1200 nüfuslu köye 733 kişilik dev salon

Borusan ve Bilkent gibi karşılık beklemeksizin klasik müziğe 'hamilik' yapan kurumlar Batı'da bile pek yok. Nadir örneklerden birine Avusturya'nın küçük bir köyünde rastladım.

Yabancılara Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası veya Bilkent Senfoni Orkestrası’nın yapısını ne zaman anlatsam şaşırdıklarını gözlemlemişimdir. Çünkü Doğu’nun zengin ülkelerinde tek tük örnekleri olmakla birlikte, destekleme kültürünün yerli yerine oturduğu Batı ülkelerinde bir holding veya bir üniversitenin tek başına, hiçbir dış destek almadan bir senfoni orkestrası kurarak onu yıllarca tek başına beslemesi, turnelere çıkartması, her ay konserler verdirmesi örneğine rastlanmaz. BİFO ve BSO örnekleri, daha küçük çaplı ve başka tasavvurların da devreye girebildiği ‘sponsorluk’ kavramını aşıyor; bunlar tam anlamıyla ‘mesen’, yani karşılık beklemeksizin hamilik etmeyi ilke edinmiş kuruluşlar.

Avrupa’da bu anlayışın nadir örneklerinden birine Avusturya’nın küçük bir köyünde şahit oldum. İlk kez 2012 yılı yazında ziyaret ettiğim Tirol Festivali, klasik müzik tutkunu olan büyük bir işadamıyla yaşayan en önemli orkestra şeflerinden birinin gerçeğe dönüşen ortak hayaliydi. Hans Peter Haselsteiner, dünyanın en büyük inşaat firmalarından biri olan Strabag’ın Avusturyalı patronu. Tutkularına ortak ettiği kişi ise orkestra şefi Gustav Kuhn. 1970-77 yılları arasında İstanbul’un konser-opera hayatına aşina olanlar o yıllarda İstanbul Operası’nın şefliğini yapan Gustav Kuhn’u hatırlar. Köprünün altından çok sular aktı ve Kuhn’un 44 yıl önce İstanbul’da başlayan uluslararası kariyeri pek çok yaldızlı duraktan geçtikten sonra bugün Avusturya’nın küçücük bir köyünde şaşırtıcı bir boyuta ulaştı. “Bu kadar büyük bir kariyer köyde ne arıyor?” diye soranlara anlatayım.

Trenle Viyana’ya 4 saat, Münih’e 1 saat uzaklıktaki Erl, Avusturya’nın batısındaki Tirol eyaletinde bulunan 1.200 kişilik bir köy. Bu coğrafyada gelenek olan ‘İsa’nın Çilesi’ adlı oyunun 6 yılda bir sahnelenmesi amacıyla köyde inşa edilen Passionspielhaus adlı beyaz renkli binada Kuhn’un başlattığı Erl Tirol Festivali’nin çevresindeki takipçi halkaları zamanla genişler. Her açıdan büyüyen festival, altyapısı yetersiz olan bu binaya sığamaz hale geldiğinde ‘hamisi’ Haselsteiner, Kuhn’un deyişiyle ona ‘bir festival binası armağan etmeye’ karar verir. 2012 yazında henüz inşa halindeyken, Kuhn’un bana ve danışmanlığını yapan ünlü menajer Jasper Parrott’a bizzat gezdirdiği festival binası 2013 yılında ilki yapılan kış festivaliyle açıldı.

Yeni festival binasına uzaktan bakınca ‘köyün ortasına uzay gemisi inmiş’ diye düşündüm. Yanındaki Passionspielhaus ne kadar geçmişe aitse bu simsiyah kütle bir o kadar fütüristik duruyor. Mimarisinde bölgenin tektonik yapısında gözlemlenen fay hatlarından ilham alınmış. Bina, her şeyiyle 40 milyon Euro’ya mal olmuş. Bunun 24 milyonu Strabag’ın cebinden çıkmış. Avusturya hükümeti ve Tirol eyaleti ise 8’er milyon avroyla katkıda bulunmuş. Strabag tarafından 18 ay gibi çok kısa bir sürede yapılan binanın ana salonu 733 kişi alıyor. Grek amfitiyatrosu düzeninde hayli yüksek eğime sahip, koyu cilalı ceviz kaplama kullanılan oditoryumda sahnedeki sesler her yöne ama özellikle arka sıralara mükemmel geliyor. Oditoryum küçük ama 450 metrekarelik sahne ve 160 metrekarelik orkestra çukuru (dünyanın en büyüğü) hayli iddialı. Gustav Kuhn yeni evinde orkestra konserleri vermenin yanı sıra Wagner’inkiler dışındaki operaları sahneleyip yönetecek. Wagner operalarına bundan sonra da emektar beyaz bina ev sahipliği yapacak.

Haselsteiner binayı Kuhn’a teslim edip kenara çekilmiş değil. Başkanlığını yaptığı festivale yılda birkaç milyon Euro bütçe ayırmayı sürdürüyor. Rahmetli Nejat Eczacıbaşı’nın ömrü, bizzat başlattığı Maslak’taki devasa konser salonunu tamamlamaya yetmemişti (Yaşasaydı mutlaka bitirirdi) ama 70 yaşındaki Avusturyalı inşaat patronu Avrupa’da nadir görülen bir hamiliğe imza atıp ‘köye uzay gemisi indirmeyi’ başardı!..