Söyleyin, konserlere neden gelsin gençler!

Günümüzün en büyük müzisyenlerinden şef Daniel Barenboim, 450 yıllık Staatskapelle Berlin ile yarın akşam Zorlu PSM'de. 'Barışa katkı' amacıyla Doğu-Batı Divanı Orkestrası'nı kuran Barenboim, gidişattan endişeli: "2005'te Ramallah'taki tarihi konser bugün tekrarlanabilir mi, emin değilim."
Söyleyin, konserlere neden gelsin gençler!

Özellikle son yıllarda sergilediği sıradışı performansla günümüzün en büyük birkaç müzisyeninden birine dönüşen piyanist-orkestra şefi Daniel Barenboim’i kısa bir metinle anlatabilmek çok güç. Çünkü yıllardır bir atom karınca gibi çalışan bu ‘küçük dev adamın’, elini attığı her alanda kalıcı işler üretmekte üstüne yok. 1960’lı yılların başından itibaren önce üstün yetenekli bir piyanist olarak isim yapan Barenboim, nicedir piyanistliğinin önüne geçen orkestra şefliğine 1966 gibi hayli erken bir tarihte İngiltere’de atıldı. Dünyanın pek çok büyük orkestrasını yöneten Barenboim’in ismi son yıllarda Staatskapelle Berlin (Berlin Devlet Operası Orkestrası) ile birlikte anılıyor. 1992’de patronu olduğu bu orkestrayı 22 yıl içinde dünyanın hem opera hem de senfonik repertuvarda aynı ölçüde iddialı en prestijli senfonik topluluklarından birine dönüştürdü.

Doğu-Batı Akademisi

Barenboim, Staatskapelle Berlin’i 15 Mayıs akşamı İstanbul’da yönetecek. Zorlu Center PSM’deki konserde orkestra, Richard Wagner ve İngiliz besteci Edward Elgar’ın eserlerini icra edecek. Konserden önce büyük ustayla Berlin Devlet Operası’ndaki ofisinde sohbet ettik. Barenboim’e yönelttiğim ilk soru, Milano La Scala Operası’nın müzik direktörlüğü görevinden neden ayrıldığı üzerineydi. Zira Barenboim, 2011 yılında başladığı ve Wagner operaları başta olmak üzere önemli temsillere imza attığı bu görevi 2015 yılı başında bırakacağını ilan etmişti. Barenboim’in soruma yanıtı, her ne kadar diplomatik olmaya gayret etse de İtalya’da yaşanan krizin operaları tehdit etmesinden duyduğu yılgınlığı ispatlar nitelikteydi: “La Scala’nın başından ayrılmak istediğimi geçen yılın başında yerel yönetime haber vermiştim. Yakında Berlin’de Batı-Doğu Divanı Orkestrası için bir akademi açmaya hazırlanıyoruz. Büyük önem verdiğim bu proje hayli zaman ve enerji istiyor. Divan Orkestrası ve Staatskapelle Berlin ile çalışmalarımı artık bu binada yürütmek istiyorum.”

1942 yılında Arjantin’de doğan, Rus Yahudisi ailesiyle birlikte sonradan İsrail’e göç eden Daniel Barenboim, kimliğine sıkıca bağlı bir profil çizmekle birlikte, Almanya’nın günümüzdeki en önemli müzik otoritelerinden biri. Holokost’un ardından Almanya’ya adım atmayı reddeden hocası, büyük piyanist Artur Rubinstein’ın aksine Barenboim bu ülkeyi adeta vatanı gibi görüyor. Barenboim’in başında olduğu opera kurumu bir süredir evsiz. Geçici ikametgâhları olan Schiller Tiyatrosu’ndan çıkıp, halen restorasyonda olan Unter den Linden Bulvarı üzerindeki tarihi opera binalarına kavuşmak için sabırsızlanıyorlar. Barenboim işlerin gecikmesinden yana hayli dertli ama eskisinden daha güzel bir yapı ortaya çıkacağı için de mutlu: “Oditoryumun iyileştirilen akustiği beni çok mutlu etti. Tavanı biraz yükselttik zira çok alçaktı. Aslında eskiden de yüksekmiş ancak bilmediğim bir sebepten ötürü alçalttıkları için akustik olumsuz etkilenmiş.”

