Telefotojenik düello

İlk icat edildiğinde masumdu.</br>Şeylerin suretini kâğıda çıkaran</br>alet. Fotoğraf.

İlk icat edildiğinde masumdu.
Şeylerin suretini kâğıda çıkaran
alet. Fotoğraf. Karanlık odanın
(camera obscura) içine aldığı
ışıkla. Resmin tahtında gözü
olduğu daha belli değildi. İmge,
dehanın elinden kurtulmuştu.
Düğmeye basmayı beceren her
fani görüntü avına çıkabilirdi.
Bir sanayi ürünü olarak çoğalıp
yayıldı. Bir tür demokratikleşmenin
aracı oldu. Sanat mertebesine
erişmesi epey sonradır.

Modern çağların düşünenleri
onu da düşünmeden edemediler.
Düşündüler ve yazdılar. Nesnelin
(ne komik, 'objektif'i çevirmeye
kalkışınca böyle demeliyiz)
önünde/karşısında duran şeyin
nesne değil, aslında özne
olduğunu söylediler. Vizörün
(bu da 'bakaç' mı oluyor?)
arkasında duran gözün sadece
bir takipçi nesne olduğunu
ileri sürdüler.

Şimdi fotoğraf hayatın her
anında ve tüm ücra köşelerinde.
En ufak bir şey olduğunda (ya
da göründüğünde) kameralar
çevriliyor...

Geçen hafta Almanya'da bir
cinayet işlendi. Duisburg'da. Bir
karma okulda. Karma okul
sadece kız-erkek karışık anlamına
gelmiyor. Aynı zamanda en
gariban okul demek oluyor. Hiçbir
okulun almadığı çocukların son
durağı. (Eskiden bizde de 'karma'
okullar olurdu. Şimdi her okulun
'Anadolu' versiyonu moda.)
Viktoriya ile Maide kavga
ediyorlardı. Gazeteler nedenini
yazmıyor. Önemli de değil. Belki
kavga bile etmiyorlardı. Sadece
tartışıyorlardı. Senem, Maide'den
taraf çıktı. Seyirci arkadaşlar cep
telefonlarını doğrulttular. Kavgayı
kaydetmek istiyorlardı. Senem'i
'Türklüğünu göster' diye teşvik
ettiler. Yani cep telefonu şahitliğinde
bir düello. Rus kızı Viktoriya'ya
karşı arkadaşı Maide'yi savunan
Türk kızı Senem...

Sonrası malum. Olay büyüyor.
Geçiştirilebilir bir şey olmaktan
çıkıyor. Viktoriya eve gidip bıçak
alıyor. Kızlar garda karşılaşıyorlar.
Darbe! Senem'in önce beyin, sonra
beden ölümü. (Ölüm bu. Binbir
türü var.) Cep telefonlu arkadaşlar
üzüntü ve pişmanlık dile
getiriyorlar. Karma okulun göçmen
kızları arasında düello trajedisi.

Cep telefonu ilk bakışta masum
bir protez. Her an ulaşmaya ve
ulaşılabilir olmaya yarıyor. Ya da
ulaşıl(a)madan ulaşanları süzmeye.
Telefonunuz kapalıyken sizi kimin
aradığını görebilirsiniz. Mesaj
bırakmasa bile. Yaramadığı iş yok
gibi. Konut kredisi bile alabilirsiniz.
Vatandaş kimlik numaranızı
tuşlamanız yeterli. Sonra, yönünüzü
de bildiriyor. Adresi girdiğinizde
güzergâhınız ekranda. Yeni cep
kuşakları geldikçe her şey daha
farklı olacak...

Kim bilir kaçıncı kuşak göçmen
Viktoriya-Maide-Selen'in hazin
hikâyelerindeki azdırıcı etkisi
ise apaçık. Cep telefonu bir kez
cepten çıkmayagörsün. Onun
tanıklığındaki her şey geri alınmaz/
dönülmez cinsten oluyor.

Yeni (a)sosyalliğin oluşumunda
cep telefonunun rolü henüz tam
bilinmiyor. Protez olmaktan çıkıp
bir göz-kulak-ağız olarak insana
mündemiç hale gelirse?

Masum bir bakış mı? O daima
bin vuslata bedeldir.