Bundan sonra ne olur?

Türk siyasi tarihinin en önemli seçimlerinden biri olarak kabul edilen 7 Haziran seçimi, birbirinden önemli ve tarihi sonuçları da beraberinde getirdi. Meclis'e girmeye hak kazanan 4 siyasi parti liderini zorlu bir karar alma süreci bekliyor. Ama onlardan daha da önemlisi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ne yapacağı: Atacağı adımlar krize de yol açabilir, normalleşmeye de...

7 Haziran seçimleri, Türkiye’de yeni bir dönemi başlatacak önemde sonuçlar doğurdu. HDP’ye Türkiye partisi olma yolunda önemli bir başarı sunan 7 Haziran seçimleri, 2002’den bu yana tek parti hükümeti olarak ülkeyi yöneten AKP’ye koalisyon şartıyla bu şansı verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 400 vekil çağrılarına –kesin olmayan sonuçlara göre- 258 ile yanıt veren ve böylece başkanlık sistemine kapılarını kapatan Türk seçmeni, Cumhurbaşkanı’nın ve AKP yöneticilerinin yoğun kampanyalarına rağmen “yeni Türkiye” konseptini içselleştirmediğini de göstermiş oldu.

8 Haziran günü itibariyle ise seçmenin verdiği bu mesajlar doğrultusunda nasıl bir siyasi iklimin oluşacağını ve bu iklimin nasıl bir hükümet kuracağını görmeye başlayacağız. Ancak burada en temel nokta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu seçim sonuçlarını nasıl değerlendireceği ve nasıl hareket edeceği. Anayasaya göre hükümetin kurulması, kurulamaması durumunda erken seçimlere gitme gibi konularda önemli yetkisi bulunan Erdoğan’ın önünde iki temel seçenek bulunuyor:

Kriz ve istikrarsızlık: Bu seçenek, Erdoğan’ın seçim sonuçlarını kabullenmemesi durumunda kendini gösterebilecek bir duruma işaret ediyor. AKP’nin tek başına hükümet kuramaması durumunda kendisinin de siyasi karar alma sürecindeki ağırlığının zayıflayabileceğini öngören Erdoğan, ülkeyi yeni bir seçime götürebilecek bir sürece yönelebilir. Bu süreci yönetirken AKP içinden gelebilecek karşı görüşleri engellemek için parti içindeki nüfuzunu da kullanmaktan çekinmeyebilir. Hükümet kurma görevini verme yetkisi olan Erdoğan, AKP lideri Davutoğlu’nun koalisyon ortağı bulamaması durumunda bu görevi muhalefet liderine vermek yerine Meclis’i feshetme yetkisini kullanması bile söz konusu olabilir.

Normalleşme: Erdoğan, seçim sonuçlarını kabul eder ve seçmenin verdiği mesajı doğru alırsa Türkiye’de normalleşmeye olumlu katkıda bulunur. Ancak bunun için Meclis’e girmeye hak kazanan 4 siyasi partiye, hükümet kurma yolunda engel değil kolaylaştırıcı rol oynaması, daha sonra da kendisini mevcut anayasanın çizdiği görev ve yetki sınırına çekmesi gerekecek. Erdoğan’ın atacağı bu geri adım, hem AKP lideri Ahmet Davutoğlu’na rahat bir nefes aldırırken hem de siyasi liderlere kendi iradeleriyle, diyalog ve uzlaşma yoluyla hükümet kurma fırsatını da verecek bir gelişme olacaktır. Bu da Türk siyasetinin normalleşmesi, gerginleştirici ve ötekileştirici unsurlarından ayrışması açısından önemli bir etki yaratacaktır.

YENİLGİDEN KİM SORUMLU?

AKP oylarının 2011 seçimlerine göre 9 puan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine göre yaklaşık 12 puan düştüğü hesaplandığında, 7 Haziran seçim sonuçlarının iktidar partisinde ayrıntılı değerlendirileceği kesin. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AKP liderliği koltuğuna taşıdığı Davutoğlu’nun performansından memnun olmadığı, önemli konularda farklı bir bakış açısı geliştirmesinden rahatsız olduğu konuşulan bir gerçek. Cumhurbaşkanı’nı seçim mitingleri düzenlemeye iten nedenin de partinin oylarının ciddi oranda düşmüş olduğu kaydediliyor.

Davutoğlu’nun ise gelinen noktayı, Erdoğan’ın başkanlık sistemine ağırlık vermesi ve 7 Haziran seçimini bu yönde bir referanduma çevirmiş olmasına bağladığı kaydediliyor. Kampanya sırasında bu konuyu tamamen es geçen ve AKP icraatını ön plana çıkarmaya çalışan Başbakan Davutoğlu’nun Erdoğan’la güç çatışması içine girip girmeyeceği de merak edilen konular arasında.

Abdullah Gül gibi bir faktörün yeniden inşa edilmesi arzulanan merkez sağ yapılanma için hazırda beklediği düşünülürse, böyle bir çatışma ve onun yaratacağı sonuçların etkisi en az 7 Haziran seçim sonuçları kadar olacaktır.