Müzisyen toplumdan kopuk
Barenboim, bir yandan da Berlin’i, müteveffa dostu Edward Said ile birlikte kurduğu Batı-Doğu Divanı Orkestrası’nın merkezi yapacak akademi binasını inşa ettirmekle uğraşıyor. 99 yıllığına kiralanan arazi üzerinde ünlü Amerikalı mimar Frank Gehry, 700 koltuklu salona sahip bir akademi binası tasarladı. Bütçesinin büyük kısmını Alman ve İsrailli finansörlerin karşıladığı projeye Almanya hükümeti 20 milyon Euro’luk katkıda bulundu. 15 yaşındaki Barenboim-Said Akademisi’nin yeni binası, genç İsrailli ve başta Filistinli olmak üzere Arap müzisyenler için ana çalışma mekânı işlevi görecek. “Müzisyenlerin toplumdan soyutlandıkları gerçeği karşısında her geçen gün umutsuzluğa kapılıyorum. Okullarımızda müzik eğitimi verilemiyor. Müziğin nispeten önemli görüldüğü ülkelerde bile durum aynı. Gençlerin konserlere yeterince ilgi göstermediğinden yakınılıyor. Söyleyin, neden gelsin gençler? Müzik ve genel olarak sanat hakkında doğru düzgün bir şey bilmiyorlar ki! Müzisyenlerin bir iki boyuttan ibaret kalan kısır eğitimleri de önemli bir başka sorun. Barenboim-Said Akademisi’nde öğrenciler yalnızca müzik ve icra dersleri görmeyecekler; felsefe, siyaset, din, sosyoloji üzerine onları bilgilendireceğiz.”

Barenboim, müzik yoluyla yıllardır bölge barışına katkı sağlamaya çalışıyor. Ama onun bu çabalarını küçümsemeye meyilli bir zihniyet de yok değil. Barenboim, orkestranın sanatsal seviyesinin çok yükseldiğini ama kuruluş misyonunu henüz tamamlamadığını düşünüyor: “Batı-Doğu Divanı, İsrail hükümetleri tarafından hayli naif bir düşüncenin ürünü olarak görülüyor. Araplar orkestranın misyonu konusunda da epeyi umutsuzlar. Bunun sebebi, yıllardır süren işgal ve temel yoksunluklar. Bu yüzden çok eleştiri aldık. Bölgenin hiçbir yerinde şu an çalamayacağımız gerçeğiyle de yüzleşmemiz gerekiyor. İsrail’de çalamayız, Filistin ve Mısır’da da çalmamız çok zor. 2005 yılında Ramallah’ta tarihi bir konser vermiştik biliyorsunuz. Ama o konser bugün tekrarlanabilir mi, emin değilim. Orkestra, Ortadoğu hariç dünyanın her noktasında konser veriyor. Bu projeye hayat veren temel fikir, müzisyenleriyle orkestrada temsil edilen ülkelerin tümünde sorunsuzca konser verdiğimiz gün hayata geçmiş sayılabilir. Yani İspanya, Türkiye, Lübnan, Suriye, Ürdün, Mısır, Filistin, İsrail ve İran’da çalmamızın önünde hiçbir engel kalmadığında amacımıza ulaşmışız demektir.” 

İmrenilesi esneklik

Müzik dünyasında önemli orkestra-şef sinerjilerinden söz açılacak olsa, akla ilk geliveren örneklerden biridir Daniel Barenboim-Staatskapelle Berlin birlikteliği. Barenboim son yıllardaki en parlak başarılarını bu toplulukla elde etti. Geçmişi 1570 yılına uzanan bu köklü orkestranın repertuvarı Barenboim’in 1992 yılında göreve gelmesinden önce, özellikle geç Romantik dönem bestecilerin eserlerinden yana çok zengindi ama Barenboim, topluluğun repertuvarını birkaç misli genişlettiği gibi onu ‘günümüzün en iyi Wagner orkestrası’ yaptı. Barenboim, Berlin’deki müzisyenlerini anlatırken övücü sözler kullanıyor: “Son yirmi yıldır her gün benim yüzümü görmek onlar için zor olmalı, bunu geçenlerde onlara da söyledim. Ama orkestranın bugün stil anlamında imrenilesi bir esnekliğe ulaştığını düşünüyorum. Şu kadarını söylemeliyim ki, çaldığı dönem ve besteciye göre tınısını bu kadar rahat ve bütünüyle değiştirebilme yetisine sahip başka bir orkestra bilmiyorum.”

Benzersiz Wagner yorumculuğu

Daniel Barenboim İstanbul konserinin ilk yarısında, Alman besteci Richard Wagner’in Nürnbergli Usta Şarkıcılar ve Tristan und Isolde operalarından bölümler yönetecek. 35 yıldır yoğun biçimde Wagner yöneten Barenboim 2001 yılında İsrail’de sürpriz biçimde eserini yönetip salonda olay çıkartacak kadar Wagner’e bağlı ve onu tüm insanlığa sevdirmeye kararlı (Barenboim, Wagner’in anti-semitik makalelerinin varlığını kabul ediyor ama operalarının Yahudilerle dalga geçen karakterler barındırdığı fikrini reddederek ‘“Öyle olsa ben yönetir miydim” diye soruyor). 1981 yılında başlayıp yıllar süren Bayreuth Festivali kariyeri boyunca hafızalara kazınan nice temsile imza atan Barenboim, Staatskapelle Berlin’i geçen yaz BBC Proms Festivali’nde bestecinin dört epik operadan oluşan ‘Yüzük’ serisinde yönetti. Bu konsertant icralar İngilizler üzerinde muazzam bir etki yarattı. Basında günlerce bu konser serisi hakkında yorumlar yapıldı, Barenboim’in benzersiz Wagner yorumculuğu üzerinde herkes görüş birliğine vardı.