Bayram sonrası gündem ağır

Ürettikçe ithal ediyoruz, daha fazla üretmek için daha fazla ithal etmek zorunda kalıyoruz. Kısır bir döngü bu.

Dün açıklanan dış ticaret rakamlarına bir bakın. Çok fazla detaya girmeye, uzun analizlere gerek yok. İlk yedi ayda ihracatımız yüzde 20 artmış. Dünyanın krizden kırıldığı bir dönemde büyük başarı. Ama ithalata bakınca endişe başlıyor. Aynı dönemde ithalat yüzde 41.3 artmış. Yani ithalat, ihracattan iki kat daha hızlı artıyor. Hal böyle olunca eskiden yaptığımız ihracatla kazandığımız para ithalatımızın yüzde 65’ini karşılayabiliyorken, şimdi bu oran yüzde 55’e inmiş durumda. İhtiyaç duyduğumuz malları ithal etmek için el parasına ihtiyacımız var demektir bu. Sorunu bilmeyen yok. Çözümün ithalatın yüksek artış hızını yavaşlatmak olduğu konusunda artık bir görüş birliği de oluşmaya başladı. Ama bunu yaparken aynı zamanda bizim için makul olan bir oranda da büyümeyi sürdürmemiz gerekiyor. Yoksa ekonomik ve toplumsal rahatsızlıklar başlar.

Ara malı deyip geçmeyin

 

Türkiye’nin sorunu kendi üretebileceği birçok kalemi zaman içinde ithal eder hale gelmesi. Gerek rakip piyasalardaki düşük işgücü ve enerji maliyetleri gerekse o ülkelerin döviz kurunun bize göre daha ucuz hale gelmesi nedeniyle bir zamanlar içeride ürettiğimiz ara malları dışarıdan ithal etmeye başladık. İlk yedi ayda ithalata harcadığımız her 100 doların 71’i ara mallarına gitmiş. O gözümüze çok batan tüketim mallarının payı, topu topu yüzde 12. Bu demektir ki ürettikçe ithal ediyoruz, daha fazla üretmek için daha fazla ithal etmek zorunda kalıyoruz. Kısır bir döngü bu. Döngünün dışına çıkmak için bir şeyler yapmak şart.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek perşembe günü CNBC-e’deki Sabah Notları’nda konuğumdu. Yerli ara malı üretimi için vergi teşviki sağlanmasının gündemlerinde olduğunu söyledi. Böylesi bir çalışmanın varlığını iki hafta önce yine aynı programda Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da söylemişti. Şimşek ‘spesifik’ ürünlerde üretimi teşvik edici yaklaşımlardan bahsediyor. Babacan, “Hani nasıl bir çocuğa önce yürüteç verirsin, ondan sonra elinden tutarak yürütürsün, ama yürümeye başlayınca bırakırsınız ya, öyle konularda destek vereceğiz” diyor. Zor bir konu. Bir yandan orta ve uzun vadede çözülmesi şart olan bir sorun var, ancak öte yandan sadece devlet desteğiyle ayakta kalan ‘ucubeler’ yaratma riski var.

Aman, iştah zayıflamasın 

 

Bayram tatili sonrası başlayan yeni dönemde Türkiye kısa vadeli kur-faiz konularının dışına çıkıp orta ve uzun vadede Türkiye’yi rahatlatacak bu konuyu konuşup tartışmaya başlayacak. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun gündeminde yatırım ortamının iyileştirilmesi, istihdam, kayıtdışı ile mücadele, yatırım teşvik sistemi, enerji bağımlılığının azaltılması ve işgücü eğitimi gibi orta ve uzun vadeli çözümler üretecek başlıklar var. Bizi bekleyen tehlike, hükümetin şu anda bu adımları atma yönünde var olan yüksek iştahının ve kararlılığının zamanla zayıflaması olur. Neden zayıflasın diye sorabilirsiniz? O da bir başka yazının konusu olsun...