Erdoğan, 1 Kasım öncesi fiili OHAL'i ilan etti

Dağlıca saldırısının ardından hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakan, 1 Kasım seçimlerinin hangi koşullarda olursa olsun yapılacağını kaydettiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları seçim öncesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde fiili olağanüstü halin ilanı gibi değerlendirildi.

PKK’nin Temmuz ayı ortalarından itibaren başlattığı terörist saldırılar kapsamında en büyük zayiat maalesef 6 Eylül günü Dağlıca’da verildi. Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasına göre saldırıda 16 asker şehit olurken, 6 asker de yaralandı.

Bölgede çatışmaların sürdüğü, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başlattığı geniş kapsamlı operasyonun devam ettiği kaydediliyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu, dünkü basın toplantısında “O dağlar o teröristlerden temizlenecek. Te-miz-le-ne-cek” diyerek, bu konudaki kararlılığı en güçlü ifadeyle kayda geçirmiş oldu.

Benzer ifadeleri Pazar günü katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da ifade etmişti. Erdoğan, Dağlıca saldırısının ardından terörle mücadelenin çok farklı ve daha kararlı sürdürüleceğini ifade etmiş, güvenlik güçlerine bu yönde her türlü yetkinin verildiğini anımsatmıştı.

Erdoğan ve Davutoğlu’nun, cumhurbaşkanı ve başbakan olarak terörle mücadelenin sürdürüleceğini, bu mücadelenin kararlılıkla yürütüleceğini, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden bu terörist örgüte karşı her türlü önlemin alınacağını ifade etmelerinin olağanüstü bir hali yok. Her demokratik ülkede kamu düzenini bozan, insan hayatını ve demokratik özgürlükleri tehdit eden bu tür terörist gruplara karşı gerekli önlemler hukuk devleti ilkesi çerçevesinde alınır ve uygulanır.

Türkiye’de durumu karmaşıklaştıran olgu, ülkenin iki aydan kısa bir süre içinde seçime gidecek olması ve bu seçimin tamamen olağanüstü koşullarda gerçekleşiyor olması. Bu nedenle hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Başbakan Davutoğlu’nun Dağlıca saldırısı ardından seçim güvenliği konusunda yaptığı açıklamaları daha ayrıntılı değerlendirmek gerekiyor.

ERDOĞAN: ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün akşam şu ifadeleri kullandı: “Bakın ne diyorlar? 'Seçim yapılmayabilir.' Şu yaklaşıma bak. Yani sen demokrasiye inanacaksın ve 'Seçim yapılmayabilir' diye böyle bir yaklaşım ortaya koyacaksın. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Bu işin tek çıkış yolu sandıktır. Seçim tabi ki yapılacak. Şartlar ne olursa olsun yapılacak.”

Erdoğan, bu kapsamda valilerin son dönemde ilan ettikleri sokağa çıkm yasaklarının devam edeceğini, İç Güvenlik Yasası ile getirilen tüm önlemlerin en sıkı şekilde kullanılacağını da kayda geçirmiş oldu.

“Şimdi, valilikler vasıtasıyla, diyelim herhangi bir ilde veya ilçede 15 saat, 15 gün sokağa çıkma yasağını ilan ederken Valilik niye ilan ediyor? Evlerde durum nedir? Bunu görecek. Kimler var, kimler yok, bunu görecek. Bunun başka çıkışı yok. Bunları yapmaya mecburuz ve yapacağız ve şu anda bunlar da devam ediyor” ifadelerini kullanan Erdoğan, bu yasakların geçmişteki OHAL uygulamasından farklı olduğunu da söyledi.

Başbakan Davutoğlu ise dünkü basın toplantısında “1 Kasım'da Türkiye'de modern, çağdaş, demokratik bir ülkede bir seçim nasıl oluyorsa o şekilde olacak şartları oluşturmaya kararlıyız. Terörle mücadeleye devam edeceğiz ama 1 Kasım'da da seçim normal, hukuki, demokratik şartlar içinde yapılacak,” diyerek, Erdoğan’ın yaklaşımını daha farklı bir çerçevede teyit etmiş oldu.

ERDOĞAN: KOALİSYON KÜLTÜRÜ YOK

Türkiye tarihinin en kaotik seçimlerine yaklaşılırken alınacak güvenlik önlemlerinin terörle mücadeleye olabilecek etkileri kadar seçim sonuçlarına tesirinin de değerlendiriliyor olması son derece olağan. PKK’nin tehditi ve baskısı altındaki bölge halkının özgür iradesinin 7 Haziran’da sandığa yansımadığından şikayet eden Erdoğan, aynı hatanın 1 Kasım’da yaşanmayacağını daha önce dile getirmişti. Dolayısıyla alınacak bu önlemlerin siyasi bir hedefi olmadığını söylemek gerçekçi olmaz.

Bununla ilgili çerçeveyi de Pazar akşamı Erdoğan şöyle çizdi:

“Çizeceğim çerçeve de şudur, temenni ediyorum ki şu 7 Haziran seçimlerinden sonraki bir tablo olmasın. Çünkü bu tablo Türkiye'ye kan kaybettiriyor. Yani bizim gerek ekonomik alanda kan kaybımız var. Yani mali disiplinde sıkıntılar olabilir. (..) Onun için Türkiye'nin iç siyasetinde bir defa böyle bir sıkıntıyı yaşamaması lazım.”

“(..) tabii bu koalisyon Türkiye'de kültür olarak olmadığı için bunu başaramadık. Başaramadığımız için ne oldu, tekrar seçime gidiyoruz,” ifadesini de kullanan Erdoğan, böylece uzlaşı kültürünün oluşması için çaba göstermek yerine siyaseti seçime zorlama yöntemini benimsemiş olduğunu da göstermiş oldu.

Dahası Erdoğan, alınan ve alınması söz konusu güvenlik önlemleri sayesinde 1 Kasım seçimlerinin kendi istediği koşullarda yaşanmasını da hedefliyor görüntüsünü çiziyor.