Yaz(ı) alıştırması

Bu hafta ne yazıyorsun? Yazı vakti yaklaşırken yakınlar aynı soruyla dürter dururlar.

Bu hafta ne yazıyorsun? Yazı vakti
yaklaşırken yakınlar aynı soruyla
dürter dururlar. Öyle ya. Bir önceki
yazıdan sonraki hafta olan biten belli.
Kültür sayfasına da neler yazılabileceği
aşikâr. Seçersin içlerinden birini.
Döşenirsin. Olur biter.

UNESCO’nun Dünya Mirası Komitesi
bir hafta kadar önce, 29 Temmuz
günü, Brezilya’nın Brazilya kentinde
(yani bizde çoktan 30 temmuz olmuşken)
34 COM 7B.102 Rev3 kararını aldı.
15 maddelik karar İstanbul’un dünya
mirası içindeki yeri ile ilgili. Karar, taraf devletin (yani TC) taslağı hazırlanmaya başlanan Yönetim Planı’nı 1 Şubat
2011’e kadar tamamlama taahhüdünün
not edilmesiyle başlıyor. Yani 1 Şubat’a
kadar İstanbul’un tarihi yarımadasının
bir yönetim planı olacak. Tam 6 ay
var. Yine  yarımadanın genel trafik
planı verilmediği için Komite
üzüntülerini bildiriyor. Marmaray Tüp
Geçidi ve Boğaziçi Motorlu Taşıt
Geçişi projelerine ait ayrıntıların hazır olmaması da üzüntüyü mucip. Four
Season Hotel’in ek binasının iptal
edilmesi olumlu bulunuyor. Ancak açık arkeolojik kalıntıların hava koşullarına
terk edilmesinden kaygı duyuluyor.
Haliç üzerine yapılması söz konusu
metro köprüsünün İstanbul’un sahip
olduğu evrensel değeri tehdit eden
yanına dikkat çekiliyor. TC’nin
bağımsız bir çevre etki değerlendirme
çalışması yaptırma taahhüdü not
ediliyor. (Burada Süleymaniye Camii
ve İstanbul 2010’un ‘ilham’lı reklam
görseli panoramaya Değinilmesi ilginç.)
Taraf devlet’ten değerlendirme ve
değişiklik önerileri 15 Ekim’e kadar bekleniyor...

Daha uzatmaya ne gerek?
Taraf devlet yetiştiremediği
(savsakladığı) ev ödevini
tamamlayacağına dair taahhütte
bulunmuş. UNESCO komitesi de
‘peki, son şans, çalış gel, yoksa
İstanbul’u tehlike altındaki dünya
mirası listesine koyarım’ diyor.
Hemen ardından, İstanbul’daki
ilgili sivil, bağımsız, meslek
kuruluşları ve hocalar “biz korumaya
hazırız” diye bir açıklama yaptılar.
Fırsat bu fırsat deyip şu Çevre Etki Değerlendirme için bağımsız bir
uzmanlar kurulu görevlendirilebilir.
Lakin UNESCO kararında da
belirtildiği üzere konuyla ilgili
‘paydaşlarla’ diyalog halinde.
Siviller’in de önerilerini maddeler
halinde ortaya koymaları şart.

Evet, ne yazılabilir’in cevabı böyle
bir şey olabilir(di). Gelgelelim aynı
şeyler haber sayfalarında da yer
bulduğuna göre, köşeye taşımanın
ne anlamı olabilir?

Belki bunun yanında bir kitap tavsiyesi
yapılabilir. H. Develi’nin toparladığı,
yazarı anonim XVIII. İstanbul’a Dair
Risale-i Garibe (Kitabevi Yayınları) pek
güzel gider. 300 yıl öncesinden İstanbul’un
insan manzaraları. Belki de asıl ‘evrensel
miras’ bu harikûlade güzellikle bu tiksinç
çirkinliğin birarada (ve hatta bazen barış
içinde) yaşaması.

İyi de ya kitabı bulmaya üşenen okur ne
yapsın?

UNESCO kararının çıktığı gün Hürriyet
‘İstanbul ‘Kültür Başkenti’ oldu turist
azaldı’ diye bir haber verdi. Gerçekten,
2010 Avrupa Kültür Başkenti belgelerinde
10 milyon turist hedefi yer alıyor. İlk
beş ayda 2,5 milyon turist gelmiş kente.
2010, en önemli hedefini ıskalayacak gibi.
Şimdi tabii dünyadaki ekonomik krizden,
İsrail boykotuna nedenler sıralanacaktır.
UNESCO kararıyla bu son istatistiğin
üst üste konması taahhüdü verilen Yönetim
Planı’nın aciliyetini arttırıyor.

İyi de yaz günü bütün bunlar kimin
umurunda? YAŞ, referandum dururken...

Yaz günü haftalık yazı da zor iş vesselam.
Ne yazılmış, ne önemi var?
- - - - - - - - - -

PS: Geçen haftaki müze yazısına Kültür
Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi’nden
nazik ve ayrıntılı bir cevap geldi.İhale
sürecini açıklayan ve elde edilen maddi
kaynağın müzeler için kullanılacağını
vurgulayan. Tabii takip edilmeli. Ama
bu kadarı bile az değil. Müteşekkirim.