Veri cumhuriyeti

'Neden' sorusu tarihe karışıyor. Bir</br>düşünce açıklanmayagörsün. Soru</br>hazır. Veriler neler?

'Neden' sorusu tarihe karışıyor. Bir
düşünce açıklanmayagörsün. Soru
hazır. Veriler neler? Veri yoksa en
derin analiz, en sağlam muhakeme
kalp akçe değerinde. Varsa yoksa
veri. O da istatistiklerle, pay
(pasta) grafiklerle, çubuklarla
gösterilebilir türden olmalı.
Grafiğe dönüştürülme imkânı olmayan
düşünce, düşünceden sayılmıyor.
Eh sayılara (kim tarafından nasıl
elde edilip hangi yöntemlerle işleme
tabi tutulduğuna bakılmaksızın)
itiraz edecek halimiz yok. Onların
dibine düşen ışığında düşünüyoruz.
Yeter ki neden diye sorulmasın.
Cevap hazır. 'Ne yani, veriler yalan
söyleyecek değil ya?'

Şu sıralar TC vatandaşları
sayılıyor. Hem sokağa çıkma
yasağı olmadan. Pek güzel.
Muhtelif başkanlarımızın
(belediye, hükümet, Meclis)
maalie sayılırken fotoğrafları
yayımlanıyor. Her tarafta
pankartlar: 'Memurlara, kimlik
sorarak, yardımcı olun.'
Belli, bu işin umulduğu gibi
olmayacağına dair kuşku ya da
duyum var. Vatandaş sayılmaya
teşvik ediliyor. O arada atı alan
sayımı yaptı bile.

Milliyet'in KONDA'ya yaptırdığı
anketin verileri hazırlandı,
yayımlandı. TV'de tartışma
programları yapıldı. Bitti gitti.
Devlet daha vatandaşını iknaya
çalışadursun. KONDA'nın yaklaşık
48 bin kişiyle görüşmesi sayım
işinin fiilen (bu konuda yasal
düzenleme de yok sanki) kamunun
alanı dışına çıktğını gösteriyor. O
halde istatistik kurumu da ihale
yoluyla satılabilir.

KONDA'nın araştırması
Türkiye'nin 'toplumsal yapısını
araştırmayı 'amaç edinmiş. Ama
toplumsal yapının neden bu
kadar çok 'etnik yapı' ve 'dini
aidiyet'ten ibaret olduğu
açıklanmıyor. Küreselliğin
koskoca dünyayı sevimsiz bir
küçük küreye dönüştürdüğü bir
çağda insanların tutunacak bir
kimlik dalı aradıklarına kuşku
yok. Ama toplumsal yapıda
başka şeyler de yok mu? Yoksa,
küreselci ısınma eskiden kalma
sosyoloji bilgilerimizi silikleştirdi
mi? Hani aile, toplumsal örgütler,
okul (gerçi ankette eğitim durumu
var ama durağan bir veri olarak),
iş dünyası, insanın gitgide
çölleşen bireysel dünyası da
toplumsal yapıya dahil değil mi?
(Gerçi ODTÜ'lü hocalar bir yerde
'etnik ve dini kimliklerin toplumsal
yapı ve siyasi kültürün yalnızca
bir ögesi olduğunu' not etmişler.)

Asıl TV programları şaşırtıcıydı.
Anketi yapanlar, uzmanlar, koca
hocalar çıkıp veri tartıştılar. Veri
denen şeyi, anketin kendisini bilgi
kaynağı olarak sorgulayan,sarsalayan
tek kişi çıkmadı. Veri, veri kabul
edildi. Oysa veri güvenilmezdir.
Eksik ve taraflıdır. Tek başına
açıklamaya yetmez. Bir de iki rakip
TV kanalının aynı saatte, aynı
konuyu farklı konuklara tartıştırması
akıl sır erdirilir türden değil.Hangi
innovatif rekabet kitabından böyle
yaratıcı verilere ulaştıkları meçhul!

Verilere gelince. Çoğu 'Türkiyelilik'
sakızı; yoksul, doğurgan, cahil,
tenha Doğu türünden temcit pilavı.
Ama bazıları ilginç. Artık istatistik
bakımından ayrı bir bölge (yakında
cumhuriyet?) kabul edilen İstanbul'un
bir Karadeniz kenti olduğu teyit
ediliyor. Bir de 'Toplum artık
konuşmaya başladı', 'Kimliğinizi
yaşıyor musunuz' türünden sonuç ve
sorular en hafifinden gülümsetiyor.
Yaşanan kimlik küreselliğe pek de
yakışıyor.

Ben en çok Alevilerin sayısı az
çıkınca, 'kimliklerini saklıyorlar'
sonucunu sevdim. Aferin! Demek
veri cumhuriyeti vatandaşı olmaya
da itirazları var.

Ey vatandaş sen de kimliğini anketten,
anketçiden sakın! Hep neden'i sor.