Türkiye, IŞİD'le mücadelede merkez üs oluyor

Türkiye ile ABD arasında yapılan anlaşmanın ayrıntıları yavaş yavaş ortaya çıkıyor. IŞİD'e karşı yıllar sürecek bir mücadelenin altyapısını oluşturan bu anlaşma Türkiye'yi, dünyanın en tehlikeli cihadçı örgütüne karşı merkez üs haline getirecek. Türkiye ve ABD, mücadele ne kadar sürerse sürsün sonuç alınana kadar devam etme anlayışında.
Türkiye, IŞİD'le mücadelede merkez üs oluyor

Türkiye ile ABD arasında IŞİD’e karşı işbirliğinin derinleştirilmesini içeren anlaşma, silahlı insansız hava aracının geçen günlerde IŞİD pozisyonlarını vurmaya başlamasıyla yaşama geçti. Şimdi beklenen aşama, ABD başta olmak üzere koalisyona bağlı bazı ülkelerin savaş uçaklarının İncirlik’e konuşlanmaları ve IŞİD’e karşı hava harekatlarına başlamaları.

 

Bu hafta içinde Ankara’da biraraya geldiğimiz Batılı bir diplomatik kaynak, anlaşma ile ilgili bilgiler verirken, İncirlik’e konuşlanacak uçak sayısının önemli miktarda olacağını ve bu sayının operasyonlar ilerledikçe artacağını kaydetti. “Çok yakında” bu operasyonların başlayacağını belirten diplomat, Türk savaş uçaklarının da bu harekatın bir parçası olacağını, gerekli koordinasyonun sağlanmasının ardından birlikte uçuşlara başlanacağını söyledi.

 

Bu kapsamda üzerinde durulması gereken bir unsur Türkiye’nin İncirlik dışındaki askeri tesisleri de koalisyon unsurlarına açmayı teklif etmiş olması. Türkiye’nin teklifinin Türk ve Amerikalı askeri yetkililer tarafından incelendiğini anlatan diplomata göre, süregelen operasyonlara en iyi katkı sağlayacak seçeneklerin değerlendirilmeye devam ediyor. Türkiye’nin Suriye ve Irak sınırlarına yakın bölgelerde üç önemli askeri tesisi bulunuyor: Diyarbakır, Malatya ve Batman. Bu tesisler arasından özellikle Diyarbakır 8. Ana Hava Jet Üssü’nün lojistik merkez olarak kullanılabileceği kaydediliyor. Ancak bu konuda kesinleşmiş bir karar olmadığı biliniyor.

 

Bu açıdan bakıldığında, İncirlik Üssü’nün birkaç ay içerisinde IŞİD’e yönelik hava harekatının düzenlendiği merkez üs haline gelmesi öngörülebilinir. ABD, ve koalisyonun diğer önemli ortakları Fransa ve İngiltere gibi ülkeler genellikle Körfez bölgesi ülkelerinin üslerini veya o bölgedeki uçak gemilerini kullanıyorlar.  Bu da operasyonların etkinliği açısından çok da tercih edilmeyen bir durumu içeriyor.

 

İşte bu nedenle Türkiye’nin coğrafi avantajları ve IŞİD’in Irak ve Suriye’deki pozisyonlarına yakınlığı, IŞİD’e karşı mücadelenin ağırlık merkezinin Körfez’den Türkiye’ye kayma sonucunu da beraberinde getirebilecek.  Bu durum da aynı Batılı diplomatın dediği gibi IŞİD’in zayıflatılması ve yenilmesi amacıyla bir tutarlılık oluşturuyor. Önemli NATO ülkelerinin içinde bir askeri harekatın yine NATO üyesi bir ülkenin NATO standartlarındaki üslerinden gerçekleştirilecek olmasının bir fark yaratacağı da altı çizilen unsurlar arasında.


