Yorgun cumhuriyetlerin yeni başkanları

Dilimizde aynı günlerde doğan</br>çocuklar için kullanılır. Güzelim</br>deyimdir. 'Kırkları karıştı' denir.

Dilimizde aynı günlerde doğan
çocuklar için kullanılır. Güzelim
deyimdir. 'Kırkları karıştı' denir.
İki seçimin kırkları karışıyor.
Fransa ve Türkiye cumhurbaşkanı
seçimlerinin. İkisinin de ne zaman
sonuçlanacağı belli değil. Erken
de bitebilir. Geç de. Şu günlerde
süreç başlıyor. Görünürde tartışma
yok değil. Ama bu tartışma her
iki cumhuriyetin vatandaşlarını
ne kadar ilgilendiriyor? Tartışılır.

Fransa'da ortanın sağında ve
solundaki iki adayın ikinci
tura kalması bekleniyor. Sarko
ile Ségo. Bizim oğlanla bizim
kız. Hızlı milliyetçi, gözüpek
göçmen Sarkozy ile hafif
sosyalist, atılgan subay kızı
Royal. (Dedeleri kim bilir
hangi hayallerle bu 'kral'
soyadını aldılar.) İkisinin aile
hayatları en ortada. Sarko'nun
karısının (ve kendisinin)
kaçamakları. Ségo'nun sayısız
çocukları, partisinin başkanı ama
başkan adayı olmayan 'arkadaşıyla'
evliliksiz birlikteliği. Ya da
kendisini bakan yapmış bir başka
cumhurbaşkanı ile geçmişteki kısa
macerası. Bir de diğerleri var.
Ortada 'partisiz' Bayrou ile sağın
sağında yaşlı faşist Le Pen.
Anketler belki ikincisinin sürpriz
yapabileceğini söylüyor.

Görünürde bir toplum projesi yok.
Göçmen işçi kotaları, işsizlik gibi
şeyler belli belirsiz anılıyor. Yakın
zamanda Avrupa Anayasası'na
'hayır' demiş. Fransız seçmeninin
ne istediğine kulak asan yok.
Yorgun devletin böyle her işe
koşmaya nasıl devam edeceğini
açıklayan da yok. Ortada sahici
bir tartışma yok. Vatandaşın
umurunda mı? Artık uzaktan
('vekâlet' yöntemiyle) oy
verilebildiğine göre sorun da
yok. Vaktiyle '81 seçimlerini
izlemiştim. Mitterand ilk
cumhurbaşkanı seçildiğinde.
'Heyecansız siyaset' diye
yazmıştım. Haksızlık etmişim.
Bugün siyasetin kendisi de yok.

Türkiye'de başkan adayı belli
değil. İsimler havada uçuşuyor.
Başbakanın adaylığı bir yıldır
Türkiye'nin dilinde. 'Dairenin
kare oluşu' türünden çözümü
imkânsız bir matematik problemi
misali. Başbakanın kendisi ise
aday olmama kararını süreçte
yuvarlıyor. Karşılığında başbakan
olma(kalma) garantisi arıyor.
Başbakan olmak isteyen bir
başbakanla, başbakan (bile)
olmak istemeyen bir muhalefet
başkanının salınımındayız.

Halbuki bu Cumhuriyet'e ne
başkanlar seçildi. Atatürk'ten
sonra rövanşı alan İnönü. Başkan
olabilmek için 'müsteşarı' Özal'ın
şaibeli ölümünü bekleyen Demirel.
Darbe bahanesi olan seçimsiz
seçim. Bu defa anketler ve vahşi
cinayetler fonunda bahis oynanıyor,
fal açılıyor. Seçim kimin umurunda?
Tandoğan'da "Erdoğan'a Hayır"
diyen yüz binler genç cumhuriyeti
özlüyor. Cumhuriyet 80'ini geçti.
Yüz binler(milyonlar) bilmeden
yeni bir cumhuriyet arıyor. Bir tür
'Godot cumhuriyet."

Cumhuriyet vatandaşın iktidara,
siyasete 'bulaşması' demek. Ne
Türkiye'de, ne Fransa'da vatandaş
siyaseti umursamıyor. Görünür
tartışma incir çekirdeği. Atışma.

Platon'un Cumhuriyet'inin 'Devlet'
olarak tercüme edildiği başka dil
var mı?