Merkez Bankası faizi arttırdı mı, arttırmadı mı?

Önümüzdeki dönemde Merkez Bankası faiz koridorunu genişletmenin de ötesinde politika faizini arttırmak zorunda kalabilir.

Merkez Bankası bu hafta politika faizini değiştirmedi, ama gecelik borç verme faizini üç puan arttırdı. İşte size bir soru: Bu durumda Merkez Bankası faizleri arttırmış oldu mu olmadı mı? Hareket bana sürpriz olmadı, böyle bir manevra bekliyordum. Atılan adım doğru mu? Bence doğru. O kararı alan kurulun bir üyesi olsaydım, ben de aynı doğrultuda oy kullanırdım. Merkez Bankası perşembe günü faizi arttırmadı, ama piyasada faizlerin artmasına izin verdi. Yani faizi kendi arttırmak yerine bankalara arttırttı. Nitekim kararın ardından piyasada bono faizleri bir anda yukarı çıktı. Sonuçta ister Merkez Bankası eliyle olsun, ister piyasa eliyle, faizler arttı. 

Biraz şahinleşti
Merkez Bankası bu kararı neden aldığını PPK toplantısı sonrası yaptığı açıklamada açıkça anlatıyor. Diyor ki: “Türk Lirası’nda yakın zamanda gözlenen aşırı değer kaybı, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki baz etkisi ve fiyatı yönetilen/yönlendirilen ürünlerdeki ayarlamalar nedeniyle önümüzdeki aylarda enflasyonda belirgin bir yükseliş gözlenecektir. Merkez Bankası, bu durumun orta vadeli enflasyon beklentilerini ve görünümünü etkilemesine izin vermeyecektir. Bu doğrultuda kurul, borç verme faizlerinin önemli ölçüde arttırılması yoluyla faiz koridorunun genişletilmesine karar vermiştir.”
Bu paragraftan benim anladığım şu: Türk Lirası,
Merkez Bankası’nın öngördüğünün ve tahammülünün ötesinde değer kaybetti. Kur artışının fiyatlara olan geçişkenliği daha önceden öngördüğü ‘sınırlı’ denilebilecek seviyenin ötesinde oldu. Bu nedenle enflasyon yine öngördüğü ve tahammül edebileceği aralığın dışına çıktı. Hal böyle olunca Merkez Bankası duruma müdahale ihtiyacı hissetti. Daha önce çizdiği iki temel senaryonun her ikisinde de faiz indirimi yer alan Merkez Bankası, bu durum karşısında söylemini değiştirdi; güvercindi, biraz şahinleşti. Daha da şahinleşir mi? Bu, büyük ölçüde Avrupa’daki krizin seyrine, bir de büyümenin ne ölçüde hız keseceğine ve Türk Lirası’nın hangi seviyelerde denge kazanacağına bağlı. Bu üç faktöre bağlı olarak önümüzdeki dönemde Merkez Bankası faiz koridorunu genişletmenin de ötesinde politika faizini arttırmak zorunda kalabilir. Zor bir durum. Bir yanda enflasyon riski, diğer tarafta hız kesen bir büyüme. Enflasyona karşı faiz arttırsa, zaten büyüme öngörülenden daha da fazla hız kesebilir. Yasa Merkez Bankası’na fiyat istikrarını gözet diye emrediyor, ama bir de bankanın karşı karşıya olduğu bir ‘realite’ var.
Perşembe günkü kararın günlük yaşama etkisi ne olacak?
İşadamları krediyi daha pahalıya kullanacak. Dün CNBC-e’de dinlediğim iş dünyasının önde gelen isimlerinden Nihat Özdemir diyor ki: “Bence Merkez Bankası teorik olarak faizi arttırmadı ama pratiğe döndüğümüzde yatırımlarda kullanacağımız kredi maliyetlerinde biz bir artış beklemekteyiz. Yani bundan sonra kullanacağımız yatırım kredilerinde faiz oranı artacaktır. Çünkü Merkez Bankası parayı kıstı.”
Bankalar faiz artışının etkisini bilançolarında görecekler. Bono faizlerinin artması, portföylerinde Hazine kâğıdı taşıyan bankaların kârlarını olumsuz etkileyecektir.
Mevduat faizleri artmasa bile artık düşmeyecektir, ama ben mevduat faizlerinin önümüzdeki dönemde sınırlı da olsa artmasını bekliyorum.
Tüketici kredilerinde önümüzdeki günlerde düşüş bekleyenler artık beklemesinler. Çünkü Merkez Bankası’nın yeni söylemi ışığı altında böyle bir olasılık görülmüyor. Aksine, artışlar olabilir.
Yükselen bono faizleri dışarıdan sıcak ya da ılık para girişini teşvik edebilir. Kurları aşağı çekip, Merkez Bankası’nı rahatlatacak bir gelişme olabilir bu. Yılbaşında gelmesin dediğimiz parayı yıl sonunda istemeden de olsa davet ediyor olabiliriz.