Polonya'da bir 'hükümet kadın'

Varşova Beethoven Festivali'ni düzenleyen Elzbieta Penderecki, tam bir 'hükümet kadın'. Sanata devlet desteğinin Türkiye'den de az olduğu Polonya'da ne yapıp edip destek buluyor.

Bu, Varşova’ya 2012’den bu yana beşinci gelişim. Şehre karşı özel bir zaafım olmasından kaynaklanmıyor ziyaretlerim. Beni buraya ilk çeken, her yıl Paskalya zamanı düzenlenen Varşova Beethoven Festivali oldu. Müzik yazarı olarak birkaç günlüğüne gelip takip ettiğim festival, pek çok bakımdan ufkumu açmasıyla, gönlümde ve zihnimde ayrı bir yere sahip olageldi. Bu güzel festivali, Polonyalı büyük besteci Krzysztof Penderecki’nin eşi Elzbieta Penderecka’nın başında olduğu Ludwig van Beethoven Cemiyeti düzenliyor.

Krakow’da başlayıp daha sonra Varşova’ya taşınan festivalin bu yıl 18’inci yaşı kutlandı. Beethoven’a iltimas geçiliyor elbette ama bu durum, diğer bestecilerin ihmal edilmesi anlamına gelmiyor. Varşovalılar festival sayesinde her yıl iki hafta süresince dünyanın en iyi solistleri ve topluluklarını dinleme şansına erişiyorlar. Bu yıldız toplulukları başka türlü Varşova’ya davet etmek pek mümkün değil çünkü sanat etkinliklerini destekleme konusunda Polonya Türkiye’nin de gerisinde. Bu alana devlet desteği çok az. Polonya’nın her geçen yıl büyüyen özel sektörü ise, tanınan muafiyetlerin yetersizliği yüzünden, bu tip etkinlikleri desteklemeye pek de yanaşmıyor. Ama Bayan Penderecka ilişkileri son derece güçlü, müthiş becerikli ve akıllı bir organizatör. Daha önce de burada sözünü ettiğim gibi, o tam bir ‘hükümet kadın’. Ne yapıp ediyor, özel sektörün maddi desteğini festivaline yönlendirmeyi başarıyor. Bununla da kalmayıp, büyükelçiliklere yurttaşlarının konserlerini himaye ettiriyor. Bu, çok akıllıca bir davranış. Zira görebildiğim kadarıyla büyükelçiler bu himayeyi ülkeleri ve sanatçılarının pazarlanmasına tahvil etmekten büyük keyif alıyor. Konserlerin ardından elçiliklerinde verdikleri resepsiyonlarda Polonyalılar üzerinde iyi bir intiba bırakmış olmanın mutluluğu okunuyor gözlerinden.

Bayan Penderecka Polonya’da görülmemiş bir başarıya imza atarak, festivaline özel sektör desteğini yüzde altmışa kadar çıkarmayı başarmış. Geri kalan yüzde kırkın yarısı devlet ve şehir yönetimlerinden, diğer yarısı da bilet satışlarından geliyor. Festivalin bilet satışından yana beklentisi fazla değil çünkü bilet fiyatları ülkedeki ortalama gelir düzeyine göre yüksek kalıyor. Ünlü bir senfoni orkestrasını dinlemek için ortalama 25-50 Euro ödemek, ortalama Polonyalı için önemli bir fedakarlık.

Türkiye’yi çok sevdiklerini her seferinde dile getiren karı-koca Penderecki’ler İstanbul’a hayranlar. Aynı zamanda orkestra şefi de olan büyük besteci ne zaman Türkiye’den davet alsa eşini de yanında getiriyor. Özellikle İstanbul Müzik Festivali’yle ilişkileri çok sağlam. Geçen yıl Yaşamboyu Başarı Ödülü aldığı festivalde bu yıl Türkiye-Polonya arasındaki ilişkilerin 600’üncü yılı vesilesiyle bir konser yönetmeye -elbette yanında yine eşiyle- gelecek Penderecki.

ICMA üyeleri olarak biz de bu yıl Varşova’yı adeta üs ilan ettik çünkü festival dördüncü ödül törenimize ev sahipliği yaptı. 12 Nisan’da şehrin ünlü ulusal filarmoni salonunda yaptığımız ödül töreni ve arkasından gelen gala konseri bugüne kadar yaptıklarımızın içinde en görkemlisiydi diyebilirim. Bu başarıda elbette Bayan Penderecka’nın becerileri önemli rol oynadı. Tamamen dolu salonda verilen gala konserinde, Polonya’nın gençlerden oluşan fişek gibi orkestrası Sinfonia Iuventus, aralarında, bu yılki Yaşamboyu Başarı Ödülü’müzün sahibi olan şef Charles Dutoit’nın da bulunduğu ünlü şefler yönetiminde, 2014 yılında ödül takdim ettiğimiz solistlere eşlik etti. Andreas Staier, Daniel Hope, Andrea Bachetti, Joseph Moog, Signum Quartet gala konserinde sahneye çıkan ödüllü sanatçılarımız arasındaydı. Yeri gelmişken hatırlatayım: 2015 yılı ICMA ödül töreni ve gala konserine 28 Mart’ta Bilkent Senfoni Orkestrası ev sahipliği yapacak. Bakalım, Ankara’ya gelecek yıl hangi klasik müzik ünlüleri akın edecek?