AGİT'ten 'güvenlik ve basın özgürlüğü' uyarısı

1 Kasım seçimlerini gözlemlemek için Türkiye'de bulunan AGİT Gözlem Misyon başı Büyükelçi Ahrens, özellikle Güneydoğu'da yaşanan güvenlik sorunları ile basın özgürlüğünde yaşanan kısıtlamalara dikkat çekiyor. Özel güvenlik bölgeleri ve sokağa çıkma yasaklarının partilerin seçim kampanyasını zorlaştırdığına dikkat çeken Büyükelçi, özgür basının demokrtaik seçimlerin bir parçası olduğunu kayda geçiriyor.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Sınırlı Seçim Gözlem Misyonu başı Alman Büyükelçi Geert-Hinrich Ahrens ile Ankara’daki kanlı saldırıdan bir gün önce görüşme şansı buldum. Dolayısıyla aşağıda okuyacağınız Türkiye’deki güvenlik koşullarını ve bunun seçim sürecine etkisiyle ilgili görüşlerini tüm Türkiye’yi şoke eden, tarihimizin en kanlı terör saldırısından önce dile getirdi.

Geçen seneki cumhurbaşkanlığı ile 7 Haziran milletvekili seçimlerini de gözlemleyen misyonun başı olan Ahrens’in açıklamalarında dikkat çeken üç unsur bulunuyor:

1.Haziran’dan bu yana olumsuzlaşan güvenlik koşulları. Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde.

2.Basın özgürlüğüne dönük artan saldırılar.

3.İki seçim arasındaki zamanın darlığı.

Güvenlikle ilgili yapılan analizlerde dikkat çeken nokta, koşulların özellikle 7 Haziran ayından bu yana “dramatik şekilde bozulmuş” olması. Haziran seçiminden hemen önce HDP’nin Diyarbakır mitinginde patlayan bomba ve HDP Adana-Mersin bürolarına yapılan saldırıların artacak şiddetin sinyalleri olarak değerlendiren Büyükelçi Ahrens, “Güneydoğu Anadolu bölgesinde -bir yandan seçim kampanyası sürerken-- özel güvenlik güvenlerinin ilan edilmesi, birçok yerde sokağa çıkma yasağının olması iyi bir gelişme değil. Olgunlaşmamış bir değerlendirme yapmak istemem ama bu durumun çok da normal olmadığını söylemem gerek. Bu duruma bakmamız gerek ve biz de bunu yapıyoruz,” ifadelerini kullanarak durumu nasıl göründüğünü kayda geçirmiş oldu.

Büyükelçi, durumu daha da netleştirirken, “Güneydoğu’daki koşullar seçim kampanyası için normal koşullar değil. Bu konuda soru işareti yok,” ifadelerini kullandı.

Sadece AGİT değil diğer uluslararası ilkeleri de anımsatan Ahrens , demokratik seçimlerin koşullarından birinin “oy verme hakkına sahip olan herkesin bu hakkını şiddet veya baskı tehdidi altında olmaksızın kullanabilmesi” olduğunu kaydederken, “Seçmenlerin başlarına bir şey gelebilir korkusuyla oy vermekten kaçınmayacakları; oy verdiği sandığın uzağa taşınması ve oraya ulaşmanın tehlikeli olabileceği gerekçesiyle oy kullanmak istemeyecekleri bir ortamın olmaması çok önemli. Ve biz bütün bu koşulları dikkatle izliyoruz,” dedi.

MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜNE SALDIRI

Ahrene ve misyonunun bir başka tespiti de basın özgürlüğü konusunda. Bu konudaki tespitlerine gelmeden önce basın özgürlüğü ile seçimler arasındali ilişkiyi nasıl gördüğünü özetleyelim:

“Her vatandaş, her seçmen oyları ile ilgili kararı verme sürecinde bilgiye ulaşma hakkında yararlanmalıdır. Bu açık bir durumdur ve biz bunu takip ediyoruz. Medya tabii ki seçimlerin temel parçalarından biridir. Medyadaki genel hava seçimleri etkileyebilir.”

Büyükelçi Ahrens’ın, bu temel hatırlatmayı son dönemde Hürriyet’e, yazarı Ahmet Hakan’a yapılan fiziki saldırılar, Today Zaman Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş’iğn tutuklanması, 7 televizyon kanalının Dijitürk platformundan çıkartılması gibi örneklerin anımsatılması üzerine yaptığını da belirtmek lazım.

AGİT’in 7 Haziran seçimleri ile ilgili yayınladığı nihai raporda basın özgürlüğü konusu ciddi bir kaygı nedeni olarak tanımlanmıştı. Ahrens, “Medya ile ilgili olarak, yaz aylarına oranla basın özgürlüğüne dönük saldırıların daha da arttığına ilişkin haberler geliyor. Tabii ki bunu çok yakından izliyoruz. Ara raporumuzda bu konuyla ilgili bir şeyler söyleyeceğiz. Açık bir değerlendirmemiz olacak konuyla ilgili ama durumun ideal olmadığını söylemek gerek,” diyerek konuya verdikleri önemi de göstermiş oldu.

1 KASIM SEÇİMLER NE OLACAK?

Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün yaptığı açıklamada, 1 Kasım seçimlerin,n “ne suretle olursa olsun” gerçekleşeceğini, Ankara saldırılarının ardından gerekli her türlü güvenlik önleminin alınacağını kaydetti. Tabii ki devleitn görevi bu seçimlerin güvenlik içinde geçmesini sağlamak ama Ahrens’in de ifade ettiği gibi “güvenliğin seçmenlerin üzerinden bir baskı oluşturmayacak şekilde sağlanıp sağlanmadığı.”

Ankara saldırıları sonrasındaki ortamın ve alınacak önlemlerin uluslararası normlara uygun olup olmaması 1 Kasım seçimlerinin sağlıklı ve soru işareti bırakmayacak şekilde gerçekleşmesi açısından büyük önem taşıyor.