IŞİD ÇOK DAHA YOĞUN, ÇOK DAHA SIK VURULACAK


Bu noktada Batılı diplomatın sözlerini anımsamak da yarar var:

“Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Türkiye ve ABD’nin DAEŞ ile mücadeleye ilişkin işbirliğini derinleştirme yönünde son dönemde aldıkları kararı, DAEŞ üzerinde büyük miktarda ek baskı oluşturacak ve ortak güvenliğimize ilişkin bu ciddi tehditle başa çıkmakta hepimize yardımcı olacak son derece önemli bir gelişme olarak görüyorum. Bu bize birkaç nedenle yardım sağlayacak. Öncelikle, Türkiye’nin coğrafyası ve sınır hattındaki bir dizi askeri tesisinin sorunlu bölgelere yakınlığı DAEŞ’e ek baskı uygulamamıza, ayrıca bunu daha sıklıkla ve daha büyük güçle yapmamıza olanak sağlayacak. Böylelikle, DAEŞ üzerinde daha fazla askeri baskı uygulayabilme kapasitesimiz açısından önemli bir nicel farklılık yaratacağımızı düşünüyorum.”

Türkiye-ABD anlaşmasının önemli amaçlarından biri de Azaz-Jarablus arasındaki 100 kilometrelik bölgenin IŞİD’den temzilenmesi. Bu amacın gerçekleştirilmesi için Türkiye ve ABD havadan, yerel unsurlar ise karadan harekete geçecekler. Yerel unsurlardan kasıt Özgür Suriye Ordusu ve daha çoklukla Suriyeli Kürtlerin oluşturduğu PYD güçleri. Bu da bahsedilen bölgenin önemli bir savaş alanına döneceğinin göstergesi.


TÜRKİYE VE ABD, PYD’YE DESTEK VERECEK


Batılı diplomatın verdiği bir başka önemli bilgi de Türk ve Amerikalı askeri yetkililerin yerel unsurlara nasıl en iyi destek sağlanabileceğine ilişkin çalışmaları sürdürdükleri. Türk hükümeti her türlü çekincesine karşın PYD’ye destek verme konusunu ABD ile görüşüyor ki bu da bölgede aslında giderek gelişen Türkiye-ABD-PYD ortaklığını en iyi şekilde gösteriyor. Eksiklerine ve şu ana kadar yarattığı hayal kırıklığına karşın Türk ve Amerikalı yetkililer, eğit-donat programının sürdürüleceğini bildiriyorlar.

 

Bütün bu unsurlar nedeniyle diplomatlar, Türkiye ile ABD arasındaki işbirliğinin sonuçlarının uzun vadede değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyorlar. IŞİD’in bir gecede ortaya çıkmadığını dolayısıyla da tamamen yenilmesini uzun dönemli bir çaba olacağını da kayda geçiriyor diplomatlar.

 

Görüldüğü üzere, Türkiye’nin koalisyona ve operasyonlarına tam katılımı topraklarının IŞİD’e karşı merkez üs olarak kullanılmasına yol açacak. İncirlik Üssü, IŞİD’in vurulması için diğer üsler ise lojistik üs olarak hizmet verecek. Diğer üslerde de IŞİD’e karşı savaşacak ılımlı muhaliflerin eğitimi süreci devam ettirilecek.


MÜCADELE SONUNA KADAR SÜRECEK


Türkiye’nin IŞİD’le mücadelesinde iki önemli unsur daha var. Bunlardan birincisi ABD ile Türkiye arasında üzerinde uzlaşıya varılan yazılı anlaşmaların, mücadelenin gerektirdiği şekilde kapsamlı ve geniş bir çerçeve sunuyor olması. Bu anlaşmaların gelişmelere göre, güncellenmesi de söz konusu olacak. Bu mücadelenin yıllar sürebilecek olması da bu anlaşmaların kapsamı ve içeriğinin ne kadar önemli olduğunu zaman içinde bizlere gösterecek.

İkinci önemli unsur ise Türkiye ile ABD arasında varılan anlayış birliğinin kendisi. Batılı diplomat bunu şöyle tanımlıyor:

“İki ülke arasındaki işbirliğini derinleştirmeyi öngören bu anlaşmayı üreten görüşmelerin bir parçası olarak, her iki ülkede de sonuç almak ne kadar sürerse sürsün birlikte çalışmak gerekliliği konusunda bir kabul var. Her iki hükümette de bunun zaman, ısrar ve odaklanma gerektiği konusunda bir anlayış bulunmakta.”

Sonu görünmeyen bir savaşın merkez üssü haline gelen Türkiye açısından gerçekten yepyeni bir dönem başladığı bundan iyi ifade edilemez heralde.