IŞİD'i yoketmek PKK'ye göre daha mı kolay?

Diyarbakır'da IŞİD'e ait hücre evinin basılması olayı, IŞİD terörünün Türkiye'de artık yerleşik bir sorun olarak algılanma aşamasına geçilmesi  gerektiğini gösteriyor. Türk yetkililerinin "IŞİD'i yoketmek PKK'ye göre daha kolay" tespitlerinin aksine IŞİD'in Türkiye içinde önemli bir halk tabanı olduğunu kabullenmeden bu terörle mücadeleyi kazanmak tam olarak olanaklı olmayacak.

Seçimlere bir hafta kaldı ama siyaset maalesef terörün önüne geçemediği ve uygun çözümler üretemediği için gündemin en üst sırasını terör ve terörle ilgili gelişmeler meşgul etmeyi sürdürüyor.

Dünün en önemli gelişmesi ise Diyarbakır’dan geldi. IŞİD’e ait bir hücre evini basan polis ekipleri, 7 IŞİD mensubunu ölü ele geçirirken, 12 tanesini de yakalamayı başardılar. Evin girişine tuzaklanan bombanın patlaması üzerine 2 polis de şehit oldu.  

Suruç ve Ankara’da yaşanan canlı bomba saldırılarının ardından yoğunlaştırılan önlemler sayesinde Türkiye’ye eylem yapmak için dört teröristin girdiğini ve özellikle Güneydoğu Anadolu illerinde IŞİD’e ait hücre evleri yapılanması olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Bu teröristlerin otomatik tüfeklere sahip olduğu, kendilerini korumak için bomba düzenekleri kurduğu da dünkü haberlerden yansıyanlar arasında.

IŞİD’in ulaşmış olduğu bu noktayı en iyi terör uzmanları değerlendireceklerdir ancak uzun yıllar terörle yaşayan Türkiye’de sıradan gazeteciler bile bu  örgütün artık Suriye’den sızıp gelen bir yapılanma olmaktan çıktığını, yerli bir terör örgütüne dönüştüğünü gözlemleyebiliyorlar.

TESPİT VAR ÖNLEM YOK

Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı terör eylemini gerçekleştiren IŞİD’le ne derece etkin mücadele edildiği daha uzun süre gündemde kalacak bir konu. Geçen hafta biraraya gelip Suriye üzerine yoğun ve ayrıntılı görüşme olanağı bulduğumuz üst düzey bir Türk kaynaktan edindiğim bilgi ve izlenimler, IŞİD’le mücadele konusuna yeni bir perspektif oluşmasına neden oldu. Kaynağın verdiği bilgiler şöyle:

İlk biz gördük: Suriye’deki istikrarsızlıktan böyle bir sonucun (terör ve göç) çıkacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yoktu. Biz Türkiye olarak Suriye’de istikrarın bozulması ve kamu düzeni olmayan bir alana dönüşmesinin terör ve göç doğuracağını ilk günden ortaya koyduk. Ve bu durumun Türkiye açısından bir ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendirileceğini de belirttik.

Aşırıcılık tehdidi: Biz yine Suriye meselesinin başlarında bu gerilimin etnik ve mezhebi bir şekle dönmemesi gerektiği uyarısını da yapmıştık. Bu tür bir pompalamanın aşırıcılık dalgalarının bütün bu coğrafyayı işgal edeceğini kayda geçirmiştik. Bu dediklerimizin hepsi oldu malesef.

Herkesin gözü önünde: IŞİD’in ortaya çıkışı herkesin gözü önünde oldu. (Suriye rejimi ve İran) savaşta kendilerini doğrudan hedef alan Özgür Suriye Ordusu’na karşı dünyanın da başına bela olacak bir terör örgütü kurdular. Hapishanelerden serbest bırakılanlar, El-Kaideciler ve eski Baasçıların mekezini oluşturduğu bir yapı kuruldu.

ABD’yi uyardık: Aslında bu durumu farkedip dünyayı ciddi bir tehdide karşı uyaran da biz olduk. 2013 yazında bu durumu (IŞİD’in büyümesi) ABD’lilere ilettik. Bunların amacının Suriye ve Irak’ta yaşayan yaklaşık 30 milyon Sunni vatandaşın dışlanmışlık hissini suistimal etmek olduğunu, bu gelişmenin tüm dünyayı rahatsız edecek hale gelebileceğini ilettik. (O dönem Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu’nun “öfkeli gençler” tespitini yaptığı döneme raslaması da ilginç.)

IŞİD'İ BIRAK PKK'YE BAK

Türk kaynağın ‘dünyayı uyardık’ dediği dönemlerde Türkiye, Suriye sınırını yeterince denetlemediği, yabancı savaşçıların rahatça Suriye’ye giriş-çıkış yapmasına göz yumduğu ve hatta rejime karşı savaşan çeşitli gruplara silah ve lojistik yardımı sağladığı iddiasıyla ciddi şekilde eleştiriliyordu.

Anlaşılan o dönemki hükümetler, IŞİD ya da benzeri örgütlerin dünyayla beraber Türkiye’yi de bir gün hedef alabilecekleri olasılığını göz ardı ettiler ve bu yapının Türkiye’de yerleşmesine dönük önlemleri ya almadılar ya da çok geç aldılar.

Burada aynı kaynağın yaptığı başka bir tespite yer vermek yararlı olur. Türkiye’nin IŞİD’le gece-gündüz mücadele ettiğini belirttikten sonra şu görüşleri iletiyor:

-IŞİD ile PKK arasındaki temel bir fark var. IŞİD’in burada tabanı yok; PKK’nin ise var. Hem de çok geniş bir halk tabanı var. Tarih de göstermiştir ki bu bölgedeki kargaşa her zaman PKK’nin yararına olmuştur. Biz başta IŞİD’i fazla dillendirmek istemedik, özellikle diplomatlarımız rehinken. Reklamlarını yapmanın gereği yoktu. IŞİD’i mutlak yok etmek zorundayız. Bu iş PKK’yi yoketmeye göre daha kolay. Birçoğu IŞİD’e gönülden bağlı değil ve aidiyet bağı çok kuvvetli değil.

SURİYE DEĞİL TÜRK IŞİD

IŞİD’in Türkiye’de nasıl algılandığına ilişkin elimizdeki en somut araştırmayı yapan Metropoll araştırma şirketine göre Türk halkının yüzde 4’ü IŞİD’ı “hiç tehlikeli” bulmazken, yüzde 11,5’i ise “pek tehlikeli” bulmuyor. IŞİD’e sempati duyanların oranı ise yüzde 1,6. 80 milyonluk bir ülke için ciddiye alınması gereken bir oran olduğu ortada.

Suruç’tan Ankara’ya, Ankara’dan Diyarbakır’a uzanan, canlı bomba ve hücre yapılanmalarıyla Türkiye’nin barış ve huzurunu tehdit eden IŞİD tehdidine karşı etkin önlem almak için herhalde öncelikle yukarıda özetlenen tespitlerin gözden geçirilmesi ve artık IŞİD’in yerli bir örgüt olarak karşımıza çıktığı gerçeğinin kabullenilmesi gerekecek.