Türkiye'nin zor kararı: Musul, 2. Kobani mi olacak?

Gözler Musul'da Türkiye'nin nasıl bir rol oynayacağına dönmüş durumda. Davutoğlu, "Türkiye doğrudan Irak ya da Suriye'de sıcak bir çatışmanın tarafı olmaz. Musul'a desteğimiz olur ama doğrudan çatışmayız" diyerek neleri yapamayacağını kayda geçirdi. Ankara'nın neler yapabileceği konusu ise müzakerele açık gibi görünüyor.

Türkiye’nin yoğun iç politika gündemi, bölgemizde yaşanan dış politika ve güvenlik boyutlu gelişmelerin yeterince ve derinlikli değerlendirilmesini neredeyse olanaksız hale getiriyor. Bu duruma bir örnek oluşturması açısından sadece dün (9 Mart Pazartesi) yaşanan gelişmeleri sıralamak mümkün:

- ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey, sürpriz bir ziyaret kapsamında Bağdat’a geldi ve üst düzey Iraklı yetkililerle görüştü. Dempsey’in ziyareti, Irak Ordusu’nun IŞİD’in elinde bulunan Tıkrit kentini geri almak amacıyla 1 Mart’ta başlattığı operasyonun en şiddetlendiği döneme denk gelmesi açısından dikkat çekici. Musul’a dönük kara operasyonun da Dempsey’in gündeminde olduğu ise kesin.

- Irak Ordusu’nun Tıkrit operasyonu sürerken, 9 Mart günü Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı peşmergelerin IŞID’in Kerkük ve civarındaki mevzilerine dönük yoğun bir saldırı başlattığı ve bazı köyleri geri aldığı haberi geldi.

- ABD Ordusu, 8 Mart’ı 9 Mart’a bağlayan gece gerçekleştirilen 13 hava saldırısından 12’sinin Irak’taki hedefleri, sadece bir tanesinin ise Suriye’deki hedefleri vurduğunu açıklayarak, son dönemde Irak’ı merkez alan askeri harekatlılığı da ortaya koymuş oldu.

- 9 Mart’ta yaşanan bir başka gelişme ise Mısır’ın başkenti Kahire’de yaşandı. Arap Birliği dışişleri bakanları toplantısından sonra açıklama yapan Genel Sekreter Nebil al-Arabi, aşırı İslamcı terör gruplarının yayılmasının önlenmesi için “ortak bir Arap askeri gücü kurulmasını” önerdi.

İRAN: IRAK'I OSMANLICILIK TEHDİDİNDEN KORUYACAĞIZ

- Bütün bu gelişmeler olurken, dünün belki de en ilgi çekici açıklaması Tahran’dan geldi. Anadolu Ajansı’nın ISNA’ya dayandırarak verdiği habere göre,  İran’ın azınlıklardan sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Yunusi, “Büyük İranlı Kimliği Konferansı”nda yaptığı konuşmada, Irak’ın “İran’ın kimlik ve kültür merkezi ve başkenti” olduğunu belirtirken, “Onları İslam fanatizmi, ateizm, tekfircilik, yeni Osmanlıcılık, Vahhabilik, Batı ve Siyonizm tehdidinden koruyacağız” dedi.

İran’ın Cumhuriyet Muhafızları’nın Tıkrit operasyonunu gerçekleştiren Şii Irak Ordusu’na verdiği büyük destek göz önüne alınırsa, Tahran yönetiminin bölgedeki nüfuzunu kolay kolay kaybetmeyeceği hatta giderek daha da artırabileceği yorumlarının haklılık payını artırıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu da geçen günlerde bu tehlikeyi çok açık bir şekilde dile getirmiş ve “Şii milisler gelmemeli. Musul’da böyle bir tehlike var. Buraya Sünni ulusal muhafız güçlerinin girmesi lazım” ifadelerini kullanmıştı.

ANKARA, POZİSYONUNU GÖZDEN GEÇİRİYOR

Bütün bu gelişmeler, hem bölgesel aktörlerin hem de uluslararası güçlerin IŞID’a karşı geniş ve vurucu bir askeri hareketliliğe hazırlandığını; aynı zamanda Irak üzerinden yeni ve bu sefer daha da şiddetli bir nüfuz çatışmasına girebileceğini gösteriyor.

Bu tablo Türkiye’nin de niye kendi hesaplarını gözden geçirdiği ve ona göre yeni bir pozisyon almaya çalıştığını açıklar nitelikte. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen haftaki Suudi Arabistan ziyareti, Süleyman Şah Türbesi’nin nakledilmesi, ABD ile eğit-donat konusunda uzlaşılması, Irak Ordusu’na askeri teçhizat desteği verilmesi, IŞİD’e katılımlara karşı Türk sınırlarındaki güvenliğin daha da artırılması, uluslararası koalisyon ile diyaloğun daha üst düzey seviyelere çıkarılması şu ana kadar Ankara’nın attığı adımlar arasında görülüyor. Hatta uluslararası kamuoyunun dikkatini Halep ve dolayısıyla Esad rejimine çekme girişimleri de daha azalmış görülüyor.

SEÇİM ÖNCESİ IŞİD OPERASYONU ANKARA'YI DAHA DA ZORA SOKABİLİR

Ama gözler Musul’da Türkiye’nin nasıl bir rol oynayacağına dönmüş durumda. “Musul'da istikrara kavuşulması, bizim için tarihi ve stratejik bir misyondur” ifadesiyle bu kentin Türkiye’nin istikrarı ve güvenliği açısından ne kadar önemli olduğunun altını çizen Davutoğlu, geçen günlerde gazetecilere yaptığı açıklamada “Türkiye doğrudan Irak ya da Suriye’de sıcak bir çatışmanın tarafı olmaz. Musul’a desteğimiz olur ama doğrudan çatışmayız,” diyerek Ankara’nın neleri yapamayacağını kayda geçirmiş oldu. Ankara’nın neler yapabileceği konusu ise müzakerele açık gibi görünüyor.

Türkiye’nin, Suriyeli Kürtlerin Kobani savunması sırasında gösterdiği soğuk duruşu Musul’da tekrar etmesi bu sefer zor görünüyor. Sadece “Türkiye , IŞİD’e karşı hoşgörülü davranıyor” içerikli uluslararası tepkiler açısından değil hem Irak’la yeni kurulan ilişkilerin seyri, hem IKBY ile güven ilişkisinin devamı hem de İran’ın Musul başta olmak üzere bölgedeki nüfuzunu dengeleyebilme açılarından daha etkin bir rol alması gündeme gelebilir. Kendisi operasyona katılmasa bile başta İncirlik olmak üzere askeri üslerini kullandırtma, hava sahasını koalisyon uçaklarına açma, her türlü lojistik, siyasi ve istihbari destek verme Ankara’nın kararları arasında yer alabilir. 7 Haziran seçimleri öncesinde yaşama geçirilecek bir askeri operasyon hükümetin kararını daha da zorlaştırabilir.