Merkez Bankası'nın gözüyle Türkiye ekonomisi

Merkez Bankası'nın dışarıdaki gelişmelere dair çizdiği iyimser senaryoda da kötümser senaryoda da ufukta faiz indirimi görünüyor.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile pazartesi günü CNBC-e’de yayımlanan röportajda öne çıkan ana başlıkları dün aktarmıştım. Bugün ise biraz daha detaylara inip Merkez Bankası gözüyle ekonominin nasıl göründüğüne bakalım. 

* Merkez Bankası’nın kurdaki oynaklığa karşı aşırı hassas olduğu izlenimini edindim. Piyasada döviz açığı oluşmaması için tüm imkânları kullanarak TL’de ciddi değer kaybına izin vermek istemiyor. Rezervi bu taahhüdün arkasında durmaya yetecek boyutta. Bu noktada çok fazla zorlanacağını tahmin etmiyorum. Dışarıdan TL’ye ciddi bir spekülatif saldırı olasılığı şimdilik düşük. Özellikle son altı ay boyunca ciddi değer kaybına uğramış bir para birimine saldırmak çok akıllıca bir hamle değil. 

İki senaryoda da faiz indirimi var
* Başçı’dan gelen 2. sinyal ise faizlere ilişkin. Geçen haftaki faiz indirimi birçok piyasa oyuncusu için sürpriz olmuştu. Bundan sonraki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından da faiz indirimi kararı çıkarsa kimse şaşırmasın. Çünkü Merkez Bankası’nın dışarıdaki gelişmelere dair çizdiği iyimser senaryoda da kötümser senaryoda da ufukta faiz indirimi görünüyor. Merkez Bankası’nın cesaretinin arkasında ise enflasyon öngörüsü var. 

* Merkez Bankası, enflasyon konusunda rahat görünüyor. Yıl sonunda enflasyonun yüzde 5.5 dolayında seviyede kalmasını bekliyor. Yani hedefin bile altında kalma olasılığı var. Bu durumda eli rahatlayacak. TL’deki değer kaybı enflasyondaki bu görünümü gölgeleyebilir mi? Merkez Bankası’na göre kurun fiyat geçişkenliği eskiye göre azalmış durumda. Emtia ve enerji fiyatlarının son haftalarda gerilemesi enflasyon görünümünü destekliyor. 

Durgunluk riskini yüksek görmüyor
* Merkez Bankası, durgunluk riskini yüksek görmüyor. Avrupa’daki krizin ticaret kanalıyla bizi etkileyebileceğini, ancak birkaç faktör nedeniyle 2008 krizine göre daha iyi durumda olduğumuzu düşünüyor. Birincisi, 2011 şokuna 2008’den farklı olarak TL’nin altı aylık bir değer kaybı sürecinin sonunda yakalandık. Yıl başından bu yanaki değer kaybı ihracatçıya gerçekten de ciddi bir avantaj sağladı. İkinci faktör ise ihracatçının Avrupa pazarında birkaç yıldır süren durgunluk nedeniyle yeni pazarlara açılma yeteneğini arttırmış olması. Buradaki sorun komşu pazarların içinde bulunduğu siyasi belirsizlik. Mesela Suriye önemli bir alternatif pazar, ancak üç ay sonra ne olacağını kimse öngöremiyor. 

* Merkez Bankası’nın cari açık öngörüsü hakkında Erdem Başçı bize bir fikir verdi. İkinci yarıda ilk yarıya göre daha düşük bir açık verileceği öngörüsüne göre hesaplarını yapıyor. İlk yarıda 45 milyar dolar dolayında açık vardı; ikinci yarıda 25-30 milyar arası bir rakamdan söz ediyoruz. Kurdaki hareketin ithalata yansıması işin doğası gereği bir süre alıyor. Son ithalat rakamları yılın ilk aylarındaki bağlantıların verileridir. Temmuz-ağustos kur hareketinin yansımasını eylül ve ekimde görebiliriz.
Merkez Bankası maliye tarafında da rahat görünüyor. Mevcut durumdan memnun ve mali taraftaki tablonun bizi diğer piyasalardan olumlu ayrıştıracağını düşünüyor. Ancak ithalat 2. yarıda hız keserse bunun mali taraftaki olumsuz etkisini izlemek gerekir.