyle) güzelce
kullanılmıştır. Şimdi de bu filozof
inovasyonu denenebilir. Bir gazete
çıkarmaya yetecek filozof bulunabilir
mi bilemem.

Gazetedeki spor yazılarından birini
Toni Negri yazmış. Hani bir vaktin şu
şedit ve mülteci, şimdinin nadim
filozofu. Bir başka yazıda kendine
rağmen blog sahibi olan filozofun
trajikomik hikâyesi anlatılıyor. www
dünyasıyla alakası olmayan biçare
düşünür, bir sabah uyandığında
bir arkadaşından aldığı tebrikle üç-dört
yıldır açık bir blogu olduğunu öğrenir.
Yüzlerce dostuyla birlikte! Haberin
yazarı filozof dostluğun sanal sayı
ile sayıldığı bir dönemde, dostluk
kavramının düştüğü hale dikkatinizi
çekiyor.

Liberation'un en prestijli 'görüş'
köşelerinden birine bizim Zizek
buyur edilmiş. 8 Kasım tarihinin
Ekim Devrimi'nin yıldönümü olduğunu
hatırlatıyor. Zizek, Troçki'nin 'Günlük'
kitabında anlattığı Lenin'li rüyayı
naklediyor. Lenin'in ölü haliyle Troçki'ye
hastalığı için doktor tavsiyesinde
bulunduğunu anlatıyor. Zizek,
Lenin'in öldüğünü kabul etsek de, bir
küçük ütopya kıvılcımını korumak
gerektiği görüşünde...

Sahi tarihin bir dönem(ec)ini ne çabuk
kat ettik! Eski komünistler yeni duruma
adapte oluverdiler. Lenin'in mozolesi
dahi yok edildi. Yoksulların rüyası
Ekim Devrimi önce kâbusa, sonra basit
bir hayale dönüştü. Siyasetsiz iktidar,
iktidarsız hükümet keşfedildi.
Siyaset, doğruluk kullandığımız
kelimelere kadar sindi.

Lenin öldü. Ekim silindi. 'Çocukluk
hastalıkları'na hâlâ çare bulunamadı.

Kıvılcımı gören var mı?