Büyük kâşiflerin sonuncusu

Sir Edmund Hillary öldü, 88 yaşındaydı. Son yıllarda biraz rahatsızdı ama köşesine çekilmemişti. Edmund Hillary, hep kendisinin 'sıradan bir adam' olduğunu söyleyen uzun boylu bu Yeni Zelandalı arıcı...

Sir Edmund Hillary öldü, 88 yaşındaydı. Son yıllarda biraz rahatsızdı ama köşesine çekilmemişti. Edmund Hillary, hep kendisinin 'sıradan bir adam' olduğunu söyleyen uzun boylu bu Yeni Zelandalı arıcı, aslında binlerce yılın kutsal dağı Chomolungma'ya ya da İngilizlerin taktığı isimle Everest Dağı'na ilk çıkan iki kişiden biriydi. O ve 'şerpa' Tenzing Norgay 29 Mayıs, 1953'te, bir keşif heyetinin mensubu olarak zirveye çıkmayı denemiş ve başarmışlardı. Uzun süre ikisine de önce kimin zirveye adım attığı soruldu, "ekip işi" diye cevap verdiler. Sir Edmund, "Birkaç yorgun adım daha" diye yazmıştı, "ve üstümüzde gökyüzünden başka bir şey yoktu... Zirvede birlikte duruyorduk. Aşağı yukarı altı kişilik yer vardı. Everest'i fethetmiştik." Norgay birkaç yıl sonra, ayağını zirveye ilk koyanın Hillary olduğunu söyledi. Hillary bunu açıkça ancak Norgay'ın ölümünden çok sonra kabul etti.
Ama şimdi biliyoruz ki, o gün, İngiliz John Hunt başkanlığındaki keşif heyetinden Hillary ile Norgay, zirveye varmayı denemekle görevlendirilmişti. Aynı ekipten Tom Bourdillon ve Charles Evans'ın üç gün önceki başarısız girişiminin ardından, iki tırmanıcı zirveyi hedefledi ve yerel saatle 11.30'da Everest'i fethettiler. Fotoğraf çektirdiler, birkaç şeker ile küçük bir haçı gömüp zirveden ayrıldılar. Everest'e dağcı olarak çıktılar, şöhret olarak indiler. İkisi de buna çok şaşırdı. Zaferleri, Kraliçe Elizabeth'in taç giymesine denk gelmişti, manşetleri bu önemli olayla paylaştılar: bir Yeni Zelandalı ile bir Nepalli.
Sir Edmund Hillary, büyük kâşiflerin sonuncusu, çünkü 1920'de başlatılan Everest seferlerinin bu dokuzuncusuyla, emperyalist keşif yüzyılı da, iyisiyle kötüsüyle, bir anlamda sona ermiş oldu. Ancak onun ölümünü, kaç yaşında olursa olsun büyük bir üzüntüyle karşılamamızın nedeni, kendisinin Everest'e çıkması değil sadece. Mütevazı bir adam oluşunun, kibar çevrelere katılmaktan pek hazzetmeyişinin, kendine daima 'sıradan nitelikleri olan sıradan bir insan' gözüyle bakışının da bunda rolü var. Hayatı büyük başarılarla, maceralarla, keşiflerle dolu olduğu halde onu en çok tatmin eden, en fazla gurur duyduğu şey, Tenzing Norgay'ın ülkesi Nepal'e onlarca yıl boyunca yardım etmesi, orada okullar ve hastaneler açmasıydı. 1952'de kurduğu Himalaya Tröst'ü vasıtasıyla sessiz sedasız kaynak akıttığı ve uzun boyu nedeniyle 'burra sahib-koca adam' olarak tanındığı Nepal'i en son 2007'de ziyaret etmişti.
Hayaller kurardı, sonra da hiç yılmadan, çekinmeden bu hayalleri gerçekleştirirdi. 1957-58'de traktörlerle gerçekleştirilen Kutup seferine dahil oldu. 1977'de 'Okyanustan Gökyüzüne' keyif seferiyle Ganj'ın kaynağını hedefledi. Son kısmı, yayan gerçekleştirilen ve iki dağa tırmanılan bir geziydi. Güney Kutbu'na da, Kuzey Kutbu'na da gitti. İnançlı bir çevreciydi, Everest'te dağcıların malzemelerinin oluşturduğu tonlarca 'çöp'ün temizlenmesi için çağrılarda bulunmuştu. Pasaportunda 'yazar-konuşmacı' yazılıydı. Himalaya Tröstü için de sürdürdüğü yazı yazma ve konferans verme işleri, onun baba mesleği arıcılığı bırakmasına neden olmuştu.
Ölünce bir dağa bırakılmak istemiyordu. Küllerinin, hayatı boyunca yaşadığı kuzey Yeni Zelanda şehri Auckland'de Waitemata Limanı'na serpiştirilmesini istemişti. Doğduğu yerin yakınlarındaki birçok güzel kumsala dalgalarla usulca taşınırsa, hayat çevriminin tamamlanacağını düşünüyordu. Onu ve okuma-yazma bilmediği halde yedi dil bilen, usta 'şerpa', yalnızca Hillary'ye mal edilen başarının ortağı, onun ömür boyu dostu Tenzing Norgay'ı sevgiyle anıyoruz.