Yeni tufan ne zaman?

Tufan'ın bir lanet olduğu </br>kuşkusuz. Yapılan kötülüklerin, </br>işlenen onca günahın karşısında </br>göklerin gürlemesi, suların köpürmesi.

Tufan'ın bir lanet olduğu
kuşkusuz. Yapılan kötülüklerin,
işlenen onca günahın karşısında
göklerin gürlemesi, suların köpürmesi.
Yeni bir kuruluş öncesi her şeyin
silinip süpürülmesi. Bir nevi tabula
rasa. Sadece iyilerin yol gösterici
olarak kendini ve kendinden
olanları çekip çıkarabildiği afet.
Tufan'ın yalnız tektanrılı dinlere
özgü bir kuruluş mit'i olduğu
sanılmamalı. Nuh'un peygamberlik
payesi onu evrensel bir kurtarıcı
yapmaya yetmiyor. Her kültürün
bir tufanı var.

Sümerlerin Gılgamış destanında
Aryan tanrısının 'istediği' büyük
tufana bağlı olarak Utnapiştim'in
adı anılır. Hinduların da kendilerine
has bir tufan hikâyesi var. Maya
inancında her biri birer tufanda
göçen çok sayıda dünyanın varlığı
söz konusu. Her yeni doğuşu
inanılır kılmak için bir çöküş
kurmacası uydurmak diyalektiğin
basit işleyiş kurallarından biri.

Peki Nuh'un Tufanı ne kadar gerçek?
O ve ondan olanlar kurtulunca neler
oldu?

Bilim adamları binlerce yıl gerilere
gidip bu soruların cevaplarını bulmak
için çalışmaktan yılmıyorlar. Tufanın
nedenleri kadar nasılını açıklamaya
çalışıyorlar. Bu sorulara verilen
cevaplar, sonrasında olanlara da ışık
tutuyor. Bugünün dünyasını anlamak
için yeni ipuçları ortaya çıkıyor.

Yakın zamanda Nuh Tufanı'yla
ilgili yeni bulgular açıklandı.
İngiliz bilim adamlarına göre,
tufan 8000 yıl önce patlamış.
Kuzey Amerika'daki dev
buzulun çökmesiyle okyanusların
su seviyesi bir anda 1,5 metre
yükselmiş. Avrupa'nın güneydoğusunda koca alüvyonlar oluşmuş. Bu da
Karadeniz kıyılarında yaşayıp
tarımla geçinen insanları Avrupa'nın içlerine doğru göçe zorlamış.
Jeologlar Karadeniz ve Akdeniz
kıyı çizgisini dikkatle araştırmışlar. Yükselen suların 34 yıl boyunca
73 bin kilometrekarelik bir
alanı kapladığını saptamışlar.
Buradan çıkıp Karadeniz kıyısında yaşadıkları bilinen tarım topluluklarının daha kuru topraklara göçtüğü
sonucuna varıyorlar. Bulgulara
bakılırsa, tarım bakımından pek
fakir olan Avrupa, tufan sonrası
bir nesil içinde adeta
bir tarım patlaması geçirmiş.

Yeni bulgular Karadeniz'i
alçak bir tatlısu gölü kabul eden
eski bilgileri doğrular gibi.
Karadeniz etrafında yaşayanların
tarımla bunca haşır neşir olmaları
da bu devasa su kaynağına
bağlanıyor. Tufanda
yükselen sular Karadeniz'in
su seviyesini her gün 15 santimetre
yükselterek gölü denizle aynı
hizaya taşımış.

Tüm bu yeni bulgular neye
işaret? Birincisi, ne onlarla, ne
onlarsız olabildiğimiz mit'lerin
işkembeden atılan kurmaca
anlatılar olmadığını. Kimi olaylardan, göstergelerden derlenen, düzenlenen
zihin açıcı, yol gösterici kıssalar
olduğunu. Onlar olmadan bugünkü
dünyayı kavramak imkânsız.
İkincisi, eski kıta Avrupa'daki
'düzeni' bozanın doğudan gelen
Barbarlar olduğu safsatasının su kaldırırlığını. Avrupa kültürünün
maddi temeli sayılan tarımın
(yani agri-kültürün) bugün
bir karanlık iç deniz olarak
bilinen Karadeniz'den taşındığını.
Hem de her türden canlıyı
yerinden söküp sürükleyen bir
musibet sonunda.

Ütopyaların modası çoktan geçti.
Yeni mit'ler bulunsa fena mı olur?
Ne var ki yeni bir tufan, felaket, en
azından bir yıkım yaşanmadan yeni
bir mit mümkün mü?

Her şeyin tatsız tuzsuz bir bugün
halinde aktığı cici çocuk olmaya
ısrarlı dünyamızda mit'lere yer yok.