Büyüme kaygısı, cari açık ve enflasyonun önüne geçti

Merkez Bankası orta vadeli bakışla hâlâ enflasyon görünümünün yüzde 5 hedefiyle uyumlu olduğunu düşünüyor.

Dünkü Para Politikası Kurulu kararı çok sürpriz olmadı. Aslında Kurul faizi indirseydi yine sürpriz olmazdı. Son 2.5 hafta boyunca piyasa aktörleri her iki olasılığa karşı yeterince hazırlanmıştı. Onları şaşırtacak tek karar faizlerin arttırılması olurdu. Benim açımdan karardan daha önemlisi Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun açıklamasıydı. Merkez Bankası’nın gözüyle Türkiye ekonomisinin nasıl göründüğü çok önemli bir veri. Merkez Bankası’nın dünkü açıklamasında çizdiği resme göre Türkiye ekonomisinin görünümünü biraz karikatürize ederek size aktarayım. Aktarayım ki, hem yatırım ya da tasarruf kararlarınızı alırken kullanın hem de kayda alıp ileride bu analizin doğru ya da yanlışlığına göre bankanın analiz kapasitesi hakkında bir yargıya ulaşabilin...
Büyüme: İçeride talep yavaşlıyor, dışarıda ise zaten varolan yavaşlığını sürdürüyor. 2011’e ilişkin çok fazla soru işareti yok. Bu yıl ekonominin geçen yılın 2-3 puan altında büyüyeceği tahminini ekonomi yönetimi en üst düzeyde dillendirmeye başladı. Mesele 2012’de Türkiye ekonomisinin ne kadar büyüyeceğini öngörmek. Ağustos başında “alınan önlemlerle ekonomi üzerindeki aşağı yönlü risklerin” dengelenmiş olduğu saptaması 2012’de Türkiye ekonomisinin daha fazla hız kesmeyeceği şeklinde yorumlanmalı. Ama olur da dışarıdan gelen şok şiddetini arttırırsa işte o zaman Merkez Bankası musluğun ağzını daha da açmayı taahhüt ediyor. “Bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılması” demek MB’nin ihtiyaç duyulan TL ve döviz likiditesini sağlamakta hiç tereddüt etmeyeceği şeklinde yorumlanmalı. “Bu kadar para basmayın, enflasyon azar” diyene itibar edilmeyecek. Merkez Bankası “küresel daraltıcı şoku” erken gördüğü için övgü aldı; hâlâ ana analizinin merkezinde bu şok var.
Cari İşlemler Dengesi: Türkiye ekonomisinin öngörülenin çok üzerinde büyüdüğü son iki yılda en önemli kırılganlığı cari işlemler dengesiydi. İç ve dış talepteki olumsuz seyre ve kredilerdeki yavaşlamaya bakan Merkez Bankası cari işlemler dengesinin önümüzdeki dönemde “kayda değer” bir şekilde iyileşeceğini öngörüyor. Bu anlamda Türkiye ekonomisi öngörülmesi zor olan bir ekonomi değil. Eğer büyüme öngörüleni aşıyorsa dış dengede öngörülenin ötesinde bozuluyor. Benim anladığım cari açık ekonomi yönetiminin şu an itibariyle “en fazla kafa yorduğu konu” olmaktan çıkmıştır.
Enflasyon: Merkez Bankası enflasyon konusunda rahat bir görüntü çiziyordu ama son PPK açıklamasında biraz daha ihtiyatlı olma ihtiyacına girildiği gibi bir izlenime kapıldım. Temmuz ve ağustostaki döviz kuru hareketleri nedeniyle enflasyonun son Enflasyon Raporu’nda öngörülen seviyelerin geçici olarak bir miktar üzerinde seyredebileceğini söylüyor. Çekirdek enflasyonda 2010 sonbaharından bu yana görülen sınırlı ancak ısrarlı artış bankanın daha fazla gözüne batıyor gibi. Bu nedenle dün faiz indiriminde duraksama ihtiyacı hissedilmiş olabilir. Merkez Bankası orta vadeli bakışla hâlâ enflasyon görünümünün yüzde 5 hedefiyle uyumlu olduğunu düşünüyor. Aksini düşünseydi, faizi düşürmek bir yana arttırması gerekirdi.