Tozlu yollardan havadis

Dallaras'a bayıldığım söylenemez.</br>Duygulu sesi bol baharatlı gelir.

Dallaras'a bayıldığım söylenemez.
Duygulu sesi bol baharatlı gelir.
Yine de ülkesine adadığı aşk ve nefret şarkısı, Mi Milas pek güzeldir. Hele arkadaki seyirci korosoylu konser kaydı
ise. Düetleri, Bregoviç aranjmanları
matah değildir... Komünist KKE'a
bayrak olduğu rock-rebetiko dönemini tercih ederim... Karaburun'un tam karşısındaki iki sütunu kalmış Diyonisos sunağını ararken radyo yayınında
Dallaras. Uzun, heyecanlı anlatıyor.
'Patrik, İstanbul' kelimelerini seçiyorum.
Bir de 'barış'ı. Evrakları eksik
bahanesiyle konserini iptal etmiş,
onu kapı dışarı etmişiz. Hâlâ
Türkofobia'ya yakalanmadığına
kalıbımı basarım!

Ayos Fokas'la Melinda'nın kocaman
kayanın gölgesindeki plajı handiyse
dipdibe. Ama nasıl gitmeli? Yol
Stavros'dan geçiyor. Birdenbire
toztoprak. Kurumuş dereler, tek
tük zeytin. Megasohari'den işaret
yok. Olimpos dağına doğru... Melinda'ya ulaşmak bir saatten fazla sürüyor.
Kim demiş AB sınırlarındayız diye?
Yeni bir oyun çıkmış diyorlar.
Geocaching diye ('Coğklambaç'
gibi bir şey.) Birileri bir yere bazı
nesneler saklıyor. Koordinatları
internette. Dağ bayır ıvır zıvır aramaca. Bulan bulduğunun hikâyesini sanal
blog'a yazıyor. Yolculuk merak
olmaktan çıkınca insan aklı sanal uydurmalara sapıyor. Yüz binler keçiboynuzuyla vakit öldürüyor.

Sikaminia İskele'de saatler gece
yarısına yaklaşırken kayık içlerinde
hareket başlıyor. Karşı kıyıda Assos'un ışıkları. Gece yarısı farlardan kaçan tilkiler. Azgın sarı-yeşil makiler.
asfalttan fışkırırmış gibi virajı
kapatıyor. Romana Mirivilis'in
dağ köyünde ışıklar yanıyor...
Yaşlı kurt Saramago 'Portekiz,
İspanya'nın eyaleti olsun' diye
demeç vermiş... Hainlik etmiş!
Yeni ülkenin adı 'İberya' olasıymış.
Hem herkes kendi dilini konuşur...
Benim bildiğim ortalama Portekizli
İspanya'ya iltihak edeceğine İngiliz
dominyonu olmayı tercih eder. Yine
de. Saramago'ya dil (hele el) uzatan
yok şimdilik. Birisi çıkıp da
Yunanlılarla... tövbe tövbe!

Molivos'da (Molova, Moğlova) adım
başı çeşme. Taşın üzerinde banisinin
adı, tarih yazılı. (Okuyabilen beri gelsin!) Köyün alt başındaki minarenin şapkası uçmuş! Tam karşıdaki kahvede emeklier. Çoğu Almanya'da işçilik etmiş. Türkleri
ana-babaların doğum yeri Bozcaada,
Burhaniye, Küçükkuyu'dan değil,
gurbetçilikten tanıyor. Ordan, burdan
eksik Türkçe ile iki kelam etmeye
can atıyorlar... Felsefeci Badiou
Fransa'da sol entelektüelin sonunun
geldiğini buyurmuş! Hani, medya
ünlüsü bazıları Sarkozy nazırı
oldular ya. 'Sol önce dibe gidip
sonra külerinden doğacak' demiş.
Aydınlanma Fransa'da bir serap
olmaktan çıkıp karabasana
dönüşüyor. Sonu gelen bir ideal
olarak Fransa. Fransız entelektüeli
bunu en son anlayacak.

Ege'nin kıraç dağlarında dolaşırken
haberler insanın peşini bırakmıyor.
Bir anlığına bile olsa kapılıp gitmeye izin vermiyor. Dünyanın ha bire küçülmekte oluşunu hatıra getiriyor.

Şimdiye kadar pek önemli değildi.
Artık Dallaras'ı İstanbul'da
söyletmek farz oldu. Düşmanlık
balçığı dostluğu sıvamaya yetmiyor.

Hem biz dost olsak AB'ye ne!