Erdoğan'ın sessizliği koalisyona mı delalet?

Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesi, "büyük koalisyon" umutlarını yeşertti. Buna paralel olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da son bir haftadır koalisyonla ilgili açıklama yapmamış olması, erken seçim planlarının askıya alındığı yorumlarına neden oluyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında gerçekleşen 4 saat 20 dakikalık görüşme, “büyük koalisyon” umutlarının güçlenmesine neden oldu. İstikşafi görüşmelerde gelinen noktayı irdeleyen liderler, perşembe ya da cuma yeniden biraraya gelmeyi kararlaştırdılar. Bir dahaki buluşmaya kadar her iki lider konuyu partilerinin yetkili kurullarında ele alacaklar. Kesin karar da bu hafta içinde yapılacak bu görüşmede verilecek.

AKP adına Ömer Çelik ve CHP adına Haluk Koç tarafından yapılan açıklamalarda öne çıkan kavramlardan biri “ülkeyi hükümetsiz bırakmama sorumluluğu” oldu. Her iki sözcü de ülkenin çıkarlarını ön plana alan bir yaklaşımı ortaya koyarken, ihtiyatlı bir iyimserlik tablosu çizmeye özen gösterdiler.

Bu özenin en önemli nedenlerinden biri ise Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu zor dönem. Şunu anımsamakta yarar var: Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu ilk görüşmelerini 13 Temmuz’da gerçekleştirmişlerdi ve o tarihte henüz IŞİD, Suruç’da 32 kişiyi katletmemiş; PKK, Ceylanpınar’da başladığı eylemlerini ülkenin her tarafına yaymamıştı. Türk Silahlı Kuvvetleri de Suriye ve Kuzey Irak’a askeri harekatta bulunmamış, emniyet güçleri binlerce terör şüphelisini gözaltına almamıştı. Daha da dramatik tarafı, Davutoğlu ile Kılıçdaroğlu’nun temmuzda görüştükleri gün 6 güvenlik personeli şehit edilmemişti.

Dolayısıyla iki lider, 10 Ağustos’ta masaya otururken başka bir Türkiye’nin hükümet gereksinimini konuşmak için buluştuklarını biliyorlardı. Başbakan Davutoğlu’nun 9 Ağustos’ta siyasi partilere yaptığı çağrının bir benzerini 10 Ağustos’ta Kılıçdaroğlu yaparken, MHP lideri Devlet Bahçeli de de yaptığı yazılı açıklamayla 7 Haziran’dan bu yana takındığı “erken seçim” öncelikli tavrını değiştirip AKP ve CHP liderlerine “hükümet kurun” tavsiyesinde bulundu.

Türkiye’nin olağanüstü koşullarla çevrelendiği, terör sarmalında düştüğü bir dönemde siyasi liderlerin verdiği bu mesaj büyük önem taşıyor. Ama bu kararın verilmesi sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararı da büyük önem taşıyor.

ERDOĞAN NİYE SESSİZ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamuoyuna son mesajlarını Endonezya dönüşünde 1 Ağustos günü vermişti. Son 10 gündür Erdoğan’ın ne terör olayları ne de koalisyon süreciyle ilgili bir değerlendirmesini duymadık. AKP-CHP koalisyonun kurulmasının güçlüğünü görüşmelerinde dile getiren, “tekrar seçim” tanımıyla yapılacak bir erken seçimi meşrulaştırmaya çalışan Erdoğan, en son açıklamalarında da koalisyon olmuyorsa seçim kararının alınması gerektiğini iletmişti.

Erdoğan, hükümet kurmak için gerekli sürenin dolmasına az bir süre kala sessiz ve pasif bir görüntü vererek iki amaçtan birini hedefliyor olabilir: Eğer hükümet kurulmayacaksa bunun sebebi olarak kendisi ve açıklamaları gösterilmesin diye sessiz kalmak istiyor olabilir. Ya da erken seçimden de tek başına AKP hükümeti çıkmayacağını gördüğünden ve bu olağanüstü koşullarda en iyi çözümün AKP-CHP hükümeti olduğunu değerlendirdiğinden sürece müdahale etmemek için açıklamalarda bulunmak istemiyor olabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her iki durumda da muhalefetin üzerinde hassasiyet gösterdiği bir davranışı izliyor görüntüsü veriyor.

DAVUTOĞLU-ERDOĞAN GÖRÜŞMESİ KRİTİK 

Bu açıdan bakıldığında hafta sonuna kadar gerçekleşecek Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesi kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu arasında gerçekleşmesi beklenen devlet günü buluşması da önemli görünüyor. Bu görüşme büyük bir olasılıkla AKP tarafının koalisyon kurulup kurulmaması konusundaki nihai kararının şekillendiği bir buluşma olacak.

Bu açıdan bakıldığında Erdoğan’ın sessizliği bu sürecin seyri açısından önemli bir gösterge mi değil mi birkaç gün içinde ortaya çıkacak. Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’nin çıkarı için uzlaştıkları konuları öne çıkarıp adım atmaları ve bir koalisyon kurmalarının, terör ve şiddet sarmalına saplanmış olan Türkiye’nin geleceği açısından tarihi bir uzlaşı olarak görüleceği kesin. Sorumluluk hisseden her kesimin buna destek vermesi çok büyük önem taşıyor.