Artık TÜSAK CHP'nin de gündeminde

Önceki gün 'Türkiye Sanat Kurumu Sempozyumu' düzenleyen CHP, TÜSAK konusunda tavır almakta geciktiğini kabul edip artık daha aktif olacaklarını ilan etti.

TÜSAK yasa tasarısı CHP’nin gündemine resmen girdi. CHP Kültür Platformu’nun düzenlediği ‘Türkiye Sanat Kurumu Sempozyumu’ İstanbul Plaza Otel’de 27 Nisan Pazar günü 11.00-18.30 arasında yapıldı. Yücel Erten, Vecdi Sayar, Orhan Alkaya, Zeynep Altıok Akatlı ve bendeniz aramızda son birkaç aydır düzenli toplantılarla fikir alışverişi yaptığımız ‘TÜSAK’ ve ‘Özerk Sanat Konseyi’ konuları, toplantılarımıza katılan CHP Parti Meclisi Üyesi, eski Kültür Bakanı Ercan Karakaş’ın önerisiyle düzenlenen sempozyumla masaya yatırıldı.

Açılışı yapan CHP’nin Kültür Platformu’ndan da sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sencer Ayata, parti olarak TÜSAK’ta tavır almakta gecikmelerinin sorumluluğunu kabul ettiklerinin altını çizerek bu konu öncelikli olmak üzere sanatçıları ilgilendiren her konuda artık daha aktif olacaklarını söyledi. Kültür projelerinin sorumlusu Ercan Karakaş ise Ayata’nın sözlerine daha da açıklık getirip TÜSAK sempozyumunun CHP’nin sanatçılarla kurduğu yakın temasta ilk adım olduğunu, başka sempozyumlar da yapılacağını ve böylece hem parti içinde hem de kamuoyunda sanat alanında duyarlık oluşturulacağını söyledi. Karakaş, sekiz eski kültür bakanının TÜSAK aleyhine kaleme aldıkları metni birkaç gün içinde kamuoyuyla paylaşacakları bilgisini verip CHP’nin bir sonraki sempozyumunun yerel belediyeler ve sanat ilişkisi üzerine olacağını sözlerine ekledi. Kültür-sanat adamı Vecdi Sayar ise hazırladığımız sanat politikaları üzerine özet raporu okuyarak, ödenekli sanat kurumlarını kapatmadan TÜSAK’a nasıl akılcı bir alternatif geliştirebileceğimizi anlattı. 

Daha sonra oturumlara geçildi. İlk oturumda söz alan Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Müdürü Murat Katoğlu TÜSAK gelirse tarihe karışacak sanat kurumlarının kuruluş serüvenini anlattıktan sonra, yasa tasarısının sorunlu bir dille ve sanattan bihaber, acemice yazıldığına dikkat çeken örnekler sıraladı. Aydınlarımızın bu tür sorunlara ya tepkisiz kaldığı ya da cılız tepki verdiği yönündeki saptaması da önemliydi. Eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Yücel Erten yine son derece renkli ve etkili biçimde hazırladığı konuşmasında rakamlar da verip sanat kurumlarının ülke çapında ulaştığı kitlenin genişliğine dikkat çekti. Sanatçıların sistemin aksayan yanlarını geçmişte sürekli rapor ederek revizyon talebinde bulunduklarını da hatırlattı. Eski Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Akbulut TÜSAK’ın aslında AKP’nin ‘Yeni Türkiye’yi yaratmak iddiasının bir ürünü olduğunu, bu yolla yaratılmak istenenin ise ‘Sanatsız Türkiye’ olduğunun altını çizdi. Akbulut sanata ayrılan bütçeler faslında Türkiye ve gelişmiş Avrupa ülkelerini
kıyaslayan örnekler de verdi.

Benim de kamunun sanata nasıl destek olabileceğini örnekleyen bir konuşma yaptığım ikinci oturumda koreograf Tuğçe Tuna kişisel deneyimlerinden yola çıkarak ülkemizde bağımsız sanatçı kimliğiyle çalışmanın inceliklerini anlattı. Mimar Sinan öğretim üyesi Burcu Pelvanoğlu Türkiye’de devlet-sanat ilişkisini yorumladığı konuşmasında, geçmişten örnekler vererek devletin sanatı ne zaman desteklemeye kalksa işi ona müdahale etmeye kadar götürdüğünü vurguladı. Eski Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya ise yöneticilik deneyimleri ışığında işleyişte gördüğü aksaklıkları vurguladı, nasıl bir sisteme gerek duyulduğu üzerine görüşlerini paylaştı.

Sempozyumu başından itibaren dinleyici olarak takip edip notlar alan eski Kültür Bakanı, Parti Meclisi Üyesi Fikri Sağlar, geçmişteki Özerk Sanat Konseyi çalışmalarını hatırlatarak başladığı konuşmasında Türkiye’yi her yönden kuşatan iktidarın baskıcı yönetiminden sanatçıların korkmaması ve baskıya direnmeleri gerektiğini söyleyerek öncelikle yapılması gerekenin sanat kurumlarını kapattırmamak olduğunu söyledi. Sağlar’ın ardından Radikal Gazetesi Yan Yayınlar Yönetmeni Cem Erciyes’in moderatörlüğünde, sanat örgütleri temsilcilerinin katıldığı forum bölümüne geçildi. Sayısı onun üzerindeki örgüt temsilcisi ve bazı münferit konuşmacıların kendi cephelerinden TÜSAK’ı değerlendirdikleri bu etapta iki cümle bolca telaffuz edildi: Birlik olalım, eylem planı yapalım...