Ankara saldırısı ABD'nin PYD'ye bakışını değiştirir mi?

17 Şubat'ta 28 kişinin yaşamına mal olan terör saldırısını, PYD'nin silahlı kolu YPG'ye mensup Suriye vatandaşı Salih Neccar'ın gerçekleştirdiği en üst düzey yetkililer tarafından açıklandı. Bu bilginin kesinleşmesinin ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun talimat verdiği Dışişleri Bakanlığı, başta ABD ve Rusya olmak üzere önde gelen Batılı ülkelere PYD'nin "terörist kimliğini" delillendiren bir bilgilendirme yaptı. Ama asıl soru, bu girişimin özellikle ABD ve AB'nin PYD'ye bakışını değiştirip değiştirmeyeceği.

Türkiye ile ABD arasındaki “PYD anlaşmazlığı” ve hatta “bunalımı” yeni bir gelişme değil. Geçen sene Ekim ayında, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin PYD’ye havadan mühimmat desteği vermesi üzerine Türkiye, ABD Büyükelçisi John Bass’ı Dışişleri’ne çağırmış ve nota vermişti. Taraflar arasında son aylarda yaşanan üst düzey temaslara rağmen görüş ayrılığı giderilememiş ve hatta Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Ocak ayında yaptığı İstanbul temasları bu konuda tarafların köprüleri atmasına sahne olmuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Biden ile yapılan temaslarda PYD konusunda bir sonuç alınmamasından duyduğu rahatsızlığı giderek tonu artan eleştirel bir söylemde dile getirdi. ABD’ye “müttefik Türkiye’yi mi terörist PYD’yi mi” tercih ettiği sorusunu da çok açık bir dille birden fazla ifade etti. Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da bu soruyu gündemde tutarken, bir taraftan da kuzey Suriye’de son yaşanan gelişmelerde PYD’nin rolüne dikkat çekmeye çalıştılar.
Rusya destekli askeri operasyonlar sonucunda Halep ile Türkiye arasındaki yaşamsal önemdeki ikmal hattının kapanmasına yol açan girişimlerde bulunan PYD’ye dönük yoğun topçu bombardımanı da bu sürecin devamında yaşandı. Türkiye, geçen hafta sonundan bu yana PYD mevzilerini hedef alırken, ABD başta olmak üzere müttefiklerinden gelen “bombardımanı durdur” çağrılarına da sert tepki vermeye devam etti.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün Türkiye ve PYD’yi eşit tutan bir söylemle taraflara çağrıda bulunmasına da tepki veren Ankara, uluslararası toplumun Rusya’nın hava operasyonlarına ve yeni mülteci akımına yol açmasına ses çıkarmazken Türkiye’nin eylemlerinin eleştirilmesi ve BM Güvenlik Konseyi gündemine alınmasına çok sert karşı çıktı.

SALDIRININ ZAMANLAMASI

PYD’li Neccar tarafından gerçekleştirilen Ankara saldırısı, işte böyle bir ortamda geldi. ABD ve diğer Batılı ülkelerin “siyasi parti” olarak gördükleri PYD’nin bu saldırıyla ilişkilendirilmesi doğal olarak Ankara’nın söylemini de kuvvetlendirdi.
İşte tam da bu nedenle Başbakan Davutoğlu’nun dünkü ilk talimatlarından biri Dışişleri Bakanlığı’na oldu. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi –ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa- ile birlikte Almanya, AB dönem başkanı olarak Hollanda ile AB Delegasyonu’nun büyükelçileri Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı ve kendilerine Ankara saldırısı ile bilgi verildi.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’nun muhataplarına saldırıların ardında PYD’nin askeri kolu YPG’nin olduğu, olayı gerçekleştiren Neccar’ın bağlantıları hakkında bilgi verdiğini tahmin etmek güç değil. Bunun da ötesinde Sinirlioğlu’nun müttefik ülkelerden PYD konusundaki bakış açılarını değiştirmelerinin beklendiğini ifade ettiği, terörle mücadele açısından birlikte duruş göstermenin öneminden bahsettiğini tahmin etmek de zor değil.

ABD'NİN YANITI NE OLACAK?

Zor olan ise özellikle ABD’nin nasıl yanıt vereceği.. ABD’nin PYD’yi IŞİD’le mücadele önemli bir yerel askeri güç olarak gördüğü, bu mücadelede ileride kritik önemde rol oynamasını istediği sır değil. Ama aynı zamanda bu bölgeden kaynaklanan sorunların aşılmasında Türkiye’yi uzun süreli bir ortak olarak gören ABD’nin bu önemli müttefiğini kaybetmek istemediği de bilinen bir gerçek.
Dolayısıyla ABD açısından Erdoğan’ın uzun süredir yaptığı “tarafını seç” baskısında karar vaktinin geldiği söylenebilir. ABD’nin vereceği kararın hem Türkiye-ABD ilişkilerine hem de Suriye’de yaşanan mücadelenin seyri açısından büyük önem taşıdığı ortada.
Aynı zorluk İngiltere, Fransa ve diğer Avrupalı ortaklar açısından da geçerli. PYD lideri Salih Müslim’in sık sık Paris’te Fransız yetkililer ile bir araya geldiği, İngiltere’nin de aynı ABD gibi PYD’yi siyasi bir yapı olarak görme eğilimi de sır değil.
Rusya açısından ise Dışişleri Bakanlığı’ndan verilecek bilginin niteliği ne olursa olsun pozisyonu değiştirecek bir durum olmayacaktır. PYD’ye Moskova’da ofis açarak önemli bir siyasi destek sunan Rusya, Suriye’de kendi stratejik çıkarları açısından bu grupla her türlü işbirliğini sürdürecektir.
Genel olarak değerlendirildiğinde Ankara saldırısının ardında PYD’li Neccar’ın çıkması, Ankara’nın Suriye denkleminde uzun süredir dile getirdiği argümanları güçlendirmesi açısından büyük önem taşıyor. Ancak asıl soru, ABD’nin Ankara saldırısının ardından PYD’ye dönük bakışının değişip değişmeyeceği; değişecekse bunun gelişmeleri nasıl etkileyeceği…

İlk işaret ise dün Washington’dan geldi. Beyaz Saray’ın yaptığı açıklama, ABD açısından henüz saldırının kimler tarafından gerçekleştirildiği bilgisinin netleşmediğini belirtmesinden öte Türkiye’nin olayın ardında PYD olduğuna ilişkin tespitini sorgulamadan kabul etmeyeceğini göstermesi açısından da önem taşıyor. 

İzleyip göreceğiz…