Suriye'de strateji oyunları: Türkiye-ABD, Rusya-Suriye'ye karşı...

Suriye'de dengeler son 5 ayda belki onlarca kez değişti. Rusya ve Suriye'nin Türkiye sınırına sıfır noktasındaki Türkmenler'e dönük ortak saldırıları, Türkiye ile ABD'nin Mare-Cerablus hattına dönük operasyonunun hemen ardından başlamış olması bile tarafların karşılıklı stratejik hamlelerini ortaya koyması açısından önemli. 

Sadece son iki haftada yaşanan gelişmeler bile Suriye sorununun tüm dünyayı nasıl etkilediğini, küresel güçlerin askeri hamleleri sonucunda küresel hesaplaşmanın en uğrak adresi haline dönüştüğünü gösteriyor.

IŞİD’in son saldırılarından başlayalım: 10 Ekim’de Ankara saldırısında 102 ölü; 31 Ekim’de Rus uçağının düşürülmesi 224 ölü; 12 Kasım’da Beyrut’ta 44 ölü;  13 Kasım’da Paris 130 ölü.

Diplomatik alandaki gelişmelerle devam edelim: 14 Kasım’da Viyana mutabakatı sağlandı. Mutabakata göre 1 Ocak 2016’dan itibaren 6 aylık süre içinde geçici hükümetin kurulması için muhalefet ve rejim arasında müzakereler başlatılacak ve 18 ay içinde de seçimlere gidilecek. İlk altı aylık süre içerisinde muhalefet ve rejim güçleri arasında ateşkes uygulamasına da geçilmesi öngörülüyor.

15-16 Kasım günlerinde düzenlenen G20 toplantıları sırasında yapılan üst düzey ikili görüşmelerde de başta Beşir Esad’ın statüsü olmak üzere Viyana mutabakatında belirsiz bırakılan konular yoğun olarak ele alındı.

Askeri alanda ise gelişmeler çok daha süratli oldu: 17 Kasım’da CNN International’a konuşan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Türkiye ve ABD’nin Suriye sınırındaki 98 kilometrelik alanın IŞİD’den temizlenmesi için operasyona başlayacaklarını duyurdu. Aslında Kerry’nin ilan ettiği; Temmuz ayında varılan Türkiye-ABD anlaşmasının bir parçası olan 98 kilometre genişliğinde 45 kilometre derinliğinde ve Mare-Cerablus arasındaki “IŞİD’den arındırılmış bölgenin” oluşturulmaya başlandığı idi. Nitekim 20 Kasım’da aralarında Türkmen ve Suriyeli Arapların da bulunduğu yerel güçlerin bu bölgede yer alan iki köyü IŞİD’in elinden aldığı haberleri basına yansıdı. Yerel güçlerin bu başarısının ardında Türkiye ve ABD’nin yoğunlaştırılmış hava harekatı olduğu ise bir gerçek.

RUSYA YİNE DEVREDE

Kerry’nin açıklamasından sadece birgün sonra Rusya’nın havadan Suriye rejiminin de karadan başlattığı askeri operasyonu da bu çerçevede değerlendirmek yanlış olmayacak. Nasıl Rusya; Türkiye ve ABD’nin Temmuz’da vardığı anlaşma çerçevesinde Ağustos ayında başlattıkları ortak hava harekatına 30 Eylül’den itibaren kendi askeri operasyonunu başlatarak yanıt verdiyse; belli ki şimdi de yine bir askeri misilleme peşinde.

Rusya ve Suriye ordusunun hedefinde ise ağırlıklı olarak Türkmenlerin yer aldığı ve Hatay’ın Yayladağı ilçesinin tam karşısında yer alan Kızıldağ ve civarı yer alıyor. Ankara’daki askeri ve diplomatik kaynakların bu saldırılara ilişkin değerlendirmeleri şu başlıklar altında toplanıyor:

ESAD, ATEŞKES ÖNCESİ KAZANIM ELDE ETME AMACINDA

-Viyana mutabakatı çerçevesinde, rejim ve muhaliflerin 6 aylık süre içerisinde ateşkes ilan etmeleri öngörülüyor. BM yönetiminde başlatacak müzakerelerin en acil kısmını da bu madde oluşturyor çünkü BM Genel Sekreteri Ban ki Moon yaptığı açıklamalarda en öncelikli konular arasında silahların susması geldiğini kaydetmişti. Dolayısıyla Esad yönetimi, hem ateşkes olana kadar kontrol ettiği alanı genişletmek ve otoritesinin sürdüğü alanlardaki nüfuzunu güvence altına almaya çalışıyor.

-Bu açıdan bakıldığında rejim ordusunun Türkiye sınırına yakın kuzeybatı Suriye’de gerçekleştirdiği operasyonların amacı o bölgedeki stratejik Kızıldağ ve civarını ele geçirmek ve gerçekleştirebilirse muhaliflerin elindeki İdlib’e kadar bir koridor açma olduğu kaydediliyor. O bölgede hakimiyeti tam olarak eline geçirmesi durumunda şu anda elinde tuttuğu Lazkiye bölgesine dönük ileride bir sıkıntı yaşamayacağı değerlendirmesi de yapılıyor.

-Suriye-Rusya operasyonunun amaçlarından birinin “IŞİD’den arındırılmış bölge” oluşumu çabalarını engellemek ya da hiç olmazsa yavaşlatmak olabileceği hesaplanıyor. Mare-Cerablus hattındaki askeri çabalarda yer alan Türkmenlerin dikkatinin o bölgeden uzaklaştırılmasının planlanmış olabileceği de kaydediliyor.

GERGİNLİK ARTAR MI?

Rusya’nın Türkmenleri hedef alan saldırılarına Türkiye’nin tepkisi sert oldu. 18 Kasım gecesi Dışişleri Bakanlığı’na çağrılan Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’a, Rus savaş uçaklarının sınıra sıfır bölgede operasyon yaptıkları ve bunun Türkiye’nin sınır güvenliğini tehdit ettiği uyarısı yapıldı.

Türkmenlere dönük saldırılara kayıtsız kalınmayacağını da belirten Türkiye, değişen angajman kuralları çerçevesinde önlem alabileceği mesajını da verdi. Bu görüşmenin ardından iki ülke dışişleri bakanlarının da telefonla görüştükleri kaydedildi. İki bakan 25 Kasım günü de İstanbul’da biraraya gelecekler.

Bu arada Türkiye, BM Güvenlik Konseyi dönem başkanı İngiltere’den, bu son saldırıları konuşmak üzere Güvenlik Konseyi’nin acilen toplantıya çağırmasını istedi. Yani bu konu, uluslararası ve Rusya ile ikili gündemin önemli maddelerinden biri olmaya devam edecek.

Gelinen noktada her ne kadar Viyana’da sağlanan mutabakatla diplomatik alanda önemli ilerlemeler sağlanmışsa da sahada yaşanan karşılıklı askeri adımlar Suriye sorununun daha uzun bir süre bu sefer küresel güçleri karşı karşıya getirebilecek nitelikte bir tehdit olmayı sürdürdüğünü gösteriyor. Daha çok askeri önlemin alındığı bu ortam da doğal olarak gerginliğin ileriki dönemde daha da artabileceği kaygısını artırıyor.