Sanatta ıslahat: Maslahat?

Gelecek hafta kıyamet kopuyor. Çağdaş sanatın (da) metropollerinden İstanbul'da Bienal açılıyor. Eskiden, Bienal daha bebekken, böyle olmazdı.

Gelecek hafta kıyamet kopuyor. Çağdaş sanatın (da) metropollerinden İstanbul'da Bienal açılıyor. Eskiden, Bienal daha bebekken, böyle olmazdı. Bienalin
bilinen mekânlarda açılması, birkaç toplantı, belki bir-iki sergi... Herkes
hep aynı üç-beş işin gidilip görülmesi gerektiğini konuşur dururdu. Onlar da şöhreti duyulup işleri görülmemiş sanatçıların marifeti olurdu. Şimdi
öyle mi? Bütün sanat mekânları, hatta eğlence yerleri, barlar Bienal'e özel
program yapıyor. Bienal de çoktandır kabına sığmaz biçimde kaynayıp
sokaklara taşıyor. Hem de dizginlenemez, kabına sığmaz biçimde...

Bugünlerdeki görünür sessizlik
fırtınayı saklıyor. Hazır toz duman
yokken sizlere Şener Özmen'in
'Travma ve Islahat' kitabını haber
vereyim dedim. Açılış, kokteyl,
event kalabalığının arasında
kaynamasın istedim. Olur a, yakın-
uzak kentimiz Diyarbakır'ın
Yenişehir'inde LÓs Yayınları'ndan
çıkan bu kitap, sizin gözünüzün
uzandığı kitapçı raflarında kolay
görünmüyor olabilir...

Şener Özmen, çağdaş sanatçı. Bu
meslek, meşguliyeti bir insanın adından sonra yazıvermek (hâlâ) kaleme
(klavyeye!) yadırgatıcı geliyor.
O da çağdaş sıfatının, aşırı yükünden kaynaklanıyor. Sıfat adeta işi,uğraşı
değil, insanı imliyormuş gibi. Belki
şöyle daha iyi: Şener Özmen, çağdaş
sanatçı. Neyse. Şener Özmen sanatçı, tasarımcı, yazar, öğretmen. Diyarbakır'da yaşıyor. Diyarbakır'da yaşamak konusunda ısrar edecek gibi de görünüyor.

Niyetim size bir kitap tanıtmak değil.
Çok merak ederseniz, arar bulur, alır okursunuz. Niyetim 'Travma ve
Islahat'ın sadece sanat okumalarını
içeren bir kitap olmadığını göstermek.
Bu kitabın tüm kafa karışıklığı, baş
döndürücü hızı, didişken ve dur durak tanımaz diliyle (şair de olan Özmen
daha önce 9. Bienal sırasında
yayımlanan İstanbul Guide'da bunu
bize sezdirmişti aslında) tam bir
çağdaş sanat yapıtı olduğunu
hatırlatmak istiyorum. Dolayısıyla da
kitap tanıtım yazısı, bibliyografya
notuyla geçiştirilemeyecek türden
olduğunu iddia ediyorum. Bu kitap
rafta usluca istiflenip satışa sunulmak dışında nasıl kullanılır bilmem. Ama
yazarı (Ş.Özmen) ve yayıncısı (L.
Laleş) bunu da düşünmeli derim.

"...İstanbul merkezli 'ağır' sanat,
püritan, cılız, alegorik, cinsellik ve
salak bir eytişimle kafayı bozmuş,
soyutla sıyırmış yaşam dışı işler
üreterek hayli uzun bir dönem geçirdi. Türkiye'de sanat, doğası gereği, askeri
geleneklere bağlı olarak zapt rapt
altında ve uygun adımda ilerliyor..."
Bu alıntıya bakıp 'Sanat ve Islahat'ın
bir ahkâm kesme toplamı olduğunu sanmayın. Çağdaş sanat dünyamız
hakkında bir nevi belgesel, düz, ters,
verev okuma, sanatçının kendi
konumunu da sorguladığı bir
kitap-sanat yapıtı. Özmen'in okumaları sayısız okumanın da yolunu açıyor.

İki nokta. Birincisi önsözde M.Baydur polemiğindeki 'rahmetli' tırnak içinde olmasaymış! Biz'den olmayan sanatçılar
da sahici, tırnaksız bir rahmeti hakederler. Örnekler saymakla bitmez. M. Baydur da sahici bir sanatçıydı. İkincisi, sanatta,
ıslahat, maslahat demek olur mu?
Bu da bol bol tartışılmalı.

Sahnenin kıyısında, dışında gibi görünen şeyler, ramp ışıkları altında olanlar kadar,
hatta daha da önemli.