Altın mı yoksa nakit mi?

Eğer kısa vadede oynaklığa katlanamıyorsanız en iyisi nakitte kalmaktır. Sizin için en güvenli liman nakittir.

Güvenli liman deyince akla hemen altın gelir. Çok likittir, istenildiği anda nakde ya da başka bir emtiaya çevrilebilir. Ancak son haftalarda altının güvenilir limanlığı tartışılmaya başlandı. Altın yıla 1,400 dolardan başlayıp sekiz ayda 2,000 dolara yaklaştı. Yüzde 40’ın üzerinde bir artış bu. Ama bir de düşüşü var ki anlatmakla bitmez. Eylül ortasından itibaren başlayan hızlı düşüşle fiyatlar 1,600 doların altına indi. Birkaç hafta içinde yüzde 20’ye yakın düştü. Böyle güvenli liman mı olur?
Geçenlerde Financial Times’ta altını sorgulayan bir yazı vardı. Altının tarihine bakınca aslında o kadar da güvenilir liman olmadığı görünüyor. Evet, altına yatırdığı için enflasyona karşı korunan hatta büyük paralar kazananlar var ama altını tercih ettiği için çok büyük zararlara uğrayanların sayısı hiç de az değil. Mesela 1980 yılında altını güvenli enstrüman görüp o zirve fiyatlardan altına yatırım yapanlar, izleyen 2.5 yılda tam yüzde 65 kaybetmişler. Altını satmak için fiyatların aldıkları seviyeye yükselmesini bekleyenler ise 28 yıl beklemek zorunda kalmışlar. CNBC-e’deki Sabah Notları’na gelen izleyici mesajlarından benzeri örneklerin bizde de olduğunu görüyorum. Altının ons fiyatının 1,900 doların üzerine çıktığı günlerde tasarruflarını altına dönenler, hatta ev satıp altın alanlar oldu. Böylesi bir soluksuz yükselişin son demlerinde altın alanlar şimdi rahatsızlar ve çıkmak için fiyatların tekrar o seviyelere yükselmesini bekliyorlar. Yükselir mi yükselmez mi, bilmiyorum. Ben yatırım tavsiyesi yapmaktan hep kaçındım. Bu köşede yatırım kararı alırken işinize yarayacak bilgileri vermeye, analizleri sunmaya çalıştım. Piyasa profesyonellerinin görüşlerini yansıtmaya uğraştım. Şimdi de öyle yapıyorum. Söyleyebileceğim tek şey; “Eğer kısa vadede oynaklığa katlanamıyorsanız en iyisi nakitte kalmaktır. Sizin için en güvenli liman nakittir”.

Aklın yolu...
Krizden çıkış için Avrupa ne yapmalı? Geçenlerde Roubini krizi bitirmek için 10 maddelik bir reçete açıkladı. Aylardır yazıp çizdiklerimizden çok farklı şeyler yok. Az çok üzerinde mutabık kalınacak bir aksiyon listesi var ama uygulanması halinde rahatsız edici siyasi ve ekonomik sonuçları olacak bir liste bu. O nedenle iş uzayıp gidiyor. 

* Avrupa Merkez Bankası (AMB), faizleri rekor düşük seviyeye çekmeli: Avrupa şu anda borç sorunu yaşıyor ama aynı anda ciddi bir büyüme krizinin de içinde. Sorunlu Avrupa ekonomileri bu yıl ya sıfırın biraz üzerinde büyüyecek ya da daralacaklar. Sorunsuz olanlarda da öyle aman aman büyüme olmayacak. Şartlar, AMB’ye “Faizi indir” diyor. 

* Euronun değer kaybına izin verilmeli: Avrupa’da iç talebin kısa sürede toparlanacağı yok. Üretime yani büyümeye destek ihracattan gelmeli. Ama Avrupalılar rekabetçi avantajlarını kaybetme sürecindeler. Avrupa’nın sorunlu ekonomileri dış açık veriyorlar. Bazılarının cari işlemler dengesi en az bizimki kadar bozulmuş durumda. Bu tablo euronun değer kaybetmesini gerektiriyor. 

* Bazı Avrupalıların eurodan çıkmasına izin verilmeli: Son iki yıl gösterdi ki Yunanistan gibi ülkelerin euroda kalması çok zor. Kaldıkça sorunlar devam edecek. 

* Avrupa bankaları sermayelendirilmeli: Temerrüde düşmesi Yunanistan’ı rahatlatır, ama diğer sorunlu ülkeler için de temerrüt yolunu açabilir. Avrupa bankaları için kâbus demek bu.