Altın Küre'ye doğru...

Sinemada yılın en hareketli ve sinir bozucu ayları içindeyiz. Hareketli, çünkü ödül sezonuna girdik, 'Oscar Yolu' açıldı. Sinir bozucu, çünkü şirketler filmlerini...

Sinemada yılın en hareketli ve sinir bozucu ayları içindeyiz. Hareketli, çünkü ödül sezonuna girdik, 'Oscar Yolu' açıldı. Sinir bozucu, çünkü şirketler filmlerini, Oscar potasına girsin diye apar topar aralık gösterimlerine yetiştirdi, herkesin eli ayağına dolandı ama, bizim buralarda yansımaları daha sonra olur. En azından, Oscar adaylarının belirlenip açıklanmasını beklerler. Ne de olsa, afişinde herhangi bir vesileyle 'Oscar' yazan filmin iş yapma şansı daha büyük oluyor.
Ancak şu anda gündemde Hollywood Yabancı Basın Birliği'nin dağıttığı Altın Küre ödülleri var. Oyuncular ile yapımcıların meslek kuruluşları SAG ile PGA'nın adaylarını ilan etmesi de tartışmaların büsbütün alevlenmesine yol açtı. Herhangi bir yılın iyileri, onları izleyenler tarafından muhtelif biçimlerde değerlendiriliyor: sanayinin gövde gösterisi yaptığı ödül törenleri, film eleştirmenlerinin değerlendirmeleri, gişe rakamlarıyla ortaya çıkan seyirci beğenisi. Sonuç olarak, filmleri yapanların peşinde koştukları beğeni, üçüncüsü, elbette. Zaten ödülün şirketler
için esas amacı da, o gişeyi yakalamak.
Diğer ikisine gelince, oyuncuların meslek kuruluşu Screen Actors Guild/SAG ile Altın Küre'nin favorileri birbirinden pek farklı görünmüyor. Yedi dalda Altın Küre adayı 'Babel', oyuncular safında da takdirle karşılandı. SAG, ansambl oyunculuğa önem verdiği için, tek bir muhteşem performansın parladığı 'The Queen' gibi filmlerin orada pek fazla şansı olmuyor. Onlar da, Altın Küre gibi, hem sinemada, hem televizyonda ödül veriyorlar. Televizyon alanında, şimdiye kadarki verilere göre bunun bir Kiefer Sutherland yılı olduğunu söyleyebiliriz. Aktör, olabilecek her aday listesinde '24'le yeraldı, Emmy'yi de kaptı. Öte yandan, gene Emmy'yi 'Elizabeth I'le alan Helen Mirren, bu sefer II. Elizabeth'i oynadığı 'The Queen'le de, SAG ve Altın Küre adayı. Açıkçası, kendisinin Oscar adaylığına da kesin gözle bakılıyor. Hatta, en sağlam Oscar adayı diyebiliriz.
Hollywood Yabancı Basın Birliği'nin Altın Küre adaylarının/galiplerinin bir Oscar işareti olduğu hep söylenmiştir. Gerçi geçen yıl 'Crash'i tutturamadılar, o şeref SAG'a ait oldu ama, (Ang Lee bu fikirde olmasa da) genelde küreyi alan, küçük altın adamı da alıyor. Oysa sinema sanayinin dışında, hatta Amerikalı bile olmayan (yabancı basın, malum) 90 küsur Altın Küre oyvereniyle, sanayinin içinde yer alan 2000 küsur
Amerikan Film Akademisi oyvereni arasında hayli fark var. Buna karşılık, ilkinin daha bir zevk sahibi olduğu da rivayet olunur..
Evet, iki kaynaktan verilen ödüller genelde denk düşse de, böyle bir şart yok. Ancak, iki filmle ('The Departed/Köstebek', 'Blood Diamond') SAG ve Altın Küre'ye aday gösterilen Leonardo DiCaprio bu yılı boş geçirirse üzülür ve şaşarız. Gerçi Oscar'da kendine rakip gösterilemez ama, ilk film onu adaylığa taşır, sanırız. Clint Eastwood ise, Altın Küre'de kendi kendine rakip olmadı. Onun 'Iwo Jima'sı ile (eleştirmenler çok beğeniyor) Mel Gibson'ın 'Apocalipto'su, ilki Japonca, ikincisi ise Maya dilinde olduğu için, Yabancı Dilde En İyi Film dalında aday gösterildi. ('Flags of Our Fathers', Altın Küre'nin En İyi Film (dram) listesinde yer alıyor.) Böylelikle bu dalın da 'yabancı film' değil, 'yabancı dilde en iyi film' dalı olduğu bir kez daha anlaşıldı. Aksi takdirde, her yıl İngilizler ödülleri kapıp götürürdü. Bu durumda ise, Pedro Almodovar'ın zaten 'elde bir' olan 'Volver'i ve yılın en iyi filmlerinden 'Pan's Labyrinth'in varlığında (Guillermo del Toro), dünyanın yedi bucağında yapılan bin bir filmin içinden sadece bir film bu aday listesine girebiliyor. Diğerlerine gelince, en azından ilk aşamasını CNBC-e'de 15 Ocak gecesi (ertesi akşam, altyazılı tekrarı var) izleyebileceğiz. Hemen ardından da Film Akademisi ödül adayları ilan ediliyor. Bakalım Oscar yolu kimlere açılacak? Umarız aralarında Martin Scorsese de olur. Bu arada, geçen yıl kimi tabu sorunları işleyen küçük, bağımsız yapımlara gösterilen şefkat de sizi yanıltmasın. Bu yılın şarkıları pek o telden çalmıyor.