'Akbank Oda' neden kapatıldı?

Akbank'ın Simon Bolivar örneğinden ilham alan Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası'na öncü sponsor desteği verme kararı alması Oda Orkestrası'nı kapatma sebebinin 'ekonomik' olmadığını gösteriyor

Akbank Oda Orkestrası’nın 15 yıllık yolculuğunun sonuna geldiği, geçtiğimiz günlerde yapılan bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu. 1998 yılında Cem Mansur’un daimi şefliğe getirilmesinin ardından topluluk 2000’li yıllarda İstanbul’da sezon içinde verdiği aylık konserleriyle önemli sayılabilecek bir takipçi kitlesine ulaşmayı başarmıştı.
Orkestranın Mansur yönetiminde verdiği aylık konserler, sıra dışı eser seçimleri, ilginç temalar ve yaratıcı konser başlıkları taşıyordu. Orkestranın yeniliklerden biri de, müzisyenliğinin yanı sıra iyi de bir hatip olan Cem Mansur’un her konserden önce salonda toplanan dinleyicilere eserleri yarım saatlik bir sunumla anlatmasıydı. 

Yeniden yapılanma
Peki, ne oldu da, Türkiye şartlarında kıdemli sayılabilecek 15 yaşındaki popüler bir oda orkestrasının kapısına, Akbank gibi sektörünün önde gelen kuruluşu tarafından kilit vuruldu? Akbank’ın bu davranışını, son yıllarda giriştiği tasarruf tedbirleri kapsamında değerlendirenler oldu. Kurumdan konu hakkında bilgi almak mümkün olmadı.
Aslında Akbank, kültür-sanat yatırımları alanında yeni bir yapılanmaya gitmek konusundaki niyetini, bundan 1 yıl kadar önce İstanbul’da bir araya getirdiği bir grup kültür-sanat insanıyla paylaşmış ve düzenlenen bir günlük çalıştayda kurumun gelecekteki politikasının ne olması gerektiği üzerine kafa yorulmuş, öneriler getirilmişti. Benim de katıldığım bu toplantılarda varılan en önemli sonuçlardan biri, kurumun dağınık görünümdeki sanat yatırımlarını birkaç başlık altında toplaması gerektiği yönündeydi. Akbank Oda Orkestrası’nın miadını doldurduğu türünden bir tavsiyenin banka yönetimine o toplantıda iletilmediğinin ise altını çizmeliyim.
Burada bir gerçeğin altını çizmeliyiz. İstanbul’un bugünkü klasik müzik ortamı, bu alana yönelik özel sermaye yatırımlarının yoğunlaşmaya başladığı 1990’lı yılların ikinci yarısında sergilediği manzaradan çok daha ileri bir noktaya varmış bulunuyor. Neredeyse aynı tarihlerde klasik müzik alanına ciddi yatırımlar yapmaya başlayan firmalardan Yapı Kredi bir süre sonra klasik müzikten çekilirken yerini İş Bankası, Akbank ve Borusan gibi diğer büyük oyunculara bıraktı. 

Borusan’ın gölgesinde kaldı
Bu alanın Türkiye’deki öncüsü Eczacıbaşı ise yaz festivalleriyle zaten kendi kulvarında rakipsizliğini sürdürüyordu. İş Bankası, konser salonu işletmeciliğinde karar kıldı ve o alanda İstanbul’un en seçkin mekânını yarattı. Borusan, orkestra işletmeciliğini çok sevdi ve özellikle son 3 yıl içinde yaptığı ulusal ve uluslararası ölçekteki ataklarıyla bu alanda büyük puan topladı. Akbank Oda Orkestrası’nın ise bu süreçte özellikle son yıllarda Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın ve onun büyük ses getiren projelerinin gölgesinde kaldığı rahatlıkla söylenebilir. Oda topluluğu ölçeğinde bile olsa bir orkestrayı beslemek ve aylık konserler verdirmek çok külfetli bir uğraş. Akbank gibi dev bir kuruluş bu masrafın altında ezildiğinden dolayı değil ama sanıyorum yapılan onca masraf karşılığında kamuoyunda istenen etkinin yaratılamayışı ve önlerindeki Borusan örneği, banka yönetimini farklı arayışlara itmiş görünüyor.
Yönetim oda orkestrasını kapatır kapatmaz bence son derece yerinde bir kararla Cem Mansur’un son dönemdeki ana meşgalesi haline dönüşen Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nı destekleme kararı aldığını kamuoyuna aynı gün açıkladı. Cem Mansur’a, Akbank’ın bu yeni oluşuma ‘öncü sponsor’ sıfatıyla önümüzdeki dönemde katacaklarının boyutunu sorduğumda, Bankanın Sabancı Vakfı kanalıyla zaten Türkiye Gençlik Filarmoni’ye son 3 yıl boyunca her yaz 3 haftalık yaz kampı olanağı sağladığını, Orkestranın bundan sonraki konser ve turnelerinde de bankanın desteğini yanlarında görmeyi umduğunu dile getirdi.
Türkiye Gençlik Filarmoni, Mansur’un, Toplum Gönüllüleri Vakfı’yla ortaklaşa yürüttüğü çok önemli bir proje. Venezüella’daki Simon Bolivar gençlik orkestraları hareketine yıllardır büyük ilgi duyan Mansur, Bursa’daki Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası deneyiminin ardından giriştiği bu ikinci oluşumu başta Akbank olmak üzere diğer sponsorlardan alacağı destekle daha da ileri götürmeye kararlı. Orkestranın sonbaharda çıkacağı Avrupa turnesinde uğrayacağı yerlerin arasında Viyana/Konzerthaus ve Linz/Brucknerfest gibi çok prestijli durakların da olduğunu görünce, Mansur ve Akbank arasında Akbank Oda Orkestrası’nın ardından ikinci bir işbirliği döneminin açılmış olduğu kanısına varmak sanırım mümkün.

.