Bir ustanın ardından

Bir işi aşkla yapan, çok kahrını çekmiş ama ondan el çekmemiş insanların kalkıp gitmesi, daha da üzücü oluyor sanki. Hele bir de yetenekle bezenmişseler, o işin gerçek ustaları iseler.

Bir işi aşkla yapan, çok kahrını çekmiş ama ondan el çekmemiş insanların kalkıp gitmesi, daha da üzücü oluyor sanki. Hele bir de yetenekle bezenmişseler, o işin gerçek ustaları iseler. Savaş Dinçel, böyle bir ustaydı işte. Esas olarak tiyatronun ustasıydı ama sinemada da oynamış, kendisini daha önce tanımamış olanlara da ancak televizyon dizileriyle ulaşmıştı.
Dinçel, 1962'de Şehir Tiyatroları'nda profesyonel olmuş, demek ki kırk beş yıl boyunca profesyonel oyunculuğu, hem de en hasından, sürdürmüş. Şehir Tiyatroları'nın yanı sıra AST, Gen-Ar Tiyatrosu, Münir Özkul Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Miyatro Vatandaş Tiyatrosu gibi tiyatrolarda oynadı. 'Islıkçı', 'Küçük Prens', 'Artiz Mektebi', 'Bir Evlenme', 'Vişne Bahçesi', 'Müfettiş', 'Vladimir Komarov', 'Keşanlı Ali Destanı', 'Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye', 'Godot'yu Geklerken', 'Sersem Kocanın Kurnaz Karısı', 'Hamlet 2001', 'Yaprak Dökümü' gibi oyunlarda rol aldı. 'Küçük Prens', 'Sacco ile Vanzetti', 'Yolcu', 'Fareli Köyün Kavalcısı', 'Tam Rolünün Adamı', 'Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım', 'Uçurtmanın Kuyruğu' gibi oyunları sahneye koydu. 'Gürültülü Patırtılı Bir Hikâye', 'Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye', 'Uçurtmanın Kuyruğu', 'Çok Orijinal Bir Oyun' adlı oyunları yazdı.
Bir de karikatürcülük ve ressamlık yanı var. 1980'de askeri darbe sonrası 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası'yla Şehir Tiyatroları'ndan atılmasını izleyen dönemde Güldürü Üretim Merkezi'nde (GÜM), profesyonel karikatürist olarak çalıştı. Üç yıl boyunca Günaydın gazetesinde 'Tonton' (Turgut Özal tiplemesi) adlı bir bant karikatür dizisi çizdi. Ayrıca Hürriyet'in Kelebek ekindeki GÜM mizah sayfasında da çalıştı. 'Çizgilerle Nâzım Hikmet' ve 'Çok Sesli' adlı iki karikatür kitabı var. İlki yüzünden yargılandı, kitap toplatıldı, yıllar sonra piyasaya çıkabildi. İkincisinde müziği ve müzisyenleri çizdi. Oyun afişleri yaptı. Karikatür çizdi. En unutulmazı, ayak izleri boyunu aşan Aziz Nesin karikatürüdür.
Nâzım Hikmet'i karikatürleştirdi.
İlk kez 1979'da Tuncel Kurtiz'in 'Gül Hasan' filminde yan bir rolle kamera karşısına geçti. Ama kitleler onu, 1997'de Erdal Özyağcılar'dan devralıp beş yıl sürdürdüğü Umur Bugay'ın 'Bizimkiler' dizisindeki Şükrü Bey rolüyle tanıdı. 'Ekmek Teknesi'nin fırıncı Nusret'i, şöhretini pekiştirdi. Umur Bugay'ın es geçilmiş Cumhuriyet dönemi politik tarihi niteliğindeki mini dizisi 'Oğlum Adam Olacak'ta bir ailenin gelişiminde aynı karakteri genç bir çocuktan oynamaya başlayıp büyükbabaya kadar getirdi. 'Merdoğlu Ömer Bey', 'Çözülmeler', 'Aşık Oldum', 'Hababam Sınıfı Güle Güle', 'Kurtuluş', 'Cumhuriyet', 'Abdülhamit Düşerken', 'Ağır Roman', ona pek çok ödül getiren 'Dar Alanda Kısa Paslaşmalar', oynadığı filmlerden birkaçı. MSM'den öğrencisi Uğur Uludağ'ın 'Bir İhtimal Daha Var'ında, devri geçmiş beş çalgıcıdan üçünü o ve can dostları Müjdat Gezen ile Mustafa Alabora oynadı.
Şehir Tiyatroları'nın son yıllardaki en büyük gişeli oyunu 'Yaprak Dökümü'nde Ali Rıza Bey'di, 'Sersem Kocanın Kurnaz Karısı'nda ise Münir Özkul'dan sonra bu rolde kendini kabul ettirmiş tek aktör olarak, Fasulyeciyan. Şehir Tiyatroları'nın tek gösteride en fazla seyirci çeken (üç bin) oyunu 'Hamlet 2001'de, Oyuncu Kraliçe'yi oynayan Zihni Göktay'ın karşısındaki Oyuncu Kral'ı da son dönemin en çarpıcı sahne performanslarındandı. Ama bizce Savaş'ın en unutulmaz rolü, hayranı olduğu ve usta saydığı Sait Faik'i uzun seneler boyunca oynadığı tek kişilik oyunu 'Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye'dir. Shakespeare'in baş karakteri olduğu 'Gürültülü Patırtılı Bir Hikâye'yi yazmış, Türkiye'nin Shakespeare uzmanı Mina Urgan çevirsin istemişti. Ne yazık ki Mina hoca buna vakit bulamadı.
Evet, çok şey sıraladık ama, öyle dolu dolu ve başarılı bir kırk beş yıl ki bu, insan kaydadeğer her şeyi yazmak istiyor. Daha fazlasını isteyene Okan Bayülgen'in 'Pudra' adlı kitabını öneririz. Çok kapsamlı bir röportajı ve Bayülgen'in objektifinden güzel portreleri var.
Eşi Sumru, MSM'de, öğrencilerinin çok sevdiği bir öğretmendir. Oğlu Barış Dinçel de, son yılların en parlak dekoratörü. Gezen, Alabora ve Yaman Tüzcet'le ayrılmaz bir dörtlü oluşturmuşlardı. Rumelihisarı kahveleri müdavimi, klasik müzik ve ayakkabı tutkunuydu. Özenle bakımını yaptırdığı, hep aynı lostra salonuna götürdüğü özel yapılmış elli çift ayakkabısı olduğu söylenir. Semih Saygıner'den bilardo dersleri almıştı. Fanatik Fenerliydi. Fıkraları ve esprileriyle ünlü, aynı zamanda hem çelebi hem fırlama, hem salon adamı hem sokak çocuğuydu. Yolu açık olsun...