AB'den yeni hükümete zor ev ödevi: İfade özgürlüğü, internet, yolsuzluklar.....

AB'nin İlerleme Raporu yaklaşık iki haftalık bir ertelemenin ardından dün açıklandı. Geçmiş raporlardan farklı olarak bu seneki rapor, temel insan hakları ve özgürlükler konularındaki eksiklikleri tespit ederken, hükümete bu alanlarda 12 aylık sürede atması gereken adımları da bildiriyor.

Türkiye-AB ilişkilerinin son iki senesinde hemen hiçbir ilerleme olmadığı, hatta Türkiye’de giderek artan baskılar sonucunda ifade ve basın özgürlüğü alanındaki gerilemeler nedeniyle ciddi bir türbülanstan geçtiği sır değil. Brüksel’de dün yayınlanan İlerleme Raporu da bir taraftan bu durumu kayda geçirirken, diğer yandan Türkiye’nin müzakere sürecinin hızlandırılması için neler yapılması gerektiğini bildiriyor. Bu özelliğiyle İlerleme Raporu, geçmiş senelerdeki raporlardan önemli bir farklılık içeriyor ve teknik bir rapor değil siyasi bir rapor izlenimi veriyor. 

Raporun siyasi kriterlerle ilgili özetinde, Türkiye’nin reform hızının yavaşladığı tespitine yer veriliyor. Bunda arka arkaya gelen seçimlerin etkisi olduğu kaydedilirken, bir önceki hükümetin AB katılım sürecini canlandırmak istediğini ancak bu çabaların “hukukun üstünlüğü, ifade ve toplanma özgürlüğü” gibi alanlarda Avrupa standartlarına uymayan yasal düzenlemeler nedeniyle havada kaldığı belirtiliyor.

Radikal okurlarının da yakından bildiği, yaşadığı bu tespitleri burada tekrarlamak yerine doğrudan AB’nin 12 aylık süre içinde yeni kurulacak hükümetten beklentilerini aktarmak daha yararlı olacak.

Hukukun üstünlüğü: Raporda, 2007-2013 seneleri arasında yargı sisteminde önemli ilerlemeler olmasına karşın, 2014 başlarından bu yana bu alanda ilerleme görülmediği kaydedildi. Yargı bağımsızlığı ve güçler ayrılığı ilkelerinin zayıflatıldığı, yargıç ve savcıların güçlü siyasi baskı altında olduğu belirtilen raporda, Türkiye’den şu adımlar bekleniyor:

-Yargının görevlerini bağımsız ve tarafsız bir ortamda yerine getirmesini sağlayacak siyasi ve yasal bir ortam yaratmak. Yürütme ve yasamanını güçler ayrılığı ilkesine tam saygı duymasını sağlamak.

-Yürütmenin HSYK içindeki etki ve rolünü sınırlandırmak ve yargıçların kendi iradeleri dışında atanmalarını önleyecek yeterli teminatları sağlamak. 

-HSYK’nın adli kovuşturmalara müdahalesine karşı önlemler almak.

YOLSUZLUKLARA KARŞI MÜCADELEDE İLERLEME YOK

Yolsuzluklarla mücadele: AB raporunda, 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet dosyasına ilişkin dolaylı bir atıf bulunuyor. “Yüksek profilli yolsuzluk vakalarının” incelenmesi ve soruşturulmasını etkisiz kılan yasal ve kurumsal çerçevenin büyük bir kaygı konusu olduğunu belirten rapor, yolsuzlukların ele alınmasında geniş bir siyasi uzlaşıya gereksinim olduğu da kaydediliyor. Bu kapsamda, Türkiye’den beklentiler:

-Yüksek düzeyli yolsuzluk davalarına bakan savcılık ve kolluk güçlerinin bağımsızlıklarını güçlendirmek.

-Yolsuzlukları caydıracak yaptırımları içeren yasaları çıkarmak ve bunların etkin uygulanmasını sağlamak.

-Yolsuzlukla etkin mücadele için açık bir vizyon ve gerçekçi öncelikleri içeren  güncellenmiş bir strateji ve eylem planı kabul etmek ve BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’ne uyan bağımsız bir yolsuzlukla mücadele organı oluşturmak.

GAZETECİLER KORUNMALI, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLANMALI

İfade Özgürlüğü: Son yıllarda en hassas konuların bile özgür bir ortamda tartışılabilmesine karşın gazetecilere, akademisyen ve sosyal medya kullanıcılarına karşı var olan ve yeni açılan ceza davaları ciddi bir kaygı oluşturuyor. Avrupa standartlarına aykırı internet yasası, hükümetin mahkeme kararı bile olmadan içerik engelleme yetkisini artırıyor. Bunların giderilmesi için Türkiye’den beklentiler şunlar:

-Gazetecilere dönük hangi şekilde olursa olsun yapılan yıldırma eylemlerine karşı harekete geçmek: Başta gazetecilere karşı yapılan her türlü fiziki saldırı ve tehdidi soruşturmak ve medya kuruluşlarına yapılan saldırıları engellemeke. Ama aynı zamanda internet ve medyada ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına yol açan siyasi gerginliği düşürmek.  

-Hakaret ve diğer benzer suçların (hükümet karşıtı) eleştiri yapanlara dönük bir baskı aracı olarak kullanılmamasını ve mahkemelerin bu tür davalarda AİHM içtihatlarını uygulamasını sağlamak.

-Mevcut internet yasasının Avrupa standartlarıyla uyumlaştırmak ve kanun önünde orantılılık ve eşitlik ilkesine uygun şekilde uygulanmasını sağlamak.

TÜRKİYE NE KADAR UYACAK?

Raporun geneline bakıldığında ekonomik kriterlerin AB ile uyumlaştırılmasının siyasi konulara göre daha kolay olduğu göze çarpıyor. Ekonomik ve mali politikaları içeren 17. başlığın açılması konusunda olumlu bir değerlendirme yapan rapor, adalet-temel haklar ve güvenlik gibi önemli konuları içeren 23 ve 24. başlıkların açılması için gerekli açış kriterlerinin tanımlanamadığını kaydediyor.

Bu çerçeveden bakıldığında Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kuracağı yeni hükümetin öncelikleri arasında yer alacağı belirtilen reform paketlerinin, AB’nin İlerleme Raporu’nda sunulan çizgiye göre planlanması Türkiye’nin katılım sürecine olumlu etki edeceği kaydedilebilir.