Tek mevsim yapışak yaz

Önce baharlar kayboldu. </br>Sonra kış. İlkbaharlar </br>kısalmaya başladığında pek </br>fark etmedik.

Önce baharlar kayboldu.
Sonra kış. İlkbaharlar
kısalmaya başladığında pek
fark etmedik. Fark etsek de
takmadık. Kış çaktırmadan
uzarmış gibi yapıp daha
mayısta yerini, birden sarı
sıcağa bırakıyordu. Sonra güz
yok oldu. Yaz sıcakları, güzü
bir başından kemirir olmuştu.
Ekimin ortasında kısa kolla
gezmek olağan sayılıyordu.
İşte 'ara mevsim' olduklarından
mı nedir, baharların silinmesi
es geçildi. Sonra kış kurak ve
ılıman bir bahara dönüverdi!
En uzunu 15 dakika süren
yağmurlarla...

Şimdi oturmuş bunaltıcı yaz
muhabbeti yapıyoruz.

Yaz tüm vaktimizi alıp yıla
yayılınca da yaz olmaktan çıkıp
başka bir şey oluyor. Kendisine
ait planları, düşleri, işleri ve
alışkanlıkları hızla yok ediyor.
Yapışkan-yılışık yani yapışak
bir ruh hali her şeyin üstünü
örtüyor. Tıpkı çoktan içe
çekilmeyen havanın üstündeki
koyu, silinmez tabaka gibi.

Yaz, önce tatili, güzel havayı,
dinlenmeyi çağrıştıran mevsim.
Birkaç yüzyıldır bu böyle. Ama
artık plaj, deniz, güneş rüyası
bir tür afakan kâbusuna dönüyor.
Turizm hedeflerini, yöntemlerini
gözden geçirmek zorunda.
Gözler daha fazla dağa, ormana,
yaylaya dönecek. Edebiyatın latif
deniz rüzgârları meltem, mistral
ya da scirocco ne gezer! Toprakta
çalışan için de yaz giderek daha
fazla kuraklık, daha az hasat
anlamına geliyor. O aranan,
özlemi çekilen mevsim tatsız
tuzsuz yeni vakitlerin habercisi
sadece.

Yaz uykuları, yaz okumaları,
yaz gezmeleri mi dediniz? Peki,
bunları yapacak serin (yani 'cool')
beden ve beyinleri nereden
bulacağız?

Böyle bir acayip tek mevsimin
tam ortasına erken seçim otursa
ne yazar? Ne muhabbetlere
politika bulaşır, ne de vaatleri
takan çıkar! Giderek yavanlaşan
hayatımızda mazot 50 kuruşa
inermiş, varsın insin . Boş vaade
çoktan şerbetliyiz. Bu seçim,
alışkanlıklarımız arasına bir
yenisini, boş tehditlere aldırış
etmemeyi kazandıracak. "Biz
gelmezsek borsa çöker!", "Biz
gelmezsek asker gelir!", "Fazla
üstümüze gelmeyin, sınırdan
içeri gireriz!.", "İçeri girerseniz,
biz de sizin içlerinize gireriz!"
vb. Hepsi de çaresizliğin,
siyaset yok(sun)luğunun itirafı.

Şu sıcaklarda kimse kimseyi
şu kadarcık kandıramaz. Seçim
olur, biter. Olmamış gibi olur.

50 derecede köşe yazısından
kime ne? Siz siz olun bir ağaç
gölgesi, bir kuytu bulun kapatın
gözlerinizi. Geçmişin yazlarını
yaşadığınıza şükredin.