MHP nasıl 'yandaş parti' oldu?

7 Haziran seçimlerinin ardından en çok konuşulan partilerin başında MHP geldi. MHP lideri Bahçeli'nin tavrını tutarlı bulanlar kadar, eleştirenler de oldu. Eleştirilerin odağında MHP'nin AKP'ye kritik konularda destek vermesi ve böylece iktidar partisine süreci dilediği gibi yürütmesi için yol açıcı olması yatıyor.  Bu süreçte MHP'ye "yandaş parti" benzetmesi yapanlar da var..
MHP nasıl 'yandaş parti' oldu?

MHP lideri Devlet Bahçeli, daha seçim gecesinde yaptığı açıklamayla dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Seçim sonuçlarına göre tek başına iktidar şansını yitiren AKP’ye, HDP ve CHP’yi de yanına alarak koalisyon yapma çağrısı yapan Bahçeli, daha sonuçlar analiz bile edilemeden erken seçim çağrısında bulunmuştu.

Seçimlerin üzerinden geçen yaklaşık iki aylık sürede yaşanan gelişmeler ve Bahçeli’nin buna verdiği tepkiler, işlerin aslında tam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın istediği yönde gelişmesini sağladı. Koalisyon olasılıkları sıfırlanma aşamasına geldi ve 1990’ları Türkiye için kabusa çeviren güvenlikçi politikalara geri dönüldü.

MHP’nin bu dönemde izlediği siyaset çokca tartışıldı. Son dönemde AKP açısından yol açıcı türden bir siyaset izleyen MHP’nin bu tavrı, yandaş medyanın hükümetin politikalarını meşrulaştırmak için yaptığı haber içeriklerini anımsatıyor. Bahçeli’nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını göreve çağırmasının hemen ardından Erdoğan’ın üst düzey HDP yöneticilerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istemesi buna sadece bir örnek olarak görülebilir.

MHP’ye bu tanımı kazandıran diğer gelişmeler ise şöyle sıralanabilinir:

Seçim çağrısı: Bahçeli’nin 7 Haziran gecesi yaptığı erken seçim çağrısı, sandıktan istediği sonucu alamayan AKP açısından tam bir “can simidi” olarak değerlendirildi. Bu çağrı, seçim sonuçlarından memnun olmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın erken seçim hedefine ulaşmak için kurguladığı stratejinin de zeminini oluşturdu.

Meclis Başkanı seçimi: 7 Haziran sonrası dönemin belirleyicisi Meclis Başkanlığı seçimi oldu. MHP, bu seçimde AKP adayının seçilmesini sağladı ve “HDP karşıtlığı” üzerinden AKP’ye her türlü desteği sunabileceğini de göstermiş oldu. Bahçeli’nin Kemal Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği yüzde 60’lık blok tanımını reddetmesi ve başbakanlık önerisini aşağılayarak geri çevirmesi, psikolojik üstünlüğün tamamen AKP’ye geçmesini sağladı.

HDP KARŞITLIĞINDA BAHÇELİ ETKİSİ

HDP=PKK anlayışı:
Ama Bahçeli’nin asıl hamlesi, seçim gecesinden itibaren HDP’yi yok sayması ve yüzde 13 oy alan partiyi PKK ile bir tutması oldu. MHP’nin bu tavrı istikrarlı şekilde sürdürmesi, erken seçime milliyetçi söylemi, milliyetçi eyleme taşımayı amaçlayan Erdoğan ve AKP’nin daha da şahinleşmesine yol açtı. Erdoğan ve AKP’nin Selahattin Demirtaş üzerinden HDP’ye bu kadar ağır yüklenmesinde Bahçeli’nin söylemi de etkili oldu.

Kandil ve HDP kapansın mesajı: Bu süreçte, MHP’nin AKP açısından yol açıcı iki önemli mesajı oldu. Bunlardan ilki PKK ile mücadelede güvenlikçi politikalara dönülmesini sembolize eden “Kandil’in vurulması”, diğeri de 1990’larda kalma parti kapatma çağrısı oldu. Bahçeli’nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı “HDP kapatılsın” çağrısından hemen birgün sonra Erdoğan’ın HDP liderlerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması çağrısı yapması dikkat çeken bir eşzamanlılık içerdi.

Yöntemde uzlaşma: AKP ile MHP’nin Meclis’te son dönemdeki terör eylemlerinin araştırılması için bir komisyon kurulmasına dönük CHP başvurusunu reddetmesi, iki partinin sorunun çözümü konusunda yöntem açısından da aynı bakışta olduğunu gösterdi. İki parti de konunun araştırılıp sorunun kaynağına inmek yerine askeri yöntem ve araçlarla sürecin devam etmesi konusunda uzlaştıklarını gösterdiler.

ERDOĞAN-BAHÇELİ SÖYLEM BİRLİĞİ

Koalisyon engeli kalktı: Bahçeli’nin bir önemli hamlesi de seçim sürecinde sıkça eleştirdiği Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na MHP başkanvekilinin gitmesine onay vermesi oldu. Böylece MHP açısından sarayın statüsüne ilişkin bir sorun kalmadığını gösteren Bahçeli, AKP ile koalisyon için koyduğu şartlardan birini de kendi elleriyle kaldırmış oldu. Çözüm sürecinin sona erdirilmesi de AKP tarafından sağlandığına göre mevcut koşullarda AKP-MHP koalisyon hükümetinin önünde tek kriter yolsuzluk konusu gibi görünüyor. Bu sorunun da Meclis’te çözümlenebilecek bir konu olduğu ortaya konduğunda bu koalisyon hükümeti önünde bir sorun olmadığı görülüyor.


Erdoğan’la söylem birliği: MHP-AKP yakınlaşmasında bir başka kriter de Bahçeli’nin Erdoğan’ın ağzından sıkça duyduğumuz “boğazdaki yalılarında viskilerini yudumlayanlar” türünden bir söyleme başvurmasıyla sağlanmış oldu. Böylece, 7 Haziran sürecinde başlayan Erdoğan-Bahçeli eylem ve söylem birliği tamamlanmış, MHP de yandaş parti statüsüne taşınmış oldu.