Sanattan otoriteye koşulsuz destek!

Şef Valery Gergiev'in Putin'e desteği öteden beri tartışılıyor. Akıl almaz bir yeteneğe sahip Gergiev, liderine koşulsuz bağlılığının meyvelerini her fırsatta topluyor.

Otoriter rejimlerin dümen suyuna giren müzisyenlerin, bu yakın dostluğun hesabını, sonradan vermeye zorlandıklarına tarihte sıkça rastlarız. Yakın geçmişte yaşanan en tanıdık örnekler Nazi Almanyası’ndan çıkmıştır. O yıllarda Nazilere göz yuman ünlü şef Wilhelm Furtwaengler’in yaşadığı trajedi ve seçim hakkının olup olmadığı, ‘Taraf Tutmak’ adlı birer tiyatro ve filme konu olmuştu. Herbert von Karajan, Richard Strauss gibi dönemin nüfuzlu müzisyenlerinin Nazi partisine üye olup olmadıkları, Hitler’e yandaşlık edip etmedikleri bugün bile tartışma konusudur.

Sovyetler Birliği ise otoriter rejimlerin sanatçılarla ilişkisi bağlamında farklı bir yerde duruyor. Yukarıda ismi geçen müzisyenler, Nazilerin işlediği insanlık suçlarına seslerini yükseltmedikleri için eleştiriliyordu. Rus lider Stalin’in amacı ise komünist rejimin propagandasını hem Rusya’da hem de global ölçekte yaptırmak konusunda sanatçılardan yararlanmaktı. Stalin’in iktidarındaki tartışmalı icraatlarını bir kenara koyacak olursak, komünist rejimin sanatçılarla ilişkilerinin Nazilere kıyasla elbette daha meşru bir zeminde yaşandığını söyleyebiliriz. Ama Sovyet rejiminin, yine Nazilere kıyasla, sanatçılara karşı çok daha acımasız olduğu gerçeğinin de altını çizmeli. Naziler, rejime biat etmediğini gördükleri Richard Strauss için sadece, yöneticisi olduğu Reichsmusikkammer’in başından almak gibi bir yaptırım uygularken, Sovyetler Birliği’nde rejimle işbirliği yapmayan sanatçıların nihai adresi ölüm kampları oluyordu. Örneğin Şostakoviç’in Stalin rejimiyle oynadığı köşe kapmaca oyunu üzerine de tıpkı Furtwaengler’in Nazilerle yaşadıklarında olduğu gibi, çokça mürekkep akıtılmıştır. Solomon Volkov’un Şostakoviç’le yaptığını iddia ettiği söyleşiler ‘Tanıklık Tutanağı’ adıyla 35 yıl önce yayımlandığından beri, bestecinin, rejimin sadık bir evladı mı yoksa onun gizli bir muhalifi mi olduğu konusu, bilmeceye dönüşmüştür.

Stalin’den yıllar sonra, ‘Rusya’nın yeni çarı’ olarak nitelendirilen Vladimir Putin de ülkesinin itibarını arttırmalarının yanı sıra tartışmalı icraatlarına destek olsunlar diye, sanatçıların yandaşlığına ihtiyaç duyduğunu her fırsatta sergiliyor. Valery Gergiev, Denis Matsuev, Yuri Bashmet, Vladimir Spivakov, Anna Netrebko, Vadim Repin liderlerine koşulsuz destek veren kudretli müzisyenlerin başında geliyor. Aralarında özellikle şef Valery Gergiev, Putin’e her koşulda verdiği destekle, öteden beri tartışılan bir isim. Aralarından su sızmayan bir ikili, Putin ve Gergiev. Müzik alanında akıl almaz bir yeteneğe sahip olan Gergiev, liderine kayıtsız koşulsuz bağlılığının meyvelerini her fırsatta topluyor. St. Petersburg’da yaptırdığı salonlar, festivaller ve Maryinski Orkestrası’na sağlanan sponsorluklar sayesinde, ülkesinin bir numaralı sanat elçisi konumunda bugün. Ama Putin sevgisi, Gergiev’in ününe, özellikle son yıllarda büyük bir gölge düşürüyor. 2015 yılında, Almanya’nın ünlü orkestralarından Münih Filarmoni’nin başına geçmesi bekleniyor Gergiev’in. Ama Putin’in Kırım’ı ilhak etme politikasını açıkça destekleyen ünlü sanatçılardan biri olan Gergiev’in tavrı bu kez ona pahalıya patlayacak gibi gözüküyor çünkü Münih’te Gergiev’in orkestranın başına geçmesini engellemek amacıyla yeni bir imza kampanyası başlatıldı. Kampanya metninde, 1938 yılından bu yana ilk kez bir Avrupa ülkesinin, sınırları uluslararası toplumca tanınmış bir ülkenin toprağından bir parçayı ilhak etmesi kınanıyor. Münih şehir yönetimi de geçen ayın sonunda, Gergiev’in Putin’in genişleme siyasetine yönelik takınacağı tavrı mercek altına aldıklarını açıklamıştı. Almanlar soruyor: Rusya’nın askeri müdahalelerini açık biçimde destekleyen Valery Gergiev’in Almanya’nın bir devlet orkestrasını yönetmesine müsaade edilecek mi?