Viyana'da yine erkekler sahnede

1941 yılının 1 Ocak'ından beri her yılın ilk günü, Viyana'nın altın kaplı Musikverein Salonu'nda aynı görkemli manzarayı izliyor dünyanın pek çok ülkesindeki milyonlarca müziksever.

VİYANA - 1941 yılının 1 Ocak'ından beri her yılın ilk günü, Viyana'nın altın kaplı Musikverein Salonu'nda aynı görkemli manzarayı izliyor dünyanın pek çok ülkesindeki milyonlarca müziksever. Çoğunluğu Avusturyalı, 2 bin kadar seçkin hanımefendi ve beyefendinin huzurunda, yıllar içerisinde dünyanın en kendine özgü orkestra tınılarından birini yaratmayı başarmış Viyana Filarmoni, en iyi anlaştığı şeflerden birinin yönetiminde, Strauss hanedanının zarif valsleri ve hoppa polkalarını seslendirerek giriyor yeni yıla. Bu yıl da, orkestranın başında yine çok tanıdık bir şef göreceğiz. Viyana Filarmoni'yi 45 yıldır yöneten Zubin Mehta.
Bu özel konserin sınırlı sayıdaki biletlerini edinebilmek amacıyla bir yıl öncesinden çekilişe katılmak gerekiyor. Ama müzik dünyasının sınırlarını aşıp bir toplumsal fenomene dönüşen 1 Ocak konseri için, hem 680 avroya ulaşan bilet fiyatlarını göğüslemek, hem de çekilişte kazandığınız takdirde azami iki biletle yetinmek zorundasınız.
Sahnede, beyaz ırka mensup erkek dışında bir müzisyen görmek umudunu ısrarla taşıyanlar bu yıl da hüsrana uğrayacaklar. Zira Viyana Filarmoni bu yılki Yeni Yıl Konseri'ne de çok büyük ihtimalle -kadın örgütlerini, kadın müzisyenleri ve ırkçılık karşıtlarını kızdırma pahasına- neredeyse hepsi beyaz Avusturyalı erkeklerden oluşan bir kadroyla çıkacak.
Oysa kadın örgütlerinin 80'li ve 90'lı yıllardaki mücadelesi 1997'nin 27 Şubatı'nda ilk meyvesini vermiş ve tüm dünyada 'Viyana Filarmoni Erkekler Kulübü' olarak tanınan topluluk, yazılı olmayan 'erkek ve beyaz ırk dışında üye kabul etmeme' prensibini, 26 yıldır orkestrada görev yapan bayan arpist Anna Lelkes'i üye yaparak bozmuştu. Topluluğun, tam da New York Carnegie Hall konserinin bir gün öncesinde yaptığı bu atak, orkestranın kızgın Amerikalı feministlerin konseri baltalamaları ihtimaline karşı bir son dakika atağı olarak görülmekle birlikte geleceğe dair umutları da yeşertmişti.
Ne var ki, Viyana Filarmoni'nin zihniyetinde 10 yıl sonra değişen hiçbir şey olmadığı görülüyor. Filarmoniye üye olarak girebilmek için öncelikle Viyana Devlet Operası Orkestrası'nda üç yıllık bir staj dönemi geçirmek gerekiyor. Pek çok kadın ve sarı ırka mensup müzisyene, ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar, bu staj döneminin ardından, ne yapıp edip Filarmoninin kapısından adım attırılmadığı biliniyor.
Peki, ne yatıyor bu kadın ve beyaz olmayan ırklara karşı mesafeli duruşun ardında? Savunma hep aynı: 'Benzersiz Viyana tınısını koruyabilmek' Orkestranın yöneticilerinden, flüt grup şefi Dieter Flury verdiği bir söyleşide, orkestranın bu tavrının, ırkçı ve kadın düşmanı olarak nitelendirilebileceğini kabul ediyor. "Soyut eşitlikçi tavırlar yüzünden, ulaşılması olanaksız standartlara sahip böylesine özel bir topluluğun varlığının asla tehlikeye atılmaması gerekir" diyor Flury. Topluluğun kemancılarından Helmut Zehetner de, tamamen erkeklerden kurulu orkestranın kendine özgü bir duygusal birlikteliğe sahip olduğunu belirtip şu ilginç örneği veriyor: "Bir Mahler senfonisi çaldığımızda etrafımı çevreleyen erkeklerle birlikte o zorlu işe giriştiğimi hissetmek bende apayrı duygular uyandırıyor." Orkestranın yöneticilerinden Peter Schmidl, bir Çinli müzisyenin Bruckner senfonisini bir Avusturyalıdan daha farklı hissedeceğini, zaten böyle olmasa dünyanın tüm orkestralarının tınısı ve yorumunun aynı olacağını söyleyerek, beyaz ırk dışındakilere kapının neden kapalı olduğunun gerekçesini açıklamış oluyor. Kadın müzisyenler için söyledikleri daha ilginç: 'Kadınlar biyolojik bakımdan erkeklerden daha farklılar. O yüzden müziği yorumlayışları da biz erkeklerden daha farklı. Hem orkestradaki varlıklarıyla kıskançlıklara ve huzursuzluklara da sebep olabiliyorlar.'
Avusturya hükümeti bile eleştiriler karşısında Viyana Filarmoni'yi bu konuda daha açık fikirli olmaya davet etti. Ama orkestra üyelerinin, topluluğun 1842'den bugünlere dek imzası haline gelen 'tınısal birlikteliğini', birkaç kadın ve sarı ırktan müzisyen uğruna tehlikeye atmaya hiç niyeti yok!