Çölde gezerken vaha bulmak

Her yerde karşımıza çıkan 'çok amaçlı salon' facialarından sonra Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Konser Salonu çölde gezerken vaha bulmuşa döndük.

Ne zaman yeni bir salonda konser izlemek üzere yola çıksam içimi tatlı bir heyecan kaplar. Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nun açılışı ise heyecanıma heyecan kattı zira buradaki idealist hocaların yıllardır düzenlediği müzik yarışmalarına yakından tanık olmuş bir yazar olarak, yeni salonun, bu ekibin azimle yürüttüğü başarılı çalışmalara karşılık bir armağan olarak verildiği hissini içimde taşıyordum. Hislerim beni yanıltmamıştı. Binaya adım atar atmaz karşıma çıkan Üniversite Rektörü Prof. Dr. K. Suha Aydın o akşam en az müzisyenler kadar şen ve coşkuluydu.

İşte, hocalarına bu güzelim armağanı veren rektör karşımdaydı; her zamanki aydınlık yüzü ve yaydığı pozitif elektrikle bir odadan çıkıp öbürüne giriyor, misafirlerine gururla yeni binayı gezdiriyordu. Açılışına gittiğimiz, sadece bir konser salonundan ibaret değildi çünkü. Mersin Üniversitesi Nevit Kodallı Oda Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi’ydi aslında açılan. Konservatuvarın son yıllarda başarılı konser ve kayıt çalışmalarına imza atan Oda Müziği Merkezi, üniversitenin şehrin merkezine yakın Yenişehir kampüsünde açılan mekânına taşınmıştı aynı zamanda. Merkeze ‘Nevit Kodallı’ adının verilmesi, 2009 yılında kaybettiğimiz değerli bestecimizin Mersinli olmasından ileri geliyordu. Açılışa Kodallı’nın ailesi de davetliydi. Doktor olan büyük oğlu, bestecimizin eşi Olcay Hanım’la dinleyici sıralarındaki yerini alırken, küçük oğlu olan ünlü şefimiz Murat Kodallı’yı podyumda izlemeye hazırlanıyorduk. Açılıştan dolayı heyecanlanan sadece bendeniz ve rektör değildik.

Hepimizden heyecanlı biri daha vardı ki o da Konservatuvar Müdürü Selahattin Yunkuş’tu. Selahattin Ağabey ‘yapmaya gayret ettiği’ dokunaklı konuşmasıyla hem kendi ağladı hem de salondakilere mendil ıslattırdı. Projesinden bugüne kadar her aşamasına emek verdiği bina zamanla belli ki benliğinde bir duygu fırtınası yaratmıştı. Tamamlayamadığı konuşmasının ardından sahneye davet edilen rektörle öyle candan kucaklaştılar ki gözler bir kez daha mendillendi. Konuşmaların ardından mini konsere geçildi. Nevit Kodallı’nın oda orkestrası için üç güzel eserini, şef Murat Kodallı yönetiminde dinledik. Largo Cantabile, Güzelleme ve Telli Turna süitleri, Mersin Üniversitesi Akademik Oda Orkestrası’nın harikulade tınlayan yaylı grupları tarafından, üflemeli ve vurmalıların da nitelikli katılımlarıyla icra edildi. Orkestrayı son birkaç yıldır dinleyememiştim.

Bir eğitim kurumu olmasından dolayı, üyeleri sürekli değişmesine rağmen, gruplar arası birliktelik, entonasyon sağlamlığı, tını güzelliği açılarından övünülecek seviyede buldum. Orkestranın iyi tınlamasında, mimarisini Erkut Şahinbaş ve Oya Caymaz’ın üstlendiği, akustik danışmanlığını ODTÜ’den Mehmet Çalışkan’ın yaptığı 220 kişilik konser salonunun payı elbette büyüktü. Zeminden tavana akçaağaç kaplamanın tercih edildiği oditoryum; döşemede halıdan kaçınılması, yeterli çınlama sürelerinin sağlanabilmesi için duvarlarda ve sahne tavanında ses saçıcı ahşap yapı elemanları kullanılması, koltukların bile akustik özellikli olmasıyla, ‘ben bilinçli bir yaklaşımın ürünüyüm’ diyordu.

Her yerde karşımıza çıkan ‘çok amaçlı salon’ facialarından sonra Mersin’in bu yeni salonuyla çölde gezerken vaha bulmuşa döndük. İki dönemdir görev yapan ve aslında sanatçı değil diş hekimi olmasına rağmen sanatçıların bir dediğini bugüne kadar iki etmeyen Rektör Suha Aydın’ın görev süresi bu yıl sona eriyor (Üniversiteye bir Steinway kuyruklu piyano alınmasını sağlayan da oydu). Yerine gelecek olan rektörün de en az Suha Hoca kadar aydın kişilikli, sanatın ve sanatçıların yanında, konservatuvarın şimdiye dek elde ettiği kazanımları geri almayacak olgunlukta bir idareci olması, şu anda herkesin ortak temennisi.