Onun aklı fikri yüksek getiridir

Yabancı yatırımcı parasını bir ülkeye o ülkenin kara kaşı, kara gözü hatırına getirmez. Odaklandıkları tek şey getiridir.

Bir ABD’li yatırımcıyı düşünün. Parasını ülkesinin hazine kâğıtlarına yatırsa yıllık yüzde 2.5 civarında bir getiri sağlar. Oysa Türkiye’ye gelse ve Hazine’nin dün çıkarttığı Mayıs 2013 vadeli tahvilden alsa ne olurdu? TL cinsi bu tahvili alabilmek için önce 100 dolarını TL’ye çevirmesi lazım. 1 $=1.69 TL’lik kurdan döndüğünde 100 doları 169 lira eder. Bu parayı yatırdığı tahvilin yıllık faizi yüzde 8.73. Bir yıl sonra 169 lirası 183.7 lira olacaktır. Biz yuvarlayıp 183 diyelim. Eğer bir yıl sonra kur hiç değişmeyip 1.69 TL seviyesinde kalırsa bizim ABD’li yüzde 8.5 gibi kendi ülkesindeki 2.5’in çok üzerinde bir getiri sağlayacaktır.
Eğer bir yıl sonra kur, TCMB beklenti anketindeki gibi 1.63 liraya inerse bizim yatırımcının getirisi yüzde 12’yi aşar. ABD’de sağlayabileceği getirinin beş katından bahsediyoruz. Muazzam bir kazanç bu. Hele kur bundan 4-5 ay önceki 1.50’li seviyelere indiğinde ise bu oran çok daha yüksek seviyelere çıkar. Anlayacağınız, yabancı yatırımcı için bir ülkeye girerken önemli olan, faizden çok kurdur. Diğer bir deyişle böylesi yüksek getiriler uğruna katlandığı risk kur riskidir. Eğer gelecek bir yılda TL değerlenmez, aksine değer kaybetmeye başlarsa bizim yatırımcı için resim değişir. Mesela bir yıl sonra kur 1.80’i görürse, kendi ülkesindeki ile eşdeğer bir getiri sağlamış olur. Yani bu kadar zahmete boş yere girmiştir.
Dolar bir yılı 1.78-1.83 lira arasında bir yerde yılı tamamlarsa ülkesindeki % 2.5’in altında bir getiri sağlar. Yani Türk tahviline yatırım yapmakla kötü bir yatırım kararı vermiştir. Eğer dolar 1.84 veya üzerindeyse getiriden bahsedemeyiz, çünkü yabancı yatırımcımızın parası getirmek yerine götürmüştür, yani nominal olarak zarar etmiştir. Bu basit örnek faiz lobisi tartışmalarının zirveye çıktığı bu günlerde konuyu anlamamıza yardımcı olabilir. Yabancı parasını bir ülkeye o ülkenin kara kaşı, kara gözü hatırına getirmez. Biz yerlilerdeki yurtsever duyguları onlardan beklemek saflık olur. Odaklandıkları tek şey getiridir. Yabancı yüksek getiri arar. Parasını borç verirken ya da şirket hissesi ve emlak gibi bir varlık alırken amacı kendi ülkesinde kazanamadığı parayı kazanmaktır. Buna ister faiz lobisi, ister yabancı yatırımcı deyin fark etmez, asırlardır bu piyasalarda kural budur. Sadece bizim değil Güney Afrika’dan Polonya’ya kadar birçok ülkenin durumudur. Eğer piyasalarını yabancıya açmış ve kambiyo rejimini buna müsait hale getirmişsen şaşırmayacaksın. Durumdan çok rahatsız olursan, rejimi değiştirecek, tamamen kapatabilecek ya da biraz daha sıkıp, kontrolü arttırabilecek araçlar yine senin elindedir.

ABD bir parazit mi?
Putin, ABD’yi bir parazite benzetmiş. Parazit, bir canlıya bağımlı olarak yaşayabilen ve üzerinde yaşadığı canlıya zarar verebilen organizmalardır. ABD 14.7 trilyon dolarlık milli geliriyle dünyanın en büyük ekonomisi. Ondan sonra gelen Çin, Japonya ve Almanya’yı topladığınızda ancak bir ABD ediyor. Bu dev ekonomi sürekli açık veriyor ve bu açıklarını Çin ve Rusya gibi başka ülkelerdeki tasarruf fazlalarını çekerek kapatıyor. Yani Çinliler tasarruf ediyor, ABD’liler ise onların tasarruflarını tüketiyorlar. Bu açıdan bakıldığında ABD’yi parazite benzetmek mümkün. Ama öte yandan ABD’liler tüketmeseydi, Çinlilerin üretmesine gerek kalmayacaktı, çünkü Çinlilerin iç tüketimi ürettikleri mallar için yeterli değil. Bu açıdan bakıldığında da Çin Amerikalıların tüketim sevdasına bağlı bir parazit. Putin de bu ilişkiyi ve karşılıklı bağımlılığı iyi biliyor. Yaptığı 2012 Rusya başkanlık seçimleri öncesi bu tip çıkışlarla ilgi uyandırmak. Eğer ABD’liler tüketmeseydi, dünyada üretim bu kadar canlı olmazdı. Üretim bu kadar canlı olmasaydı, enerji fiyatları bu kadar yüksek olmazdı. Enerji fiyatları bu kadar yüksek olmasaydı Putin’in çarpıklıklarla dolu Rus ekonomisi bu kadar iyi durumda olmazdı. Rusya bu kadar müreffeh olmasaydı, Putin de böyle konuşacak durumda olmazdı.

.