Canım Nükhet

Bazı kayıp haberlerini kaldırmak çok zor geliyor insana, seni kaybettiğimiz haberi gibi. Pazar akşamüstü duydum. Mideydi, serumdu, kan tahliliydi derken, kuş gibi uçup gitmişsin.

Bazı kayıp haberlerini kaldırmak çok zor geliyor insana, seni kaybettiğimiz haberi gibi. Pazar akşamüstü duydum. Mideydi, serumdu, kan tahliliydi derken, kuş gibi uçup gitmişsin. Ama olmuyor ki, şunun şurasında daha bir ay önce Nardis'teydik. Vokal yarışmalarının üçüncüsünde. Senin ve Sibel'in sahnede bir sürü öğrenciniz vardı. Neşet'le gelmiştin. Sonra bir önceki yılı hatırladım; hastalıktan yeni kurtulduğun sıralardı, "İyiyim" diyordun, iyi de görünüyordun.
Ben zaten senin hep iyi anlarını hatırlarım. 20 yıldan fazla geçmiş, Ece gecelerimizin üstünden. Önce Gün Doğarken sahne alırdı, gece 24.00'te siz çıkardınız. O uzun, kabarık saçlar sana çok yakışırdı, Nükhetciğim. Gerçi kısa saç da yakıştı, zarif kızdın çünkü. Sinan, Caz Bar'ı sizinle açtı: Sen, Neşet, Nilüfer, İmer, Nezih, bir de Selim. Orada gece 24.00'e kadar çalışırdınız. Sonra Galatasaray Adası'na da geldin, orada da birlikte olduk. Bir aralar da ben, sizin Kehribar programlarınızı izlerdim. Ne güzel bir yerdi, Divan'ın barı, ne kadar iyi çalardınız. Sonra, Nilüfer'le çok sevdiğim bir grubunuz vardı, bir trio. TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası'yla dinledim mi, galiba evet, bir kere. Kahvaltıda Jazz'da...
Ama ben en çok, rahmetli Erol Pekcan ağabeyimizin girişimiyle düzenlenen Bursa Caz Festivali'ni hatırlıyorum. Siz de vardınız: Sen, Neşet, Nilüfer. Birkaç gün Bursa'da kalmıştık. Ne kadar eğlenmiştik. Hele bir
gün, havanın soğukluğunu da bahane ederek, stadyumda sanırım, Ahmet Eken'le siz kibar hanımlara birer yudum viski içirmeyi becerişimizi hiç unutamam. Bülent Ortaçgil'le bir konserinizi de hatırlıyorum. Çok iyi, çok eski arkadaştınız. 'Benimle Oynar mısınız?'ın vokalisti sendin. Hatta kapak tasarımında da katkın vardır, ne de olsa esas mesleğin. 'Bülent Ortaçgil İçin Söylenmiş Şarkılar'da imzası/sesi olanlardan biri de sensin.
Kısa bir ömürde ne çok yerde sahneye çıkmışsın! Sadece burada mı, İsviçre, Norveç ve Amerika'da, Çin'de de. Norveç'te Emin Fındıkoğlu ve Tommy Dodd orkestralarında çalışmıştın. New York Konservatuvarı'nda şan eğitimi gördün. Tanrı vergisi yeteneğine eğitimi de ekledin. Nasıl tasarımı bırakıp şarkıcılığı seçtinse, bir süre pop müzik söyledikten sonra cazda karar kıldın. İyi etmişsin, seni tanıyan herkesin hayatını zenginleştirdin. Özellikle, seni gerçekten çok seven öğrencilerinin,
ama biz dostlarının ve dinleyicilerinin de.
Bana hep kırılgan, narin bir prenses gibi görünürdün. Narin ve naif, seni en iyi tanımlayan kelimelerdir. Dost canlısıydın, gülüşünle karşındakinin içini ısıtırdın. İnsanın hep çevresinde olmasını istediği kişilerden biriydin. Gene de sende, çok ince bir yalnızlık sezerdim sanki, prenseslikten olsa gerek. İnandığın şey için de sonuna kadar mücadele ederdin. Özellikle geçen yılki jüri tartışmalarımızı unutamıyorum. İkinci kez sahneye çıkıp şarkı söyledikten sonra yarışmayı kazanan öğrencin Ferhat Öz'ün, pırıl pırıl gözlerle, "Ben bir Nükhet Ruacan öğrencisiyim" demesini de.
Bir de bu sene var işte, taş çatlasın bir ay öncesi. Toplandık, karar verdik, ödül alanları seçtik. Sonra hepiniz sahneye çıktınız,
yarışmacılarla birlikte şarkı söylediniz.
Öğrencilerinizle birlikte. Sahnenin hemen dibindeydin, mikrofonu o çok iyi bildiğim edanla tutmuş, başını arkaya atmış, şarkını söylüyordun. Seni bu kadar iyi gördüğüme çok sevinmiştim,. Meğer seni son 'live' dinleyişimmiş.
Baki kalan bu kubbede senin güzel sesinmiş!