ABD de PYD konusunda Türkiye'ye tepkili

Türkiye'nin PYD'ye mühimmat veren ABD'ye sert tepkisi geçen haftanın en çok konuşulan konusu olmuştu. Washington'dan gelen yanıtlar da ABD'nin de Türk hükümetine tepkili olduğunu gösteriyor. Hem de en az Türkiye kadar....

ABD’nin 11 Ocak gecesi bir C-17 kargo uçağıyla aralarında PYD’nin de bulunduğu Suriyeli yerel güçlere askeri lojistik desteğinde bulunmuş olması ve bunun diplomatik yansıması geçen haftanın en çok konuşulan konularından biri oldu.

Bu köşede 14 Ekim çıkan “ABD ile PYD krizi” başlıklı yazı, ABD’nin bu hamlesinin Türkiye tarafından nasıl tepkiyle karşılandığını açıklıyordu. Bu yazı ise son günlerdeki bu gelişmenin ABD tarafından nasıl değerlendirildiği yer alacak. Ancak ona geçmeden önce olayların akışını anımsamak ve bir bütünlük içinde görmek gerelecek.

ABD’nin kuzey Suriye’de IŞİD’le mücadele eden PYD ve bazı Suriyeli Arap kesimlere mühimmat yardımı yaptığına ilişkin haberler 11 Ekim günü ABD basınına yansıdı. Bir gün sonra, 12 Ekim’de bir Pentagon sözcüsü bu gelişmeyi doğruladı ancak lojistiğin küçük silah mühimmatı ile sınırlı olduğunu kaydetti. Bu haber Türk basınına aynı gün “ABD’den PYD’ye silah yardımı” olarak yansıdı zira bazı PYD yetkilileri, ABD’nin silah yardımında bulunduğunu ifade ettiler.

Yani, bu önemli gelişme, iki intihar bombacısının Ankara’yı kana bulayıp, Türkiye’yi büyük bir travmaya soktuğu saldırıdan sadece bir gün sonra yaşanmış oldu.

13 Ekim günü Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass’i bakanlığa davet ederek, Türkiye’nin rahatsızlığını en net ifadelerle dile getirdi. Aynı saatlerde gazetelerin Ankara temsilcileriyle birarada olan Başbakan Ahmet Davutoğlu da ABD’yi en sert ifadelerle eleştirirken, bu yardımın Türkiye’ye karşı bir hamle olduğunu söylüyordu.

Davutoğlu, sanki NATO’da müttefik olan, birçok siyasi ve askeri konuda ortaklık ve işbirliği yapılan bir ülke hakkında değil de Türkiye ile tam ters blokta yer alan bir ülke hakında konuşuyordu. Hatta aynı toplantıda gündeme getirdiği Rusya için bile bu kadar sert bir ifade kullanmıyordu.

IŞİD VE PKK AYNI SEPETTE

Washington’un görüşlerine geçeceğiz ama durumu daha iyi kavrayabilmek için Davutoğlu’nun yine bu toplantıda Ankara’daki eylemle ilgili incelemelerde iki örgüt izine rastlandığını söylediğini, bu iki örgütün daha sonra IŞİD ve PKK olarak adlandırıldığını kayda geçirmek gerekli.

Dolayısıyla, hükümetin PYD üzerinden ABD’ye verdiği aşırı tepkiyi –tam da seçimler öncesinde—Ankara saldırısına dönük çizilen IŞİD-PKK işbirliği iddialarıyla ilintilendirmek yanlış olmayacaktır.

SİLAH DEĞİL MÜHİMMAT

İşte Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler böyle bir tablo içinde gerildi ve ABD Başkanı Barack Obama ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki telefon görüşmesi gerçekleşti. Her iki taraftan yapılan açıklamalar, IŞİD ile mücadelenin ve Rusya’nın askeri hareketliliğinin ele alındığına işaret etse de iki liderin son günlerdeki gerilimi de görüştükleri söylenebilir.

İlk başta şunu söylemek lazım: ABD yetkililer daha önce de ifade ettikleri gibi PYD ve Suriyeli Arap gruplara silah değil mühimmat yardımında bulunduklarını; bunun da IŞİD ile mücadele edebilmeleri için gereklilik arzettiğini kaydediyorlar.

Washington’daki genel kanı, hava destekli PYD güçlerinin sahada iyi iş çıkardıkları; dolayısıyla bu stratejinin doru yönde atılmış bir adım olduğu. İki göstergeyi işaret ediyor Washington:

Birincisi IŞİD’in Ağustos ayından bu yana kritik Mare-Cerablus hattına yaklaşamıyor oluşu; ikincisi de Rusya’nın aniden Suriye’ye askeri harekata başlamış olması. ABD’ye göre anti-IŞİD koalisyonunun sahadaki ilerlemesi Rusya’yı işin içine çekti.

ANKARA'YA SÜRPRİZ Mİ OLDU?

Altı çizilmesi gereken unsurlardan birisi, Türkiye ile ABD arasında Temmuz ayında varılan anlaşmanın Suriye’de yer alan yerel güçlerin “kara gücü” olarak değerlendirdiği ve destekleneceği olgusu. O dönem Türkiye, ABD ile yapılan temaslar sonucunda PYD’nin bölgede demografiyi değiştirmeye kalkışmayacağı ve Fırat’ın batısına geçmeyeceği güvencesini almıştı.

Son gelişmeleri bu açıdan değerlendiren Washington, Türkiye’nin son tepkisini siyasi olarak çelişkili buluyor ve IŞİD’in Türk sınırlarından uzak tutulması hedefini de içeren bu askeri stratejinin iki tarafın orak kaygıları üzerine hazırlandığını anımsatıyor.

Yine edindiğim bilgiye göre, Türk ve Amerikalı askeri yetkililer, bu strateji kapsamında bundan sonra atılacak adımlarla ilgili olarak son bir-iki haftadır yoğun mesai içindeler. Bundan sonraki aşamada IŞİD’in son derece stratejik olan Rakka’dan söküp atılması planlanıyor, bu olmasa bu kentte kontrol altına alınması hedefleniyor. Bu planda önemli yeri olan PYD konusunda Türkiye’nin böyle bir zamanlamayla tepki vermesi büyük dikkat çekiyor ve soru işaretlerine yol açıyor.

PYD'YE VERİLEN MÜHİMMAT İZLENECEK

Görüldüğü üzere Türkiye ile ABD arasında IŞİD’le mücadele konusunda izlenecek yollar açısından –özellikle PYD’nin rolü bakımından- hala ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. Davutoğlu’nun ifadesiyle Türkiye, PYD’yi PKK’den farklı görmezken ABD, aynı gücü sahada etkin savaşan bir grup olarak değerlendiriyor. Dolayısıyla ABD’nin verdiği “PYD’de verilen mühimmatın nerede kullanılacağı yakından izlenecek” güvencesine rağmen, konunun taraflar arasında zaman zaman gerginlik nedeni olması kaçınılmaz olarak görülüyor.

Türkiye’de seçimlerden sonra kurulacak hükümetin bu konuyu nasıl değerlendireceği bu açıdan belirleyici olacak gibi görünüyor.