Erdoğan'ın seyir defteri: Kasımda seçim

Parlamento seçimleri 7 Haziran'da yapıldı. Seçimin üzerinden bir ay geçmesine karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümet kurma görevini henüz vermedi. Erdoğan'ın 7 Haziran sonrası seyir defteri Kasım sonu erken seçimi işaret ediyor.

Seçim öncesinde olduğu gibi seçim sonrası dönemin de en önemli belirleyicisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümet kurma sürecini geciktirerek, seçim sonrası dönemi kendisinin belirlediği şekilde “tekrar seçim” hedefi doğrultsunda yönlendiriyor. Önce seçimden bu yana gelişmeleri anımsayalım:

7 Haziran: TBMM seçimleri yüksek katılım oranıyla gerçekleştirildi ve AKP, 13 yıllık bir sürecin ardından tek başına iktidar olma üstünlüğünü yitirdi.

10 Haziran: Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk hamlesini gerçekleştirdi. TBMM’nin en yaşlı üyesi CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi. Erdoğan-Baykal görüşmesinin “Meclis Başkanlığı seçimi koalisyon provası olacak” türünden haberlere paralel bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekti.

18 Haziran: Yüksek Seçim Kurulu, seçim kesin sonuçlarını ve milletvekili listesini açıkladı. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı’nın hükümet kurma görevini vermesi için yasal koşul oluşmuş oldu.

PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK AKP'YE GEÇTİ 

23 Haziran: Milletvekilleri TBMM’de yemin ederek resmen göreve başladılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu gelişmeyi de yeterli görmedi ve görevi Meclis Başkanlık divanının oluşumundan sonra vereceğini açıkladı.

25 Haziran: Beklendiği üzere Deniz Baykal Meclis Başkanlığı’na adaylığını koydu. Baykal’ın adaylığının CHP Grubu’nda rahatsızlık yarattığı, birçok milletvekilin bu durumu açıkca ifade ettiği basına yansıdı. Bu adaylık,  Baykal’ın Erdoğan ile görüşmesini açık ve sert bir dille eleştiren MHP ile seçimin 3. ya da 4. turunda olası bir işbirliğini olanaksız hale getirdi.

1 Temmuz: MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çekimser kalma kararı neticesinde AKP Sıvas Milletvekili İsmet Yılmaz, Meclis Başkanlığı’na seçildi. Muhalefet hem seçimi hem de psikolojik üstünlüğü AKP’ye kaybederken, CHP-MHP arasındaki gerginlik AKP’nin tek siyasi merkez olarak hükümet kurma sürecini yönetme zeminini de yarattı.

ERDOĞAN'IN 5 HEDEFİ 

7 Haziran’dan 7 Temmuz’a geldiğimiz süreçte Erdoğan’ın yol haritasının şu unsurları içerdiği öngörülebilinir:

Zaman kazanma:  Erdoğan, hükümeti kurma görevini hemen vermeyerek, kontrolün kendisinde kalmasını sağladı. Eğer Erdoğan 18 Haziran ya da 23 Haziran sonrasında görevi vermiş olsaydı, seçim sonuçlarını ılımlı ve kendini sorgulayıcı bir havayla hazmetme aşamasında olan partilere de uzlaşma şansını tanımış olurdu. Bu görevi Meclis Başkanlığı seçimi sonrasına bırakan Erdoğan, böylece hem bu makamı pazarlığa açmamış oldu hem de partiler arasında kıran kırana bir yarışı da tetiklemiş oldu.

Parti içi dengeleri bozma: Erdoğan’ın seçimler sonrasında kamuya yansıyan iki önemli görüşmesi oldu. CHP’li Deniz Baykal’ın ardından HDP saflarında siyaset yapan Gaziantep Milletvekili Celal Doğan’la görüşen Haziran ayında üst düzey bir MHP yöneticiyle de görüştüğü basına yansıdı. Erdoğan’ın özellikle Baykal ile görüşmesi hem zamanlaması hem de sonuçları bakımından “CHP içine atılmış bir el bombası” değerlendirmelerine neden oldu.

Muhalefet blokunu bozma:  Seçim sonrası sürecin uzaması 7 Haziran atmosferinden de uzaklaşılmasına neden oldu. AKP’nin 2011 seçimlerine göre 9 puan, 2014 yerel seçimlerine göre 5 puan gerilediği; Erdoğan’ın güçlendirilmiş başkanlık sistemi planlarına seçmenin tepki gösterdiği gibi unsurlar zaman içinde gündemden uzaklaştı. Bunu yerine koalisyon hükümetine dönük senaryolara yoğunlaşıldı. Ancak bu süreç partilerin ardı ardına kırmızı çizgilerini açıkladıkları, dolayısıyla sadece AKP ile değil birbirleriyle de uzlaşamayacakları görüntüsünü verdi. MHP lideri Bahçeli’nin bu süreçte izlediği siyaset, Erdoğan’ın hedeflerine çok daha ulaşmasını sağladı.

Koalisyon opsiyonunu tüketme: Hem Erdoğan’ın müdahaleleri hem de partilerin kendi iç dinamikleri nedeniyle olası iki hükümet formülasyonun da (AKP-CHP ve AKP-MHP) gerçekleşmesi giderek zorlaşıyor. Erdoğan, “azınlık hükümeti çare olmaz” diyerek, son seçeneğini de kendisi gündemden düşürmüş oldu ve mevcut parlamentodan hükümet çıkmayacağı tezini güçlendirmiş oldu.

Kamuoyunda ‘koalisyon olmuyor’ algısı: Bu sürecin en önemli hedeflerinden biri de kamuoyunda “koasliyon olmuyor” algısını güçlendirmek ve özellikle muhalefet partilerini uzlaşmaz bir görüntüye hapsetmek. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 7 Haziran’dan bu yana izlediği pozitif siyaset görüntüsü de bu algıya güçlü bir dayanak oldu. CHP lideri de aynı anlayışta siyaset yapmak istemesine rağmen önce Baykal bunalımı daha sonra Bahçeli ile yaşanan polemikler istediği sonucu almasını engelledi.

PAROLA: EN AZ 18 MİLLETVEKİLİ

2019 Ağustos’una kadar görev süresi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın makamında rahat etmesi ve görevini sorunsuz sürdürebilmesi için AKP’nin tek başına iktidarda olması gerekiyor. Yani Erdoğan açısından asıl problem, muhalefet partilerinin milletvekili sayılarının AKP’den fazla olması ve AKP’li bir koalisyon hükümetine rağmen Meclis’ten kendi konumunu da zora sokabilecek yasaların çıkartılabilecek olması. Bu da Erdoğan’ın niye bir erken seçimi istediğinin herhalde en asli nedeni olmalı.