Almanya'nın TÜSAK krizi

İki Almanya'daki orkestraların sayısı 1992 yılında 168 iken bu sayı 2014 yılına gelindiğinde 131'e düşmüş durumda.

Bizdeki TÜSAK krizinin mikro ölçekte olanı bir süredir Almanya’da yaşanıyor. Ülkenin önde gelen radyo senfoni orkestralarından biri olan SWR (Güney Batı Alman Radyosu) Baden-Baden ve Freiburg Senfoni Orkestrası 2016 yılında kapatılıyor. Amaçlanan, bu orkestrayı SWR’nin bir diğer ünlü orkestrası olan Stuttgart Radyo Senfoni ile birleştirmek ama varlığını sürdürecek olan sadece Stuttgart olacak.

Tarihe karışacak olan ise belli: 1946 yılından beri 400 kadar yirminci yüzyıl eserinin dünya prömiyerini gerçekleştirmiş, Almanya’da ’20. Yüzyıl orkestra müziği’ denildiğinde akla ilk gelen topluluk olan Baden-Baden ve Freiburg. Almanya operaları, orkestraları, müzik okulları, müzisyenleri, enstrüman-kayıt-yayıncılık sektörlerinin gücü sayesinde günümüzde klasik müzik endüstrisinin merkezi olarak görülüyor.

Peki, böyle güçlü bir ülke neden en iyi orkestralarından birini kapatıyor? Aslında kapatılan ilk senfonik topluluk olmayacak bu. İki Almanya’daki orkestraların sayısı 1992 yılında 168 iken bu sayı 2014 yılına gelindiğinde 131’e düşmüş durumda. Alman Orkestralar Birliği’nin son verilerine göre, 1990 yılındaki birleşmenin üzerinden geçen 25 yılda kapatma ve birleştirmelerin ardından bugünkü rakama inildi. 131 orkestrasıyla Almanya bugün haklı olarak ‘Orkestralar Ülkesi’ sıfatıyla tanımlanıyor. Yine birliğin verilerine göre devlet, eyalet ve şehir yönetimleri tarafından yaşatılan bu toplulukların 12’si radyo, 29’u konser, 83’ü opera ve 7’si oda müziği orkestrası olarak faaliyet gösteriyor. Ama şu da bir gerçek ki, 82 milyonluk Almanya da kültür-sanat alanında kemer sıkmak zorunda kalıyor son birkaç yıldır. Ve böyle bir ortamda SWR iki orkestrayı aynı anda yaşatmanın kuruma aşırı yük bindirdiği gerekçesiyle orkestralardan birini diğerinin içinde eritme kararı alıyor. SWR yetkililerine göre, iki orkestraya ihtiyaç duyduklarından daha az bütçe ayırmaktansa birinin yaşamını sonlandırıp diğerine geniş bütçe ayırmak daha mantıklı. Soğuk ekonomik mantıkla bakıldığında SWR’ye ‘haksız’ damgasını yapıştırmak kolay değil ama bir ülkede önemli sanatsal kararlar alınırken sadece somut ekonomik verilerden hareket etmemek gerektiği de ortada. Bu kilit vurma işlemiyle çok önemli bir tarihi miras ve gelenek de yok sayılıyor. Bir senfoni orkestrasının belki de en önemli değeri, sahip olduğu gelenektir. Geçmişte kimler tarafından yönetildiği, hangi eserlerin prömiyerlerini yaptığı, hangi önemli etkinliklerde çaldığı gibi veriler, zaman içinde o topluluğun parayla asla satın alınamayacak geleneğini inşa eder.

Buradaki soru şu: Baden-Baden ve Freiburg Radyo Senfoni Orkestrası gibi güçlü bir gelenek, SWR yönetiminin aldığı bir bütçe kararına kurban edilebilecek bir kültürel değer midir? Yoksa böyle bir kurumun yaşatılması için her ne gerekiyorsa yapılmalı mıdır?
Öyle anlaşılıyor ki, klasik müziği destekleyen Başbakan Angela Merkel’in bile, federal devlet yapısına sahip olan Almanya’da bu konuda yapabileceği fazla bir şey yok. Dünya çapında ünlü 148 besteci ve 160 orkestra şefi yolladıkları ortak mektupta SWR’ye kapatmama çağrısında bulundular ama radyo yönetimi kararında ısrarcı. Orkestra 70’inci yıldönümünü coşkuyla kutlaması gereken 2016 yılında, geride seksen müzisyeni işsiz bırakarak tarihe karışacak. Andante dergisi olarak biz de üyesi olduğumuz ICMA’nın çatısı altında 12 Nisan’da Varşova’da yapılacak uluslararası ödül törenimizde SWR Orkestrası’yla dayanışma içinde olduğumuzu tüm dünyaya açıklayacağız. Bakalım bizi dinleyen çıkacak mı?

Kıssadan hisse... TÜSAK krizi sırasında hep ne diyoruz? Bir ülkenin onlarca yıllık geleneğe sahip, uluslararası sanat elçisi konumundaki saygın sanat kurumlarına kilit vuruyorum deme gücüne belki evet ama hakkına sahip değilsiniz. Ben inanıyorum ki, Baden-Baden eyaleti yöneticileri, ufak da olsa bir sanat duyarlığı ve birikimine sahip olsalardı, sadece rakamlarla hareket edip işin kolayına kaçmaz, böylesi önemli bir kurumun üzerine titreyip onu ne pahasına olursa olsun yaşatma yoluna giderlerdi. Bir orkestrayı alnının akıyla yetmişinci yılına getirmek dünyanın en zor işlerinden biridir ama onu bir anda alınacak kararla kapatmak politikacılar için çocuk oyuncağıdır. Gördüğünüz gibi Türkiye’de de Almanya’da da duyarsız politikacılara karşı sanat kurumlarının yaşam hakkını savunmak yine sanatçılara ve sanatseverlere düşüyor.