Sarsılmaya hazır mısınız?

Etkileyici sahneler içeren 'Yaratılış', klasik oratoryo türünün en dramatik eserlerinden. Haydn'ın bu başyapıtını, Aya İrini'nin büyüleyici atmosferinde dünyaca ünlü orkestra Schleswig-Holstein'dan dinlemeye ne dersiniz?

39. İstanbul Müzik Festivali bu akşam ve yarın akşam iki görkemli konserle birlikte takipçilerine veda etmeye hazırlanıyor. Rolf Beck yönetimindeki Schleswig-Holstein Festival Orkestrası, Lübeck’ten gelen aynı adlı koro ve solistler, bu akşam saat 20.00’de Aya İrini’de Haydn’ın ‘Yaratılış Oratoryosu’nu seslendirecekler. İstanbullular aynı orkestrayı yarın akşam yine aynı saatte, Lütfi Kırdar’da, bu kez dünyaca ünlü şef Christoph Eschenbach yönetiminde dinleme şansına sahip olacak. Bu konserde, günümüzün çok önemli genç solistlerinden, Amerikalı viyolonselci Alisa Weilerstein’ı dinleyeceğiz. 



Türkiye’yi konuk edecekler
Almanya’nın en kuzeyindeki Schleswig-Holstein eyaleti 1986’dan beri dünyanın en büyük klasik festivallerinden birine ev sahipliği yapıyor. Etkileyici programlar oluşturan festivalin bir özelliği de her yıl kapılarını bir ülkeye açması. 9 Temmuz-28 Ağustos arasında yapılacak festivalin bu yılki konuk ülkesi Türkiye. ‘Merhaba Türkiye’ temalı festivalde Selim Sesler de var Ahmed Adnan Saygun da... Fazıl Say’ın iki dünya prömiyerinin heyecanı yaşanacağı gibi Berlinli DJ İpek İpekçioğlu da ‘Türk müzisyen’ olarak festivalde boy gösterecek…
İki ülke arasındaki bu kültürel işbirliği sayesinde Schleswig-Holstein Festival Korosu Türkiye’ye gelip sanatseverlerle çoktan buluştu bile. Geçen hafta Bilkent’te Ankaralıları mest eden bir Haydn/Yaratılış konseri verdiler. Konuştuğum Ankaralılar uzun süredir böylesine güçlü bir koro ve kaliteli solistler dinlemediklerini dile getirdiler.
Koronun bu akşamki durağı ise Aya İrini. İstanbullular, dünyaca ünlü bir orkestra, koro ve solist topluluğundan bu büyülü mekânda görkemli bir klasik oratoryo dinlemeyeli çok oluyor… Handel’in ‘Mesih’ini dinlediğimiz geçmiş festival anıları hâlâ zihinlerimizde… O deneyimden, bu akşam ne kadar etkileyici bir konsere şahitlik edeceğimizi şimdiden tahmin etmek mümkün.
Soprano Simona Saturova, tenor Benjamin Burns ve bas Konstantin Wolff için, zevkine güvenilir Ankaralı dostlarımızdan da referans aldığımıza göre artık tek yapacağımız, konser saatine kadar Haydn’ın 1796-98 tarihli bu anıtsal oratoryosu üzerinde biraz çalışmak... Zira çok güçlü bir eserle karşı karşıyayız. Adı üstünde, dünyanın yaratılışını notalarla resmeden bir klasik dönem başyapıtıdır ‘Yaratılış’. Prömiyerinde 120 kişiyi bulan dev orkestra kadrosuyla ilk dinleyenlerini deyiş yerindeyse afallatmıştır. Mucizevi yaratılış öyküsünün, klasik dönemin Mozart öncesindeki en büyük bestecisi sayılan ‘Baba Haydn’ın elinde büründüğü ifade biçimi dinleyenlerini her seferinde sersemletmeyi başarır. 

Eschenbach’ı sahnede görün
Canlıların yaratılışının hemen öncesindeki kaos ortamını betimleyen o tuhaf giriş, varlıkların yaratılışı, güneşin ortaya çıkışı türünden etkileyici sahneler içeren ‘Yaratılış’, klasik oratoryo türünün en dramatik eserlerinden biridir. Yani Aya İrini, sahnesine en çok yakışan eserlerden birini ağırlayacak bu akşam. Konserden önce, saat 7’de, müzik alanındaki duyarlığıyla tanıdığımız edebiyat eleştirmeni Asuman Kafaoğlu Büke’nin Haydn üzerine anlatısını da kaçırmayın derim.
Dünyanın önde gelen orkestra şeflerinden, 72 yaşındaki Alman asıllı Christoph Eschenbach ülkemizde de çok iyi tanınan son derece seçkin bir müzisyen. Eschenbach’ı iyi anlaştığı bir orkestrayla mutlaka podyumda konser ortamında izlemek gerekiyor. 1999-2003 yılları arasında müzik direktörlüğünü yaptığı Schleswig-Holstein Orkestrası’yla hâlâ çok güçlü ilişkileri var Eschenbach’ın. Topluluğu, yarın akşam Lütfi Kırdar’da yöneteceği Brahms’ın senfonilerinin Hanssler’den kayıtlarını da çıkarıyor usta şefimiz şu sıralar.
‘Günümüzün Jacqueline du Pre’si’ belki çok klişe bir kavram oldu çıktı son yıllarda ama konserin solisti olan 29 yaşındaki Amerikalı viyolonselci Alisa Weilerstein’i, Daniel Barenboim yönetimindeki Berlin Filarmoni eşliğinde geçen yıl Oxford’da izledikten sonra genç sanatçının bu benzetmeyi günümüzde belki de herkesten fazla hak ettiğini düşündüm. İnsanı avucunun içine alan son derece etkileyici ve yoğun bir anlatım gücünü kusursuz bir virtüozite ile birleştiren Weilerstein’den yarın akşam Lütfi Kırdar’da Saint-Saens’ın 1. Viyolonsel Konçertosunu dinlemek de İstanbullular için de sezona muhteşem bir kapanış olacaktır derim!

.