Su satıcılığından opera dramaturgluğuna

"Tüm eserlerin Türkçe altyazılı izlenebildiği Berlin'in ünlü operası Komische Oper'in dramatugu Mustafa Akça, su satıcılığından muhtarlığa pek çok iş yapmış ilginç biri."
Su satıcılığından opera dramaturgluğuna

Berlin’deki Komische Oper’de ‘Batı Yakası’nın Hikayesi’ni izlemek üzere koltuğa kurulduğumda elim hemen önümdeki koltuğun arkasına monte edilmiş çeviri modülüne gidiyor. Sıradan bir iş gibi gözüküyor başta ama burada durum biraz daha farklı çünkü seçebileceğim diller arasında Türkçe’nin de yer aldığını önden bilmenin rahatlığı ve mutluluğuyla yapıyorum seçimimi. Şaşırtıcı, öyle değil mi? Berlin’in birbirinden iddialı 3 opera kurumundan (Diğerleri Staatsoper ve Deutsche Oper) biri olan Komische Oper’de sahnelenen tüm operalar, operetler ve müzikalleri Türkçe altyazıyla izlemenizin mümkün olduğunu biliyor muydunuz?
Neden mi Türkçe? Çünkü burası Berlin! Türkiye kökenli yaklaşık 200 bin Türk ve Kürt’ün yaşadığı Berlin’de 3 yıl önce başlayan ‘Selam Opera’ adlı etkinliğin en önemli ayağı ‘Türkçe altyazı’. Aralık ayı başında bu 3 önemli opera kurumunun ortak daveti üzerine ziyaret ettiğim Berlin’de ‘Selam Opera’nın dramaturgu Mustafa Akça’yla da bir araya geldim. Doğma büyüme Berlinli olan 40 yaşındaki Akça ilginç bir kişilik. Geçmişte su satıcılığından mahalle muhtarlığına kadar pek çok işe girip çıkmış. Uzun yıllardır da tiyatroyla uğraşan Akça’nın Berlin Komische Oper ile yolu, gazetede gördüğü ‘dramaturg aranıyor’ ilanıyla kesişmiş.
Akça’ya, altyazı uygulamasının Berlin’de yaşayan Türkçe konuşan azınlığı Komische Oper’e çekmekte yararlı olup olmadığını sorduğumda yanıtı olumlu oluyor. Hayallere kapılmayalım, sadece bu uygulamayla elbette her temsil Berlin’deki Türkler ve Kürtlerle dolmayacak. Bir ‘davet’ bu ve bana kalırsa psikolojik etkisi daha önde. Komische Oper bu uygulamayla sadece Berlin değil Almanya’nın her yerindeki Türkleri ve Türkçe konuşabilen Kürtleri sahnesine davet ediyor. ‘Operadan, operetten, müzikalden, kısacası mesafeli durduğunuz Batı kültüründen ürkmeyin, gelip izleyin çünkü siz de bu toplumun bir parçasısınız’ diyor.
Mustafa Akça heyecandan yerinde duramıyor. Bunun bir sebebi de, 3 yıldır başında olduğu projesine Türk basınından ilk kez Radikal ve Andante adına benim ilgilenmeme hem şaşırmış ve hem de sevinmiş olması. Başlatıp sonuç aldığı başka etkinlikler de var Akça’nın. ‘Dolmuş’ projesi bunlardan biri. Akça sadece insanları davet etmekle işin bitmeyeceğini bilecek kadar gerçekçi. ‘Dolmuş’, Komische Oper’i Berlin’deki Türkçe konuşan azınlığın ayağına götüren bir uygulama. Bu yolla Türk ve Kürt çocukları operanın çocuk korosuna entegre ediliyor. Komische Oper’de sahnelenen eserlerde görev alan 40 kadar çocuk figüran ve şarkıcı kadrosunda bu çocuklar da var. Tabii tüm bunlar olduğu sırada, koronun ‘etnik yapısı’nın bu denli ‘sulandırılması’ndan hoşnut olmayıp çocuklarını korodan alan Alman ebeveynler de olmuş. Ama proje doludizgin ilerliyor.
‘Berlin’in Türk Dostu Operası’nda, kurumun şaşırtıcı rejileriyle meşhur dünyaca ünlü sanat yönetmeni Barrie Kosky’nin imzasını taşıyan, zıpkın gibi bir ‘Batı Yakası’nın Hikayesi’ müzikali izlediğim sırada kendimi ‘yabancıymış gibi’ hissetmedim. İçinde çocuklarımızın da olduğu koro yoktu o akşam sahnede belki ama önümdeki, başarılı sayılabilecek Türkçe çeviriye arada bir göz atıyor, eserde ‘Action’ rolünde oynayan-söyleyen Hakan T. Aslan’ı keyifle izliyordum. Kurumun sevilen kadrolu Türk tenoru Tansel Akzeybek’i ise o akşam Toni rolünde izleyemediğime hayıflandım. Başka bir sefere artık. Tavsiyem, yolunuz bir gün Berlin’e düşerse, Komische Oper’in meşhur Ihlamur Caddesi üzerindeki binasına gidip önce Mustafa Akça’nın bir çayını için, ardından da bibloyu andıran 100 yıllık salondaki rahat koltuğunuza kurulup Türkçe takip edebileceğiniz eserin keyfini çıkarın. www.komische-oper-berlin.de